Hasbi olalım hesabi olmayalım...

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Çarşamba, Mart 11 2026
Paylaş
X Post
Hasbi olalım hesabi olmayalım...

          Etrafımızda oluşturulmak istenen cendere ve cevirlere karşı sıkı durmak, stratejik hareket etmek gerekir. Dik durma, direnç gösterme ve mücadele gücü geliştirilmezse, sıkıntıya düşülür. Söylem birliği, ittifak, tesanüt ve İHLAS  olmazsa, fikri kargaşa, kafa karışıklığı meydana gelir. Hizmetimizin muârızları, psikolojik harekat tatbik ediyorlar. Maruz kalınan bu harekata karşı, birlik ve beraberlik ruhu ile mukabele edersek, iri ve diri olarak  ayakta  dururuz.

          Meşhur Gülşehri (Ö. 1317)  Feleknâme isimli kitabından şunları anlatıyor: “Hint ülkesinde bir kedi ALTIN  SARAYINDA  sevinç içinde, güler yüzle, farenin deliğine kadar gelir ve ‘Bugün benim doğum günüm. Bu delikten şu deliğe kadar, şu kadar zamanda varırsan, sana bir kilo peynir vereceğim.’ der. Bu teklife fare sıcak bakmaz. Kedi sebebini sorunca, fare: ‘Mesafe küçük, ödül büyük, tehlike yok… Burada benim aklımın ermediği bir tuzak var.’ diye cevap verir…

          Dikkatli olmak gerekir.

          Ayrıca bu süreçte gördük yanlış yapanlar, iftira edenler, Yâ zer (altın, para, makam, şöhret, itibar)  sebebiyle ve zor sebebiyle bu tuzaklara düşmüşlerdir. Devlet gücünü mafya usulü kullananların yapamayacağı kanunsuzluk yoktur.

          Altın Gibi Olanı Toprak Çürütmez

          Merhum Tahir Büyükkörükçü Hocamız bir sohbetinde şöyle demişti:

          “Kur’an’ın lâfzının HÂMÎLİ,

İLMİNİN  ÂMİLİ, HİKMETİNİN  KÂMİLİ olan hâfızları, toprak çürütmez. Çünkü Kur’an’da İSM-İ  ÂZAM  var. Ezberleyen hâfız eğer ilmiyle âmil, hikmetiyle kâmil olursa,  altın gibi oluyor. Altını da toprak çürütmez… Peygamberlerinin de bedenlerine Allah toprağa haram kılmıştır.

          Nesl-i Cedîd

“İşte sizler, Allah yolunda infak etmeye (harcamaya) davet ediliyorsunuz. İçinizden bazıları cimrilik ediyor. Her kim cimri davranırsa, ancak kendine cimrilik eder. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’tır, muhtaç olanlar ise sizlersiniz. Şayet, imandan ve takvâdan yüz çevirirseniz Allah, yerinize başka YENİ  HALK  (Nesl-i Cedid)  getirir de, onlar sizin gibi hayırsız, itaatsız olmazlar.” (Muhammed Suresi, 38) 

Yani öyle bir nesil ki: Dimdik, yiğit bir toplum… Onlar mânâ  köklerine bağlı inciler, mercanlar zebercetler gibidirler. Onlar devamlı cedîd, yenilenip dururlar, pas tutmazlar, matlaşmazlar, karbonlaşmazlar, bakışları bulanmaz, onlar adanmış ruhlardır, başka beklentileri hiç olmaz… İhlaslıdırlar…

Sahabe  Kokusu  Alıyorum

Kayserili Hacı Hafız Ali Oruç Hoca, bir ikindi namazını cemaatle kıldıktan  sonra, son cemaat mahallinde bir grup gencin cemaatle namaz kıldıklarını gördü. Kayseride pek görülmedik bir şeydi… Kayserililer birinci cemaatten sonra artık pek ikinci cemaat yapmazlar. Bunlar bir de genç… Çok dikkatimi çekti. Bekledi. Onlar namazlarını kıldıktan sonra, “Siz kimlersiniz?!” diye sordu. Onlar da İzmir’den geldiklerini Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünde okuyacaklarını ama kalacak kiralık ev bulamadıklarını söylediler. O da onları  arkadaşı Durdu Hocanın iş yerine götürdü. Bir doktorun yanına gittiler. Daha önce bu gençler istemiş, kefiliniz yok diye evini vermemişti. Durdu Hocayı doktor tanıyordu. Gençler hani tanıdığınız yoktu ya?.” dedi. Onlar, “Evet yoktu ama, biz yeni tanıştık dediler. Doktor bu sefer Durdu Hocaya döndü; “Bak seni bilirim sen sözünün eri dürüst bir insansın. Bunlar genç… Yarın kirayı zamanında ödemezler. Evi tahrip ederler. Elektirik ve su parasını da ödemeden giderler. Bunların hepsini senden isterim… Kefil misin?” diye sordu. Durdu Efendi “B en onların herşeyine kefilim.” dedi.  Ev tutuldu. Dönüp giderken Ali Oruç Hoca, “Durdu!... Sen bunları daha yeni tanıyorsun; nasıl oluyor da herşeylerine kefil oluyorsun?” dedi. O “Ben onları üç gün önce rüyamda gördüm. Efendimiz (S.A.S.)  “Bunlar evlatlarım, sahip çık!..” diye tembih etti. Üç gündür onları arıyordum.” dedi.

Sonra Kayseri’den kocaman bir otobüslük grup İzmir’e doğru yola çıktılar. Aydın’da yurtta şimdi hapiste olan kahraman bir hocamız onlara bir sohbet yaptı… O kadar hoşlarına gitti ki, “Hocaefendinin talebesi böyle ise, kim bilir kendisi nasıldır?” dediler.

Bozyaka yurdunda misafir edildiler. Gece teheccüde kalktılar. Gençlerin teheccüd namazı kılışına hayran oldular. Ali Oruç Hoca, “Şimdi hatırlıyorum ben  bu sahneleri seneler önce rüyamda görmüştüm!..” deyip ağlamaya başladı. Sonra “Biz de bu güzelliklerin aynısını Kayserimizde yapmalıyız.” dedi.

Hemen boynundan poşusunu çıkarıp yere serdi, heyet halinde gelen arkadaşlarına, “SAHABE   KOKUSU  ALIYORUM… Para toplayalım!..” dedi. Çek-senet toplandı. Hamal pazarı kenarında 150 yataklı Seyyid Burhaneddin Yurdunun yeri bu para ile alındı…