Başarılı olursan kahraman, ya başarısız olursan...

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Pazartesi, Ağustos 10 2026
Paylaş
X Post

Milliyetçi kanadın çözüm sürecindeki gayreti ve iktidarın ayak sürümesini fırsata çevirip birden barış güvercini kesilivermesine, kimse kusura bakmasın, yazarınız ikna olmuş değil. İktidar kanadının gizli ajanda ve kısa vadeli kazanım hırsları kendilerine olan güveni çok ciddi zedeledi. Yüzlere yansıyan memnuniyetsizlik ve tereddütlerin en büyük sebebi bu! 


Herşey olup bittikten ve “Alan razı veren razı, sana ne oluyor?” genel kabülüne rağmen gelişmeler konusundaki anormallik hala gizemini koruyor. İktidar ortağı milliyetçi kanadın yürüttüğü barış süreci konusunda hala “Bu bir devlet işi ve devlet garantisinde!” açıklaması kafa karışıklıkları, endişeler ve her şeyden önemlisi devlet güvencesini tamire yönelik gayretler olarak kalacak. İmralı Heyeti şahıslara bağlı teminatlara hiç güvenmedikleri kaç kez dile getirdiler. 


Kırk yıldır terör örgütü olarak ülke gündemini işgal eden oluşumun, siyasi bir harekete dönüşme talebi gayet normal. Benzer oluşumların bir örneğini kendi sınırlarımız içinde görmüş olmak kimseyi afallatmasın. Bu konudaki toplumsal tecrübe ders kitaplarında “Başarısız olursan terörist, başarılı olursan kahraman!” şeklinde özetlenir. Küba'nın efsanevi lideri devrimden önce terörist devrim tamamlandıktan sonra devlet başkanı olarak tanındı ve öyle de öldü. Yakın arkadaşı Che Guevara onun kadar şanslı değildi.


Bizimkilerin pek hazzetmediği eski İsrail Başbakanı Menachim Begin, İsrail Devleti kurulmadan önce Irgun ismiyle bilinen terörist-militan grubun liderlerliği ile biliniyor. King David Hoteli'nin bombalanması hadisesinden sonra zamanın İngiliz Hükümeti Begin'i “Azılı terör örgütü lideri” olarak kara listeye almış. Kadere bakın ki, 1977 seçimlerinde İsrail Başbakanı olmakla kalmıyor, 1979 yılında Mısır ile imzalanan barış anlaşmasından sonra Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile Nobel Barış Ödülü'nü palaşıyorlar.


Türk Halkı da çözüm süreci ile birlikte beklenmedik gelişmelere ayak uydurmak zorunda. Dünün meclis kürsüsünde urgan sallayan siyasi yüzleriyle, barış sürecinde İmralı ziyareti için can atan barış elçileri(!) ortak paydada birleşiyorlar. Madem sevgililer buluşacaktı her iki tarafın da pir-i fani olması için neden beklediniz? Sevenleri buluşturmak sevaptır, öyle değil mi?


İktidar ve Saray'ın orta sahada top çevirip zaman kazanma süreleri doldu. Şimdiye kadar şahsa ve duruma özel tarif edilen “terör” kavramı sil baştan yeniden tarif edilmek zorunda. Sadece o mu? Ya herkesin vücut ölçülerine göre takdir edilen cezai uygulamalar ne olacak? Modern tıbbın geldiği noktada “Hastalık yok, hasta var!” basit formülü biraz değiştirilip sadece Saray'ın kısa vadeli planlarına uygun hale getirilecek; Terör ve terörist kavramları Saray Pi sayısı değişmezi ile çarpıldıktan sonraki çıkacak neticeye göre muamele görecek.


Bundan sonraki hukuki düzenlemeler de dahil, Saray ve iktidar, istemediği ve sonunu tahmin edemeyeceği oldu-bitti ve emr-i vakilerle daha fazla karşılaşmaya hazır olmalı. Hatta cumhurbaşkanlığı yarışında sürprizlere açık olması gereken taraf muhalefet değil bizzat iktidar kanadı olmalı. Saray'a veliaht arayışlarında milliyetçi-muhafazakar ekibin adayı şu an ki iktidar favorileri arasında değil. Muhafazakar-milliyetçi kanadın dışişleri bakanı arkasında saf tutmasını bir de bu gözle okuyun.


Saray'ın hoşuna gidenleri söylemediği için dışlanan hukuk adamları önü açık ve neticeye bağlanmayan kanuni işleyişin şimdikinden daha ağır bedellere gebe olduğuna dair uyarıları itibar görmüyor. Yarım asrı geride bırakan terör sorununun belirli şahısların insiyatifi ile oldu-bittiye getirilmesi sürekliliğin önündeki en büyük engel. Bundan sonra hızı gittikçe artan tehlikeli bir rolly coster ile yolculuğa herkes hazır olmalı. Ha bu arada küçük bir detay(!) olan iktidarın “Silah bırakma!” şartı bile karara bağlanmamış. Tam bu noktada akıllara Godfather filminin unutulmaz repliği geliyor; “If you hold a gun and I hold a gun, we can talk about the law... If you have a gun and I have nothing, what you hold isn't just a weapon, it's my life...”, “Her ikimizde de silah varsa o zaman hukuk ve kanunu konuşabiliriz. Sen silahlı iken eğer benim elimde bir şey yoksa, o zaman sen sadece silahı değil benim hayatımı da elinde tutuyor olursun!”.


İmralı ekibi öyle ya da böyle istek ve beklentilerinin en azı ile yetinmeye razı görünüyorlar. Bu halleri ile bile yaklaşmakta olan seçimlerde eli en güçlü siyasi oluşumun kendileri olacağından eminler.


Son seçimde kazandıkları belediyelere kayyım atanmasını da şimdilik sineye çekmeleri o yüzden. Olur da bir sonraki yerel seçimlerde doğu illerinin bütün yerel yönetimlerini kazanırlarsa o zaman işin rengi değişecek. Seçimde kaybettiği belediyeleri kanun zoruyla geri alan iktidar aynı tavrı o zaman gösterirse, elinde silah tutan bir muhalefet ile yüzleşmek durumunda kalacaklar.