Hasbi olalım hesabi olmayalım...

Etrafımızda oluşturulmak istenen cendere ve cevirlere karşı sıkı durmak, stratejik hareket etmek gerekir. Dik durma, direnç gösterme ve mücadele gücü geliştirilmezse, sıkıntıya düşülür. Söylem birliği, ittifak, tesanüt ve İHLAS olmazsa, fikri kargaşa, kafa karışıklığı meydana gelir. Hizmetimizin muârızları, psikolojik harekat tatbik ediyorlar. Maruz kalınan bu harekata karşı, birlik ve beraberlik ruhu ile mukabele edersek, iri ve diri olarak ayakta dururuz.
Meşhur
Gülşehri (Ö. 1317) Feleknâme isimli
kitabından şunları anlatıyor: “Hint ülkesinde bir kedi ALTIN SARAYINDA
sevinç içinde, güler yüzle, farenin deliğine kadar gelir ve ‘Bugün benim
doğum günüm. Bu delikten şu deliğe kadar, şu kadar zamanda varırsan, sana bir
kilo peynir vereceğim.’ der. Bu teklife fare sıcak bakmaz. Kedi sebebini
sorunca, fare: ‘Mesafe küçük, ödül büyük, tehlike yok… Burada benim aklımın
ermediği bir tuzak var.’ diye cevap verir…
Dikkatli
olmak gerekir.
Ayrıca
bu süreçte gördük yanlış yapanlar, iftira edenler, Yâ zer (altın, para, makam,
şöhret, itibar) sebebiyle ve zor
sebebiyle bu tuzaklara düşmüşlerdir. Devlet gücünü mafya usulü kullananların
yapamayacağı kanunsuzluk yoktur.
Altın
Gibi Olanı Toprak Çürütmez
Merhum
Tahir Büyükkörükçü Hocamız bir sohbetinde şöyle demişti:
“Kur’an’ın
lâfzının HÂMÎLİ,
İLMİNİN ÂMİLİ, HİKMETİNİN KÂMİLİ olan hâfızları, toprak çürütmez. Çünkü
Kur’an’da İSM-İ ÂZAM var. Ezberleyen hâfız eğer ilmiyle âmil,
hikmetiyle kâmil olursa, altın gibi
oluyor. Altını da toprak çürütmez… Peygamberlerinin de bedenlerine Allah
toprağa haram kılmıştır.
Nesl-i Cedîd
“İşte
sizler, Allah yolunda infak etmeye (harcamaya) davet ediliyorsunuz. İçinizden
bazıları cimrilik ediyor. Her kim cimri davranırsa, ancak kendine cimrilik
eder. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’tır, muhtaç olanlar ise sizlersiniz.
Şayet, imandan ve takvâdan yüz çevirirseniz Allah, yerinize başka YENİ HALK
(Nesl-i Cedid) getirir de, onlar
sizin gibi hayırsız, itaatsız olmazlar.” (Muhammed Suresi, 38)
Yani
öyle bir nesil ki: Dimdik, yiğit bir toplum… Onlar mânâ köklerine bağlı inciler, mercanlar
zebercetler gibidirler. Onlar devamlı cedîd, yenilenip dururlar, pas tutmazlar,
matlaşmazlar, karbonlaşmazlar, bakışları bulanmaz, onlar adanmış ruhlardır,
başka beklentileri hiç olmaz… İhlaslıdırlar…
Sahabe Kokusu
Alıyorum
Kayserili
Hacı Hafız Ali Oruç Hoca, bir ikindi namazını cemaatle kıldıktan sonra, son cemaat mahallinde bir grup gencin
cemaatle namaz kıldıklarını gördü. Kayseride pek görülmedik bir şeydi…
Kayserililer birinci cemaatten sonra artık pek ikinci cemaat yapmazlar. Bunlar
bir de genç… Çok dikkatimi çekti. Bekledi. Onlar namazlarını kıldıktan sonra,
“Siz kimlersiniz?!” diye sordu. Onlar da İzmir’den geldiklerini Kayseri Yüksek
İslam Enstitüsünde okuyacaklarını ama kalacak kiralık ev bulamadıklarını
söylediler. O da onları arkadaşı Durdu
Hocanın iş yerine götürdü. Bir doktorun yanına gittiler. Daha önce bu gençler
istemiş, kefiliniz yok diye evini vermemişti. Durdu Hocayı doktor tanıyordu.
Gençler hani tanıdığınız yoktu ya?.” dedi. Onlar, “Evet yoktu ama, biz yeni
tanıştık dediler. Doktor bu sefer Durdu Hocaya döndü; “Bak seni bilirim sen
sözünün eri dürüst bir insansın. Bunlar genç… Yarın kirayı zamanında ödemezler.
Evi tahrip ederler. Elektirik ve su parasını da ödemeden giderler. Bunların
hepsini senden isterim… Kefil misin?” diye sordu. Durdu Efendi “B en onların
herşeyine kefilim.” dedi. Ev tutuldu.
Dönüp giderken Ali Oruç Hoca, “Durdu!... Sen bunları daha yeni tanıyorsun;
nasıl oluyor da herşeylerine kefil oluyorsun?” dedi. O “Ben onları üç gün önce
rüyamda gördüm. Efendimiz (S.A.S.)
“Bunlar evlatlarım, sahip çık!..” diye tembih etti. Üç gündür onları
arıyordum.” dedi.
Sonra
Kayseri’den kocaman bir otobüslük grup İzmir’e doğru yola çıktılar. Aydın’da
yurtta şimdi hapiste olan kahraman bir hocamız onlara bir sohbet yaptı… O kadar
hoşlarına gitti ki, “Hocaefendinin talebesi böyle ise, kim bilir kendisi
nasıldır?” dediler.
Bozyaka
yurdunda misafir edildiler. Gece teheccüde kalktılar. Gençlerin teheccüd namazı
kılışına hayran oldular. Ali Oruç Hoca, “Şimdi hatırlıyorum ben bu sahneleri seneler önce rüyamda
görmüştüm!..” deyip ağlamaya başladı. Sonra “Biz de bu güzelliklerin aynısını
Kayserimizde yapmalıyız.” dedi.
Hemen
boynundan poşusunu çıkarıp yere serdi, heyet halinde gelen arkadaşlarına,
“SAHABE KOKUSU ALIYORUM… Para toplayalım!..” dedi. Çek-senet
toplandı. Hamal pazarı kenarında 150 yataklı Seyyid Burhaneddin Yurdunun yeri
bu para ile alındı…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

NUMAN YILMAZ YİĞİT

ARİF ASALIOĞLU













