Gel halkaya gir halkaya

“İlim bir kuyudur; müzakere, istişare ile suyunu çekecek bir kovadır.”
“Kollektif şuur ve ortak anlayış ile bir âkiller grubu akledip müzakere ederek Domuz Gribine bile çare bulunabilir.” (F. Gülen Hocaefendi, 15 Ekim 2009 Perşembe)
Hangi problemi halletmek istiyorsak, onu cemaate, arkadaşlara, halka götürüp, hep birlikte çözmeye çalışmalıyız. “Gel halkaya, gir halkaya…”
Mâlîş, Haşîş, Bahşîş…
Merhum Osman Kara Hocamız İslâm dünyasındaki bilhassa Arap dünyasındaki perişanlığı, derbederliği şu üç kelime ile izah ederdi: “Mâliş yani ‘Bana ne?’ Haşîş (Uyuşturucu), Bahşîş… Bu üç kelime onların hâlini resmeder.”
Bir de onların “Mâfiş’ yani (kalmadı, yok) mânasına kullandıkları bir kelime vardır. Bir tarihte bizim bir kolejimizin öğretmen ve öğrencileri bir Arap Uçağı ile umreye gidiyorlar. Etlerden emin olamadıkları için hep fiş (balık) istiyorlardı. Tabii herkes fiş isteyince hiç balık kalmamış… Ondan sonra isteyenlere artık hostesler; “Fiş, mâfiş!..” diyorlarmış…
Ashab-ı Kehfin Mağarası Gibi
Peygamberler hep şehirlere gelmiş… Bütün iyilikler ve kötülükler hep şehirlerden yayılır; köylere ve diğer şehirlere. 124 veya 224 bin peygamberlerden Kur’an’da seçilip anlatılanlar PROTİPLERDİR… Onlar bize gâye-i hayâlîmizi ve gerçek hedefleri gösterirler. O yüce rehberlerin evsaflarına talip olmalıyız.
Hocaefendi, Kampın sanki Ashab-ı Kehfin mağarası gibi güvenli bir yer olduğunu şöyle ifade etti: “Aşağıda, yemekhanede yemek yiyorduk. Birden şimşek çaktı… Hemen bir baykuş kendisini tasın tabağın içine attı ve saklanmaya çalıştı. Bize sığınıyordu. Sanki önceden sığınacağı yeri çok iyi sezmişti…. Burası, bir FECVE yani sanki Ashab-ı Kehfin mağarasının boş ve geniş yeri gibi… Güneşin doğup batışı da öyle… “Onlara baksaydın görürdün ki, Güneş doğunca, mağaranın sağından dolaşır; batarken de sol taraftan onları makaslardı. Onlar da mağaranın genişçe dehlizinde bulunuyorlardı. (…) Köpekleri (Kıtmîr) de mağara girişinde ön ayaklarını uzatıp yaymış vaziyette duruyordu. (…) ‘Şu akçeyi verip birini şehre gönderin’ (Kehf Suresi, 18/17-19)” (Kıtmir ben!... Arkadaşınız Yemliha!.. Hâşâ!..) Sonra da diyaloglara işareten: “Artık Yemliha, çarşıya indi!..” denildi… (26 Mayıs 2012)
“Muhtevası Bana Ait”
H. Ertuğrul diyor ki: “Sadeleştirme konuşmalarına üzülmüştüm: ‘Neden böyle oluyor?’ dedim. O gece rüyamda Üstad Hazretlerini gördüm. Elinde sadeleştirilmiş Lem’alar vardı. ‘Muhtevası Bana Ait’ dedi. Sonra ‘Sadeleştirilmiş Lem’alar’ yazılı beyaz bir kağıdı üzerine yapıştırdı. Sonra o beyaz da sarılaşıp kayboldu gitti. Uyandım anladım ki, Üstadımız tasvip ediyor. İçimdeki sıkıntı gitti.” (Reşit Haylamaz arkadaşımız anlattı. Tarih: 2012)
Birbirimizden Ayrılmayalım
Hocaefendi anlatmıştı: 1974’deki Haccımızda Müzdelife’de (Yalnız kalıp huzur içinde dua ve ibadet diye ayrılmıştım) bir Samsunlu ile karşılaştım, arkadaşlarını kaybetmiş. Telaşlı telaşlı bakınıyordu. Yardımcı olayım diye yanına yaklaştım. Beni hırsız zannetti. Sonra onu Üstadın seccadesinde istirahat ettirdim. Suyumu, bisküvitimi de vermiştim. Uyanınca önce parasına bakmış, yerinde durduğunu görünce, bana güvenmişti. Mina’da Samsunluları gördüm, onların yanına götürdüm. Çok sevindi ama benim Müzdelife’de vaktimi aldı…
İnsanı Merkeze Koymak
“İnsan (yap-bozda olduğu gibi) merkeze konursa, iman-ı kâmil kazandırılmış ve ihlas gemisine bindirilmiş olursa, ekoloji de, ekonomi de halledilir. Beynamaz denize girse, balıklar şikayet eder. Ticarî hayatta ölçü ve tartıda haksızlık yapıp halkı kandıran, haksız kazanç elde edenleri Şuayb Aleyhisselam ikaz edince o azgınlar, ‘Ya Şuayb’ Bunları sana namazın mı emrediyor!’ diye alay etmişlerdi. Azgınların hepsi de hep namaz düşmanıdır.
Hûd Suresi Ve İktisat Risalesi
M. Fethullah Gülen Hocaefendi diyor ki:
“İktisad Risalesi, Hûd Suresinde anlatılan Hz. Şuayb Aleyhisselam kıssası ile beraber okunmalıdır: “Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. O da onlara ‘Ey halkım’ dedi, yalnız Allah’a ibadet edin, çünkü sizin Ondan başka ilâhınız yoktur. Hem ölçü ve tartıyı eksik tutmayın. Ben sizin bolluk içinde olduğunuzu görüyorum. Ama böyle devam edecek olursanız, sizi azapla kuşatacak olan bir günden korkuyorum. Ey halkım! Ölçü ve tartıyı dengi dengine tam tutun, halkın hakkını yemeyin ve ülkede bozgunculuk ederek fenalık yapmayın. Eğer mümin iseniz. Allah’ın helâlinden bıraktığı kâr sizin için daha hayırlıdır. Ben sadece sizin iyiliğinizi düşünerek öğüt veriyorum, yoksa sizin üzerinizde bir bekçi değilim.’ Yâ Şuayb! dediler, ‘atalarımızın taptığı tanrılarımızı terketmeyi yahut mallarımız konusunda istediğimiz şekilde davranmamızı senin namazın mı emrediyor? Aferin, amma da akıllı, uslu bir adamsın ha!’ (…) “Şuayb, Ey halkım! Bana muhalif olmanız sakın sizi Nuh halkının, yahut Hûd halkının veyahut Semûd halkının başına gelen felâketler gibi bir musibete uğratmasın Lût kavmi zaman ve mekân bakımından zaten uzağınızda değil, bâri onların başına gelen felâketten ibret alın. Rabbinizden af ve mağfiret dileyin, sonra günahlarınızdan tövbe edip O’na sığının. O sizi affeder ve korur. Çünkü Rabbim rahîmdir, vedûddur. Halk ise Şuayb dediler, söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve kabul etmiyoruz. (…) Azap emrimiz gelince, tarafımızdan bir lütuf olarak Şuayb ve beraberindeki müminleri o azaptan kurtardık. Zulmedenleri ise o KORKUNÇ SES, bastırıverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular.” (Hûd Suresi, 11/84-95)
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

HÜSEYİN ODABAŞI

CUMA KARAMAN

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

Kayıtları yok eden başhekim de tutuklandı

Ekonomi çıkmaz sokağa girince Osman Cevdet Akçay g...

Mansur Yavaş'ın 'bu böyle gitmez' restine Özgür Öz...

MHP'de İl Teşkilatlarının feshi Bolu ile devam ett...

Gülistan Doku'nun kız arkadaşı da aynı akıbeti mi ...







