Eski Yarbay’dan ‘Roboski’ iddiası: 'Soruşturma dosyasından Hulusi Akar’ın ismini ben çıkarttım’

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Cuma, Ocak 2 2026
34 köylünün savaş uçaklarıyla bombalanarak öldürüldüğü Roboski katliamıyla ilgili kamuoyunu sarsacak yeni iddialar ortaya atıldı. Dönemin Malatya 2. Ordu İstihbarat Karagahı'nda görevli eski Yarbay Savaş Kabaklı, "yok" denilen MİT'in istihbarat "en güvenilir A1 seviyesindeki" raporunun evrak kaydını bizzat kendisinin yaptığını söyledi.
Eski Yarbay’dan ‘Roboski’ iddiası: 'Soruşturma dosyasından Hulusi Akar’ın ismini ben çıkarttım’

28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde savaş uçaklarının bombalamasıyla 34 sivilin öldürüldüğü olayla ilgili dönemin Malatya 2. Ordu İstihbarat Karagahı’nda görev yapan eski Yarbay Savaş Kabaklı dikkat çekici bir iddiayı gündeme getirdi.


Kabaklı, MİT’ten gelen ancak sonraki dönemde inkar edilen sınırdan “Bahoz Erdal’la birlikte PKK’lı bir grubun geçeceği” istihbaratını bizzat işleme aldığını söyledi.


Gazeteci Müyesser Yıldız’ın aktardığına göre; 15 Temmuz döneminin Mamak 28. Mekanize Piyade Tugay Kurmay Başkanı eski yarbay Savaş Kabaklı, 14 Kasım 2025’teki duruşmada Roboski katliamının yaşandığı dönemde Malatya 2. Ordu’da görev yaptığını belirterek katliama ilişkin önemli bilgiler verdi.


‘RAPOR YÜZDE 100 GÜVENLİ DEMEK OLAN A1 SEVİYESİDİR, KAYDINI BİZZAT BEN YAPTIM”

Kabaklı 15 Temmuz ana davasındaki ifadesinde,  “Kayıtlara Uludere-Roboski vakası olarak geçen elim hadise bizzat ülkenin istihbarat teşkilatının terör örgütünün Suriye kolunun lideri olan Bahoz Erdal’ın kaçakçı kılığında Uludere üzerinden Türkiye’ye giriş yapacak şeklinde özetlenebilecek raporları aracılığıyla pişirilip pimi çekilmiş bir bomba gibi TSK komuta heyetinin kucağına bırakıldı. Tabii olay sonrası MİT böyle bir mesaj göndermediğini iddia etti. Ancak mesajın bizzat kendisini ben Malatya’da İkinci Ordu Karargâhında İstihbarat Başkanlığında görev yaptığım dönemde işlem yaptım, evrak kaydını dahi yaptım. Mevcudu var MİT raporunun, A1 seviyesidir. A1 seviyesi hem kaynağı hem de haberin içeriği yüzde yüz güvenli demek” ifadelerini kullandı.


O dönem komuta kademesinde görev yapan Yaşar Güler, Ali Rıza Kuğu ve Hulusi Akar’a dikkat çeken Kabaklı, şöyle devam etti:


“Bu operasyonla bir taşla o kadar çok kuş vurulmuştu ki, o günkü karar alıcı komutanların 15 Temmuz sürecinde ve sonrasında üstlendikleri roller ve makamlar göz önüne alındığında çok daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıntıları hatırlayalım isterim. MİT’ten gelen ihbar dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Yaşar Güler’e iletilince, ihbarı astı olan dönemin İstihbarat Analiz Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu’ya göndertir. Karargah’taki Silahlı Kuvvetler Komuta Hareket Merkezi’nde yapılan görüntü analizinde ihbarın doğru olduğu ve ardından kaçakçı görünümlü bir grubun sınırdan geçiş yapma hazırlığı içinde olduğu tespit edilince, Yaşar Güler ve Ali Rıza Kuğu, Bahoz Erdal’ı etkisiz hale getiren kahraman komutanlar unvanına sahip olmanın bahtiyarlığını yaşayacakları heyecanıyla dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın odasına koşarlar ve komutanlarını analizlerinin doğruluğu konusunda ikna ederler. Ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel aranır ve durum kendisinin rapor edilip emri istenir. Necdet Özel Paşa ikna edilip onayı alınınca da ‘vurun’ emri verilir. Hulusi Akar’ın pozisyonu burada çok önemli. Sonrasında, ‘pilotun kaçınılmaz hataya düştüğü kanaatine varılmıştır’ değerlendirilmesiyle hukuken kapatılan vahim operasyonun emri böylece verilmiş olur.”


‘SAVCILIĞA İLETİLEN EVRAKLARIN İÇİNDEN EMİRLE HULUSİ AKAR’IN ADINI BEN ÇIKARTTIM’

“Bu arada olay sonrasında soruşturma açan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın içeriğine ait evraklar istendi. Bu evrakları bizzat ben kendim hazırladım. 3 mavi klasör dolusu evrakı hazırlayıp çok gizli ibaresiyle zarfladıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermeden önce komuta katına arz ettim. Emirle, burasının altını çiziyorum; Roboski katliamı denilen olayda hazırlanan evrakların içinden Hulusi Akar’ın ismi tamamen çıkarttırıldı. Bana emir verildi, ben de çıkarttım. Hulusi Akar sanki olayda hiç yokmuşçasına Cumhuriyet Başsavcılığı’na evraklar emirle gönderildi. Çok sayıda genç yaştaki vatan evladının yok yere hayatını kaybettiği ve bölge halkının devletle arasının iyice açılmasına yol açan bu elim hadise sonrasında ortaya çıkan vahim tablonun hesabının sorulabileceği tehdidi Demokles’in kılıcı misali adı geçen komutanların başının üzerinde dönmeye başlayınca ilginç bir hadise yaşanır. Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu kendisinin kurban edileceği korkusuna kapılıp 2. Başkan Hulusi Akar’ın odasında avazı çıktığı kadar bağırıp koridorları inleterek, ‘Ben yanarsam sizi de yakarım’ diye komutanlarını tehdit etme cüretini gösterecektir. Muhtemelen dosyadan Hulusi Akar’ın isminin çıkartıldığını duyduktan sonra oldu bu olay.”


MAHKEME BAŞKANI: BUNLAR BENİ İLGİLENDİRMİYOR

Gazeteci Müyesser Yıldız’ın aktardığına göre; Kabaklı’nın savunması sırasında araya giren Mahkeme Başkanı, Savaş Kabaklı’ya şöyle tepki gösterdi:


“Şu ana kadar yaptığın savunmanın bizim davamıza bir ilgisi olmadığını sen de çok iyi biliyorsun. Tamamen siyasi bir savunma yapıyorsun. Devletin kurumları, valileri, onları karıştırıyorsun. Varsa bunlarla ilgili senin söylemek istediğin ilgili yerlere dilekçelerle başvurularını yap. Bu dava benim davamın konusu değil… Senden beklediğimiz darbe gecesinde yaşananlar senin eylemlerin ve üzerine atılı bozma kararıyla ilgili savunman… Senin kişisel görüşlerin veya bilgilerin gizli, senin ama o bilgiler beni ilgilendirmiyorsa burada açıklamanı da istemiyorum. İlgili yerlere bu bilgilerini açıklayabilirsin… Dava dışı konuşursan araya girmek durumunda kalacağım, senin bu şekilde konuşmanı istemiyorum… Roboski katliamını ben yargılamıyorum. Roboski katliamıyla ilgili Vali’yi suçluyorsun, MİT’i suçluyorsun, orayı burayı suçluyorsun. Şu an bunlar beni ilgilendirmiyor, davamın konusu değil. Her konuyu ben mi burada dinleyeyim?”


Mahkeme Başkanı’nın bu uyarıları tartışmalara yol açtı… Duruşmaya sık sık ara verildi… Nihayetinde Başkan, o gün saat 17.00’ye kadar süre verip Savaş Kabaklı’dan 217 sayfalık savunmasını bitirmesini istedi.


Kabaklı da, “15 Temmuz’un anlaşılabilmesi için 2011-2016 yılları arasında yaşananları anlatmak istiyordum.” sözleriyle iki gün planlanan savunmasını o gün sonlandırdı.

Bu haberler de ilginizi çekebilir