Gülistan Doku cinayeti: Soylu'dan tutuklanan vali için aklama gelmiş 'İddialar asılsız...'

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Cuma, Nisan 24 2026
Paylaş
X Post
Gülistan Doku dosyasının cinayet ve delil karartma şüphesiyle yeniden açılmasının ardından, geçmiş yıllarda iktidarın bu dosyada nasıl bir tutum aldığı Meclis tutanakları üzerinden yeniden tartışılmaya başlandı. TBMM kayıtları, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere bazı AKP’li isimlerin dosyayı uzun süre “intihar”, “aşk intiharı” ve “siyasallaştırma” başlıklarıyla çerçevelediğini gösteriyor. Soylu’nun “Bir cinayete rastlayamadık!” ve “Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır!” sözleri, bugün soruşturmanın geldiği noktayla birlikte yeniden gündeme geldi. Evrensel’in haberine göre muhalefetin Gülistan Doku için verdiği araştırma önergeleri ise yıllar boyunca AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Dosyada şimdi eski vali Tuncay Sonel, oğlu, koruma polisi ve bazı kamu görevlileri tutuklu bulunurken, Meclis’teki geçmiş tutum da yeni bir siyasi sorumluluk başlığına dönüşmüş durumda.
Gülistan Doku cinayeti: Soylu'dan tutuklanan vali için aklama gelmiş 'İddialar asılsız...'

Gülistan Doku dosyasında son haftalarda yaşanan tutuklamalar ve yeni deliller, yalnızca soruşturmanın bugünkü yönünü değil, geçmişte devlet ve siyaset kurumunun bu olaya nasıl yaklaştığını da yeniden görünür hale getirdi. Meclis tutanakları üzerinden yapılan tarama, dosyanın 2020’den itibaren muhalefet partileri tarafından defalarca gündeme getirildiğini; buna karşılık iktidar kanadının uzun süre aynı savunma çizgisinde kaldığını gösteriyor.

Dosya, HDP, CHP, TİP ve EMEP milletvekilleri tarafından yıllar içinde onlarca kez TBMM Genel Kurulu ve komisyon gündemine taşındı. Ancak bu girişimlere rağmen etkin bir araştırma süreci işletilmediği, aksine olayın uzun süre “intihar” ya da “aşk intiharı” ihtimali üzerinden ele alındığı görülüyor. Bugün ise dosya artık “kayıp öğrenci” değil, “cinayet, cinsel saldırı ve delil karartma” ekseninde soruşturuluyor.

Bu çelişkinin en dikkat çekici örneklerinden biri, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sözleri oldu. Kadına yönelik şiddeti araştırmak için kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun 2021 yılındaki toplantısında Soylu, “Bu konuda tüm soruşturmalarımızı ortaya koyduk, bu konudaki tüm işler gerçekleştirildi ve biz bir cinayete rastlayamadık.” dedi. Bu söz, dosyanın bugünkü adli çerçevesiyle birlikte yeniden tartışmaya açıldı.

Soylu’nun aynı dönemde kullandığı ikinci dil de dikkat çekti. 27 Mayıs 2021 tarihli komisyonda, “Gülistan Doku meselesinde bana bir soru sorulursa veya burada bize sorulursa, biz haksızlıkla karşılaşmış oluruz.” diyen Soylu, devamında “Bu konuyu PKK, HDP siyasallaştırmaya çalıştı. Bu siyaset meselesi değildir.” ifadelerini kullandı.

Bir yıl sonra CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu’nun yazılı soru önergesine verilen yanıtta da benzer çizgi sürdü. Soylu, Gülistan Doku’nun en son Sarı Saltuk Viyadüğü üzerinde görüldüğünü, telefon sinyalinin burada kesildiğini anlattıktan sonra, “Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.” dedi. Bugün ise aynı Tuncay Sonel, delil karartma ve resmi belgeyi gizleme başlıklarıyla yürüyen soruşturmada tutuklu bulunuyor.


AKP’li Oya Eronat: “Aşk intiharı!”

Meclis tutanaklarında yalnızca Soylu’nun değil, bazı AKP milletvekillerinin de benzer bir dil kullandığı görülüyor. 1 Temmuz 2020’de dosyayı Genel Kurul gündemine taşıyan HDP’li vekillere dönemin AKP Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, “Yeter artık! Her aşk intiharını burada mı konuşacağız?” diye çıkıştı. Aynı süreçte AKP Denizli Milletvekili Cahit Özkan da, “Katillerin kolluk güçleri tarafından korunduğunu iddia etmek cinayete ortak olmaktır!” sözleriyle iddiaları reddetti.

Dosyanın araştırılması için verilen önergelerin akıbeti de dikkat çekici. Gülistan Doku dosyasının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 2020-2026 arasında verilen toplam 6 Meclis araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. 23 Şubat 2022’de yapılan birleşimde HDP’nin verdiği önerge de aynı şekilde kabul edilmedi. Son olarak, soruşturmanın yeniden hareketlenmesinin ardından olayın bütün yönleriyle araştırılması için verilen yeni önergenin görüşmelerinin öne alınması teklifi de 22 Nisan 2026’daki oturumda iktidar oylarıyla geri çevrildi.

Bugün gelinen noktada tablo tamamen değişmiş durumda. Dosyada dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, yakın koruması Şükrü Eroğlu, eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen başhekim ve başka şüpheliler hakkında işlem yapıldı; çok sayıda isim tutuklandı. Yani geçmişte “intihar”, “asılsız iddia” ve “siyasallaştırma” olarak görülen dosya, bugün bizzat devletin adli makamlarınca çok yönlü bir cinayet ve delil karartma soruşturmasına dönüşmüş durumda.

Bu haberler de ilginizi çekebilir