Firavun, Karun ve Belâm’ın Gölgesinde
Tarih boyunca toplumlar yalnızca savaşlarla, yoksulluklarla veya siyasi krizlerle sınanmadı. Asıl büyük sınavlardan biri, gücün, servetin ve kutsal söylemin nasıl kullanıldığı oldu.
Firavun, Karun ve Belâm bu açıdan yalnızca geçmişte yaşamış üç isim değildir. Onlar, insanlık tarihinde belirli ahlaki zaafların sembolü hâline gelmiş üç farklı tipi temsil eder.
Firavun, gücü elinde bulunduran ve gücünü hakikatin üzerinde gören yönetici tipini; Karun, servetiyle övünen ve sahip olduklarını kendi üstünlüğünün delili sayan zenginlik anlayışını; Belâm ise bilgisini ve dini otoritesini hakikatin hizmetinden çıkarıp gücün yanında kullanan anlayışı hatırlatır.
Bu nedenle, “Yöneticilerin Firavun, idarecilerin Karun, dini liderlerin ise Belâm olduğu bir zamanı yaşıyoruz.” sözü, belirli kişileri isimlendirmekten ziyade; yönetimde zulmün, servette kibrin ve dini alanda hakikatin araçsallaştırılmasının tehlikesine dikkat çeken bir uyarı olarak okunmalıdır.
Çünkü makam insanı adil kılmıyorsa, makam sahibinin elinde yalnızca bir güç aracına dönüşür. Servet insana sorumluluk duygusu kazandırmıyorsa, zenginlik zamanla kibri besleyebilir. Din ve ilim ise hakikatin yanında değil, güç sahiplerinin yanında kullanılmaya başlandığında, toplumun vicdanını aydınlatması gereken sözler karanlığı büyütebilir.
Oysa yöneticinin görevi hükmetmek değil, emaneti adaletle taşımaktır. Zenginin sorumluluğu servetiyle övünmek değil, sahip olduklarının hesabını ve sorumluluğunu bilmektir. Din ve ilim insanının görevi ise gücün yanında saf tutmak değil, gerektiğinde gücün karşısında hakkı söyleyebilmektir.
Toplumların en büyük tehlikelerinden biri, yanlış yapanların çoğalması kadar, yanlış karşısında susanların çoğalmasıdır. Çünkü zulmü yalnızca zulmedenler büyütmez; haksızlığı gördüğü hâlde susanlar, alkışlayanlar ve menfaat uğruna hakikati görmezden gelenler de onun ömrünü uzatır.
Bu yüzden mesele yalnızca yöneticileri, zenginleri veya dini önderleri eleştirmek değildir. Asıl mesele, kendi içimizde Firavunlaşan iktidarı, Karunlaşan hırsı ve Belâmlaşan çıkarcılığı fark edebilmektir.
İnsan önce kendisine bakmalıdır. Kendisini temizlemeden dünyayı temizlemeye kalkışan insan, temizlemeye çalıştığı her yere kendi kirliliğini bulaştırabilir.
Tam da burada “dindar nesil” söylemi üzerinde yeniden düşünmek gerekir.
“Dindar nesil yetiştireceğiz” diyerek yola çıkanların ortaya koyduğu anlayışın ve bunun toplumdaki yansımalarının bugün yeniden sorgulanması gerekir. Çünkü dindarlık yalnızca söylemle, görünüşle veya siyasi aidiyetle ölçülemez.
İnsana hakkı gözetmeyi, adaleti savunmayı, kul hakkından sakınmayı ve kendisinden olmayanlara da merhamet göstermeyi öğretemeyen bir anlayışın, yalnızca “dindar” nesil yetiştirdiğini söylemek yeterli değildir.
Çünkü bir neslin ahlakını belirleyen yalnızca ne söylediği değil, nasıl yaşadığı ve başkasına nasıl davrandığıdır. Dindarlık iddiasının karşılığı adalet, merhamet ve güzel ahlakta görülmüyorsa, ortada üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişki vardır.
Bugün toplumun ihtiyacı, insanları dindar–dindar olmayan, bizden–onlardan, yakın–uzak diye ayırmak değildir. İhtiyacımız olan; vicdanlı insan, adil yönetici, hakkı gözeten idareci ve hakikati güç karşısında da söyleyebilen bir toplumdur.
Belki de çağımızın en büyük ihtiyacı budur: Gücü elinde tutan için adalet, serveti elinde tutan için vicdan, dini ve ilmi temsil eden için hakikat ve bütün insanlar için ahlak.
Çünkü makam geçicidir, servet geçicidir, şöhret geçicidir. Geriye insanın hakkaniyeti, vicdanı ve bıraktığı iz kalır.
Gerçek dindarlığın ölçüsü de burada ortaya çıkar: İnsanlara karşı öfke ve kin değil; ahlak, vicdan, merhamet, hak ve adalet.
İnsan önce kendisini sorgulamalı, sonra başkasını eleştirmelidir. Çünkü dünyayı değiştirme iddiasındaki insan, kendi içindeki kötülüğü görmezden gelirse, değiştirmeye çalıştığı dünyaya da kendi kirliliğini taşır.
Geçmişin Firavunlarından, Karunlarından ve Belâmlarından ders çıkarmak; önce kendi içimizdeki Firavun’u, Karun’u ve Belâm’ı tanımakla başlar.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

NUMAN YILMAZ YİĞİT

ERTUĞRUL İNCEKUL

ORHAN KESKİN


Mahsun Kırmızıgül: Eskiden orta direk olan hakim, ...

AKP'de 'Fatma Betül Sayan Kaya' paniği: WhatsApp g...

Rusya iki gündür Kiev'i yoğun füze atışlarıyla vur...

Irak'ta tarihi gün: ABD askeri 23 yılın ardından ü...

İran, ABD'nin son teklifini tartışıyor: Arakçi, Pe...







