Bir Amerikalı Profesör ile Beraber Ağladınız mı? Jon Pahl

Bir Amerikalı profesör ile beraber ağladınız mı? Ben ağladım. Zaman zaman da ülkemde olan absürt şeyler karşısında tebessüm ettik. Çünkü kendisi de on yıldır Türkiye’ye gidemiyor. Son gezisi 2015’te olmuş. Peşinde, Sefiller’de olduğu gibi bir hafiye ile gezmiş.
Jon Pahl, Amerika Birleşik Devletleri’nde Hristiyanlık tarihi profesörü ve birçok kitabın yazarıdır. Akademik titizliği ve analizlerindeki açıklıkla tanınan Pahl, ayrıca University of Cambridge, University of Oxford ve Yale University gibi saygın üniversitelerde verdiği dersler ve konferanslarla da adından söz ettirmiştir.
2000’li yılların başında, Jon Pahl ağır konulardan ve dünyanın insanı boğan gündemleri arasında bir arayışa girer. Dünyada barış ve ümit vadeden bir örnek ararken, Amerika’da Hizmet gönüllüleri ziyaretine gelirler.
“2006 yılında bir iftara davet edilmiştim. Hava yağmurluydu ve neredeyse gitmeyecektim… ama gittim. Eğer gitmeseydim, hayatımın bu şekilde değişeceğini hayal edemezdim.” diye anlatıyor Hizmet’le ilk tanışmasını. Sonrası Türkiye gezisi ve hayatında yeni bir sayfa açılır.
Fethullah Gülen hakkında duydukları karşısında çok sevinir ve heyecanlanır. O gün aradığını bulduğuna karar verir ve araştırmalara başlar. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin biyografisinin uluslararası arenada yazılmadığını ve bunun büyük bir eksiklik olduğunu görür. 2010 yılında ise kitabın yazımına başlar.
2015 Türkiye’ye son gidişinde peşinde hep polis vardır. Üç kez yer değiştirirler. Yusuf Pekmezci ağabey ile 90 dakikalık görüşme planlayıp terk edilmiş bir fabrikada buluşurlar. Ama hikâyesi öyle etkiler ki görüşme üç saat sürer. Erzurum uçağını kaçırır.
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ablası Nurhayat Hanım ile de İzmir’de gizlice buluşurlar. Hocaefendi ile beraber dinledikleri bir çocukluk şarkısının sözlerini okur. İkisi de gözyaşlarına boğulurlar. Amerika dönüşünde Jon Pahl bunu Hocaefendi’ye anlatır. O da gözyaşları ile hatırlar o günleri. “Sıbgatullah da o şarkıya katılırdı ama söyleyemezdi” deyip tebessüm eder.
2016’ya kadar araştırmalar yapar. 15 Temmuz sonrası ise yapılan hukuksuzluklar karşısında bir an önce kitabı bitirmeye karar verir. Bir yıl içinde, her sabah heyecanla kalkarak masa başına geçer, eşi Lisa’nın desteğiyle bu kitabı bitirir. 2018’de ilk kez Fethullah Gülen’le görüşür. O güne dek etkilenmemek için yüz yüze görüşme yapmaz. Kitabı bitirince Fethullah Gülen Hocaefendi’ye taslağı gösterir. Röportajlar yapar. Hocaefendi Jon Pahl’e oturması için yerini verir. Bu nezaket karşısında ayrıca etkilenir.
Kitabın Fransızca’ya çevrilmesi hikâyesi ise başlı başına bir maceradır… Önce uzun süre uygun bir tercüman bulunamaz. Sonrasında Belçika’dan bulunan bir çevirmen tercümeye başladıktan altı ay sonra Covid döneminde ağır hasta olur ve projeyi bırakır. Sonradan tanınmış Fransız ilahiyatçı ve akademisyen Hervé Legrand ile görüşülür ve arkadaşlara yardımcı olur. Kardeşi, çevirmen Anne-Marie Legrand da tercümeyi üstlenir. Kitap Amerika’da bir yayınevinde bastırılmak istenir ama Fransızca karakterlere uygun düzgün bir mizanpaj yapılamaz ve birçok şey baştan alınır. Sonrasında Fransa’nın saygın yayınevlerinden La Harmattan ile yine önemli dostlar aracılığıyla görüşülür. Tercüme yeniden düzenlenir ve baskı için uzun görüşmelerden sonra anlaşılır.
Cohesions Derneği tarafından Fransa’ya kitap tanıtımı için davet edildi. Fransa ziyareti ise Nisan 2026 yılında gerçekleşiyor. Gittiği her yerde yoğun ilgi görüyor Jon Pahl ve eşi Lisa Hanım.
Paris’te mutfak mobilyası üretimi yapan iş adamı Mevlüt Bey’in evindeki buluşma da tam bir kültürler mozaiği oldu. Hizmet okullarından mezun olan Arnavut, Kazak, Nijer ve Afgan dostlarla buluşma çok renkli ve canlıydı. Kazak Ablaihan, nükleer üzerine çalışmalar yapan bir mühendis; Arnavut Andi ve üniversite hocası eşi Lindi; Nijeryalı doktor Rabilou ve Afgan Ahmadullah ile Amerikalı bir profesör… Hepimiz aynı dili, sevgi dilini konuşuyorduk.
Bir diğer gün Jon Pahl ile Paris Jeunactio gençlik merkezinde gönüllülerle sohbet ederken “Joyful Joyful We Adore Thee” şarkısını mırıldandık beraber. “Bana Hocaefendi’yi hatırlatıyor” dedi nemli gözlerle…
Programın iyi geçmesi için sabahlayan arkadaşlar vardı. Gidilen yerlerde zaman zaman hüzünler, zaman zaman gülüşmeler, zaman zaman şarkılar… Gönüllülerin yoğun ilgisi ve ilginç hikâyeler anlatıldı. Lisa’nın Hizmet’le tanıştıktan sonra değişim hikâyesi, sabahları artık erken kalkması ve Müslümanlar hakkındaki önyargılarını nasıl aştığını anlatması zaman zaman hepimizi duygulandırdı ve bizleri de ağlattı.
“Her gittiğimiz yerde aynı güzellikte insanlar tanıyoruz ve bu bizi çok etkiliyor” dediler. Paris merkezi gezerken haberlere baktıklarında yaşadıkları bölge Wisconsin’de sel bastığını öğrendiler. Kendi evleri yüksekte olduğu için etkilenmemişti ama komşularından zarar görenler vardı. Beraber dualar ettik.
Paris’in prestijli mekânlarından Espace Bellechasse de l'Académie d’Agriculture de France’ta konferans ve kitap tanıtımı yapıldı. Salonda boş yer yoktu, sonradan gelenler ayakta izlemek zorunda kaldı. Fransız dostlar ve farklı milletlerden izleyiciler yoğun ilgi gösterdiler.
Jon Pahl, Hizmet hareketini 20 yıldır incelediğini, Fethullah Gülen’in hayatını derinlemesine araştırdığını ve bu kitabı bu çalışmalar sonucunda yazdığını anlattı.
Kitabın üç temel amacı var:
Birinci amaç:
Fethullah Gülen’in hayatını doğru ve ayrıntılı biçimde anlatmak.
İkinci amaç:
Gülen’in hayatından doğan Hizmet hareketinin tarihini anlatmak ve Müslüman olmayan okuyuculara İslam hakkında bir giriş sunmak.
Üçüncü amaç:
Gülen’in hayatı ve Hizmet hareketinin barışa katkısını göstermek.
Konuşmasında Hizmetîn beş temel özelliğinin altını çizdi:
Şiddet içermeyen İslami uygulamalar…
Farklı inançlara açık diyalog…
Empati…
Bilim ve eğitim…
Ve sosyal hizmet…
Hizmet Hareketinin günah keçisi ilan edilerek bir gecede karartılan hayatları kürsüden adeta haykırarak anlattı. Her şeye rağmen Hizmet insanlarının hayatlarına müspet hareketle devam etmesinin, bu zulümleri ve hukuksuzlukları yapanlara verilen en büyük cevap olduğunu söyledi.
“Ben bir tarihçiyim; şüphe etmek üzere yetiştirildim, araştırırım, sorgularım. Hizmet’in kendini geliştirebileceği alanlar olabilir ama bir ‘karanlık taraf’ görmedim.” Yine bir soruya cevap olarak; kadınların rolünü güçlendirmeyi, Hizmet’in bulunduğu ülkelerde hukuka aykırı iş yapmamasını ve sevmekten vazgeçmeyin, tavsiyelerini verdi.
Başta dediğim gibi, Amerikalı bir profesör ile kendi dilini konuştuğunuz insanlara anlatamadığınız dertlerinizi paylaşıyor ve ortak bir dili konuşuyorsunuz.
Kitap çevirisi, Fransız çevirmen Anne-Marie Legrand tarafından yapıldı. Anne-Marie Legrand, tanınmış Fransız ilahiyatçı ve akademisyen Hervé Legrand’ın kardeşidir. Eser, farklı dillere çevrilerek geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı; İngilizce, Yunanca, İspanyolca, Korece, Almanca, Fransızca, Çince, Romence ve Arnavutça gibi birçok dile tercüme edilmiştir. Bu durum, Hizmet hareketine adanmış bir ömrün uluslararası ölçekte ilgi gördüğünü de ortaya koymaktadır.
Kitap, Cohesions Derneği sponsorluğunda, Fransa’nın saygın yayınevlerinden La Harmattan tarafından yayımlandı. Kitabın arka sayfa tanıtımı şu şekilde yapıldı:
“1938'de Anadolu'nun ücra bir köyünde doğan Fethullah Gülen, eğitim, sosyal girişimler ve dinler arası diyaloğa adanmış, milyonlarca destekçiye sahip küresel bir hareket olan Hizmet’e nasıl ilham verebildi? Bu barışçıl Müslüman düşünürün etkisi nasıl bu kadar büyük bir düşmanlığa yol açabildi? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bile onu bir numaralı halk düşmanı ilan etti.”
Kitap tanıtım programları Fransa çapında devam ediyor. Sırada Rennes, Orleans, Creil, Marsilya, Strazburg, Metz, Colmar, Mulhouse, Lyon ve Bordeaux var.
Notre Dame Katedrali’ni gezerken Jon Pahl benim için bir mum yaktı ve bir dilekte bulunmamı istedi. Ben de Fransa’da, kendisi gibi Hizmet’in düşünce ve aksiyon boyutunu anlamış Fransız dostların sayısının artmasını dilediğimi ifade ettim. Dua etti, çok duygulandı.
Bahçesinde olan iki ağaca, son yıllarda kaybettiği annesi Barbara ve babası Fred’in ismini verdiğini , günlük onları ziyaret edip, dua ettiğini anlattı. Fethullah Gülen Hocaefendi ‘nin vefat yıldönümünde de gölü gören bir meşe ağacına onun adını verdiğini ve her gün özel dua ettiğini söyledi.
Paris için kullanılan “City of Lights” (Fransızca: La Ville Lumière), yani Işıklar Şehri tabiri vardır. Kim bilir, yeniden bir ışık doğar belki bu beldelere de…
https://open.spotify.com/episode/5awup2ydD3eiy0q9WYMUei?si=hQ8YZMU_RyyH2rVcY3QMLw
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

HÜSEYİN ODABAŞI

CUMA KARAMAN

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

Kayıtları yok eden başhekim de tutuklandı

Ekonomi çıkmaz sokağa girince Osman Cevdet Akçay g...

Mansur Yavaş'ın 'bu böyle gitmez' restine Özgür Öz...

MHP'de İl Teşkilatlarının feshi Bolu ile devam ett...

Gülistan Doku'nun kız arkadaşı da aynı akıbeti mi ...







