Gerçeğin Şahidi Kalemler

Asr-ı saadetten bir zat elinde kalem kağıt bizim asrımıza baksa ve medya ve gazetecilik üzerine bir yazı kaleme alsaydı, meseleyi teknik bir tartışma olarak değil; hakikat, adalet ve emanet ekseninde ele alırdı. Çünkü onlara gelen mesajın özü, insanın Kelam karşısındaki sorumluluğuydu.
Söz bize emanettir. Hz. Peygamber (SAV), vahyi insanlara ulaştıran bir tebliğciydi. Hem mesajı getiriyor hem de onun yayılmasını istiyordu. Bir mübarek beyanında şöyle buyurur: “Benden bir ayet dahi olsa tebliğ ediniz.” (Buhârî)
Bu da bilgi aktarımının sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu gösterir. Gazeteciler modern toplumun “haber taşıyıcılarıdır.” Toplumun gözü ve kulağıdırlar. Haksızlığı görünür kılar, iyiliği yayar, karanlıkta kalanları aydınlatırlar. Böylece, “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” veya “Hiç gören görmeyen gibi olur mu?” gibi ilahi beyanlar seyirciyi, okuyucu ve takipçiyi bir sorumluluk altına sokar.
İkinci olarak, Kur’ân’da Müslümanların “şahitlik” görevi olduğu ifade ediliyor. “Böylece sizi insanlara şahit olasınız diye orta bir ümmet kıldık.” (Bakara, 143) Gazetecilik, çağımızın şahitlik biçimlerinden biridir. Adaletsizlik karşısında susmamak, mazlumun sesini duyurmak, güç karşısında hakikati savunmak… Bunlar Nebevî ahlâkın çağdaş yansımalarıdır.
“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsrâ, 36) Bu ayet, adeta gazeteciliğin ahlâk ilkelerini özetler. Doğrulanmamış bir bilgiyi yaymak, zanna dayalı hüküm vermek, kulaktan dolma sözle kamuoyu oluşturmak… Bunların hepsi insanı sorumluluk altına sokar. Öyle ise haberi doğrulayan, zannıyla değil bilgiyle ve belgeyle konuşan, kulaktan dolma değil taraflarla bizzat görüşen gazetecilerin haberlerini takip etmek gözümüzü, kulağımızı kalp ve diğer latifelerimizi sorumluluktan kurtarır.
Bir başka ayette ise: “Ey iman edenler! Eğer size bir fasık haber getirirse onu araştırın.” (Hucurât, 6) Bu ilke, haberin teyidi meselesini doğrudan gündeme getirir. Yani haber kutsal değildir; hakikat kutsaldır ve haber zati değerini beslendiği kaynağından alır.
Medya, hakikatin dolaşım kanalıdır. Hakikat dolaşmazsa unutulur; unutulursa kaybolur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Zulme rıza zulümdür.” (Beyhakî) Zulme rıza çoğu zaman sessizlikle olur. Medya ise sessizliği bozar. Haksızlığı görünür kılar. Adalet talebini kamusal alana taşır.
İşte Nebevî perspektif, medyayı sınırsız bir güç olarak değil; ahlâkla kayıtlı bir güç olarak tanımlar. Çünkü aynı dil iyiliği yayabileceği gibi fitneyi de büyütebilir. Bunun birçok örneğini her gün görüyoruz. Ancak yalan ve iftira nitelikli haberleri yapan yayancılar hakkında Kur’ân şöyle uyarır: “İnsanlar arasında hayasızlığın yayılmasını isteyenlere dünyada da ahirette de acı bir azap vardır.” (Nur, 19)
Haber verme hakkı ile mahremiyetin korunması arasındaki denge, ilahi ahlâkla ilgili bir sorumluluktur. Ahlaklı ve erdemli gazeteciler toplumun değerlerini yükseltirler, diğerleri ise fertten başlayıp bütün bir toplumu enkaz haline getirebilirler ve getiriyorlar.
“Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir.” (Buhârî, Müslim)
Bu hadisi geniş anlamıyla düşünürsek; insanın diliyle de güven üretmesi gerektiğini anlarız. Medya güven üretmezse, toplumda şüphe ve kutuplaşma artar. Güvenilir medya mecraları ise toplumu bir araya getirir, tefekkür halkaları oluşturur, demokrasi ve insan hakları gibi kavramları geliştirir.
Sözün özü video, fotoğraf ve söz bir emanettir ve şahitlik alanıdır. Basın çalışanlarına ve medya mensuplarına hergün olduğundan daha fazla ihtiyaç vardır; çünkü toplumun hakikate ihtiyacı vardır. Kara bulutlar sarmışken memleketin afakını bir yol bulup ışık taşımak hakikat güneşine olan borucumuzdur. Medya adaletin saç ayaklarından biridir çünkü kamu vicadının besler.
İJA https://ijadestek.com/ evrenindeki meslektaşların hakikat arayışı işte böyle bir kaynaktan besleniyor. Yalansız, riyasız, sadece doğrunun peşinde koşan bu insanlar mesleklerinin hakkını veriyorlar. Onlar huzurla tüketeceğimiz ürünler, eserler, programlar ortaya koyuyorlar. Peki tüketiciler kendi üzerlerine düşen görevi ne kadar yapıyorlar. Herkesin şapkasını önüne koyup bir kez daha düşünme zamanıdır.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

KEMAL GÜLEN

NUMAN YILMAZ YİĞİT

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ

Epstein dosyasında büyük firar: Sansürlü belgeleri...

Kaçarken yakayı ele verdi: Ukrayna'da 100 milyon d...

Asya ülkeleri ambargosu: Dünyanın en güçlü pasapor...

Almanya'da tren ve garlarda bine yakın bıçaklı sal...

MHP Lideri Bahçeli 'Yeraltı' dizisini beğendi: Baş...







