Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasıyla 20 bin öğrenci ve akademisyenin geleceği belirsizleşti

Türkiye’nin köklü ve prestijli vakıf üniversitelerinden biri olan İstanbul Bilgi Üniversitesi, yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ani bir şekilde kapatıldı.
Önlisans, lisans ve lisansüstü seviyelerinde eğitim gören 19 bin 335 öğrenci ile 575 öğretim elemanı, final haftasına ve mezuniyete haftalar kala, “faaliyet izninin kaldırılması” kararıyla karşılaştı. Kararın ardından kampüs çevresinde eylemler başlarken; öğrenciler, akademisyenler ve idari personel büyük bir belirsizlik ve mağduriyet dalgasıyla karşı karşıya.
‘DÜN VARDI, BUGÜN YOK’
Şeriban Alkış’ın Kısa Dalga’daki haberine göre; kapatılma kararının zamanlaması kampüs bileşenlerinde büyük bir şaşkınlık ve öfke yarattı. Bayram tatilinin hemen ardından, 1-5 Haziran haftasında son derslerini yapmaya ve 8-20 Haziran tarihleri arasında final sınavlarına girmeye hazırlanan öğrenciler, okullarının kapatıldığını sosyal medyadan öğrendi.
Öğrenciler, eğitim öğretim dönemi aktif olarak devam ederken kapıya kilit vurulmasına tepki gösterdi. Kampüs önünde toplanan öğrencilerden biri, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle özetledi:
“Kendi kampüsümüzün içinde şu an zaten güvende hissetmiyoruz. Kapımızın önünde bir sürü TOMA, polis var. Hakkımızı aramaya çalışıyoruz. Bize sadece dün okulumuzun kapatıldığı söylendi. 20 bin öğrenci, mezun olacak arkadaşlarımız, stüdyolarımız, laboratuvarlarımız ne olacak hiçbir şey bilmiyoruz.”
Üniversiteyi ziyaret etmek isteyen bir öğrenci adayı ve annesi ise karşılaştıkları manzarayı, “İçeri sadece mevcut öğrencileri alıyorlar. Haklı bir gerekçeleri olsa bile bu işlem en azından sınavlar bittikten sonra yapılmalıydı. İnsanların dört yılı boşa mı gidecek?” diye eleştirdi.
GARANTÖR ÜNİVERSİTE VAR AMA SORU ÇOK…
Garantör üniversite, bir vakıf üniversitesinin faaliyetinin durdurulması ya da kapatılması durumunda öğrencilerin eğitimlerine devam edeceği ve süreci devralacak devlet üniversitesi anlamına geliyor; Bilgi Üniversitesi için bu üniversite Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi.
Öğrenciler ve uzmanlar, Bilgi Üniversitesi bünyesinde yer alan ancak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde karşılığı olmayan mühendislik ve bazı sosyal bilimler bölümleri için nasıl bir formül üretileceğini sorguluyor.
Reklamcılık ve Sosyoloji bölümlerinde çift anadal yapan ve bir ay sonra mezun olmaya hazırlanan bir son sınıf öğrencisi, nitelik kaybından endişe ediyor:
“Bilgi’nin İletişim Fakültesi, Türkiye’nin en iyi fakültelerinden biriydi. Ben buraya tam burslu olarak, ilk 1000’e girerek geldim. Şimdi benim elimde bölümü, fakültesi, hatta hocası bile bulunmayan bir okulun diploması olacak. Ücret ödeyen, yüzde 50 burslu bir öğrenci parasını verip başka bir vakıf üniversitesine geçebilir belki ama tam burslu öğrencilerin başka bir özel okula aynı şartlarda geçmesi imkânsız. İlk 1000’e girmiş olma başarımız da elimizden alındı.”
Ayrıca, yurt dışında Erasmus programında olan öğrencilerin not transferlerini ve transkript işlemlerini hangi kuruma yapacağı, Bilgi Üniversitesi yakınlarında ev tutan veya yurda yerleşen öğrencilerin barınma krizini nasıl çözeceği de yanıt bekleyen sorular arasında yer alıyor.
‘KENDİNE BİLE YETEMEYEN OKUL BU YÜKÜ NASIL KALDIRACAK?’
Sürecin diğer bir mağdur tarafı ise hâlihazırda fiziki yetersizlikleriyle uğraşan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencileri oldu.
MSGSÜ Sinema-TV bölümü öğrencisi, üniversitenin Balmumcu yerleşkesinin 2019 yılında “deprem riski” gerekçesiyle kapatılmasından bu yana konteynerlerde, kız yurtlarında ve yetersiz koşullarda eğitim görmeye çalıştıklarını belirtti:
“Biz zaten ekipmanlarımızı düzgün kullanamıyoruz, dersliklerimiz olmadığı için eğitimimiz bir süre çevrimiçi sürdü. Kendi kendine yetemeyen bir okuluz. Şimdi binlerce yeni öğrencinin daha buraya aktarılmasıyla çok daha fazla insan mağdur edilecek. Bu durum, senelerdir Fındıklı ve diğer kampüslerimizi taşımak isteyenlere ‘yer yok’ bahanesi yaratacak.”
AKADEMİSYENLER DE ENDİŞELİ: İŞSİZLİK, HAK KAYBI, SANSÜR…
Kapatma kararı yalnızca öğrencileri değil, 575 öğretim elemanı ve yüzlerce idari personeli de derinden sarstı. Sosyal Bilimler Fakültesi’nde görev yapan araştırma görevlileri (Ar1, Ar2), kararın kendilerine resmi bir kanalla iletilmediğini, yalnızca öğleden sonra YÖK metnini tekrar eden bir e-posta ile iletildiğini belirtti.
Akademisyenler, garantör devlet üniversitesine geçiş hakkına sahip olmadıklarını, ancak MSGSÜ’de kadro açılırsa bireysel olarak başvurabileceklerini ifade ediyor.
Yaklaşan bayram tatiline rağmen maaşlarının yatmadığını belirten bir akademisyen, “Büyük ihtimalle işsiz kalacağız. Sözleşme haklarımız devlet üniversitesine geçmiyor. Hak tazmini için okulun varlıklarının tasfiye edilmesi beklenecek deniyor” sözleriyle ekonomik güvencesizliklerini aktardı.
Araştırma görevlisinin aktardığına göre, üniversitede bazı çalışanların yemek kartı uygulamasına erişimi kesildi ve özel sağlık sigortalarının da devre dışı bırakıldı.
Öte yandan, ekim ayında mütevelli heyetine kayyım atanmasıyla birlikte kampüste yoğun bir baskı ve sansür ortamının kurulduğu belirtildi. Gökkuşağı ve Kürt Araştırmaları gibi öğrenci kulüplerinin faaliyetlerinin engellendiği, sınıflara ve koridorlara güvenlik kameraları takılarak güvenlik şefliğinin “devriye” sistemine geçtiği ifade edildi.
‘OKULU AVM GİBİ YENİLEYİP KAPATTILAR’
Akademisyenler, okulun satılacağına dair dedikoduların yayılmasıyla birlikte son aylarda kampüste devasa bir tadilat sürecine girişildiğini aktardı:
“Okul resmen bir alışveriş merkezine benzetildi. Bütün tuvaletler, altyapı, mobilyalar ve bilgisayarlar son haftalarda tepeden tırnağa yenilendi. Okula bu kadar ciddi yatırım yapıldıktan hemen sonra, final haftasına ramak kala kapatma kararının gelmesi hepimiz için çok şaşırtıcı oldu.”
Öte yandan vakıf üniversitelerindeki öğrencilerin, garantör devlet üniversitesine geçseler bile eski okul ücretlerini ödemeye devam edeceklerine dair yönergeler tepkiyi artırıyor.
Hem fahiş ücretler ödeyip hem de bir geçiş sürecine zorlanan öğrenciler ile işsiz kalan akademisyenler, seslerini duyurmak için kampüs önündeki bekleyişlerini sürdürüyor.
Şeriban Alkış, Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları programında yüksek lisansını tamamladı. Daha önce Kapsül’de çalıştı. Farklı kurumlarda sosyal medya ekiplerini ve dijital kanalları yönetti. Ulusal ve uluslararası basın ile sivil toplum kuruluşları için video haberler ve podcastler üretti. Serbest gazeteci olarak çalışıyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

HÜSEYİN ODABAŞI

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL













