BM Raportörleri Sert Konuştu: Manevi Unsur Yok, Somut Delil Yok, Sadece İhlal Var

Okuma Süresi 11 dkYayınlanma Cuma, Şubat 13 2026
Paylaş
X Post
Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Özel Raportörler, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na hitaben yazdıkları 21 sayfalık kapsamlı bir mektupta, terörle mücadele operasyonlarında yaşanan “sistematik hak ihlalleri” konusunda sert uyarılarda bulundu. 8 Ekim 2025 tarihli ve “AL TUR 9/2025” referans numaralı mektupta, özellikle Hizmet Hareketi gönüllüsü olduğu iddia edilen kişilere yönelik toplu tutuklamaların uluslararası hukuk standartlarını ihlal ettiği belirtildi.
BM Raportörleri Sert Konuştu: Manevi Unsur Yok, Somut Delil Yok, Sadece İhlal Var

BM Terörle Mücadele ve İnsan Hakları Özel Raportörü Ben Saul ve beraberindeki 6 raportör tarafından imzalanan mektupta en dikkat çekici vurgu, Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun (WGAD) tespitlerine yapıldı. Raportörler, somut kanıt olmaksızın sadece “ilişki yoluyla suçluluk” prensibiyle yürütülen kitlesel operasyonların, belirli koşullar altında “insanlığa karşı suç” teşkil edebileceği konusunda Türkiye’yi uyardı.

Yalçınkaya Kararı ve ByLock Vurgusu

Mektupta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya kararına atıfta bulunularak, bireylerin yalnızca ByLock mesajlaşma uygulamasını kullandıkları gerekçesiyle mahkum edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesini (Suç ve cezada kanunilik) ihlal ettiği hatırlatıldı. BM temsilcileri, Türk hükümetinin bu konuda henüz gerekli yasal veya yargısal reformları hayata geçirmediğine dikkat çekti.

Temel Eleştiriler ve Tespitler

Mektupta öne çıkan diğer kritik noktalar şunlar oldu:

  • Muğlak Terör Tanımı: 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ifadelerinin aşırı geniş olduğu ve sivil toplumu, gazetecileri ve muhalifleri bastırmak için kötüye kullanıldığı ifade edildi.
  • Usuli Güvencelerin İhlali: Gözaltı süreçlerinde hukuki danışmanlığa erişimde gecikmeler, avukat-müvekkil gizliliğinin ihlali ve dava dosyalarına erişim kısıtlamaları gibi sistematik sorunlar raporlandı.
  • Kanıt Yetersizliği: Yüz binlerce kişinin somut ve inandırıcı bir delil olmaksızın, yalnızca “sempati” veya “iltisak” iddiasıyla özgürlüğünden yoksun bırakıldığı vurgulandı.

Uluslararası Sözleşmelere Uyum Çağrısı

Raportörler, BM İnsan Hakları Komitesi’nin Türkiye’ye yönelik mükerrer uyarılarını hatırlatarak, mevcut uygulamaların Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICCPR) ile uyumsuz olduğunu belirtti. Mektubun sonunda, Türkiye’ye terörle mücadele yasalarını daraltma ve yargı süreçlerini uluslararası standartlara uygun hale getirme çağrısı yinelendi.