Hizmet Hareketi öğretmenlerini farklı kılan özellikler

Okuma Süresi 16 dkYayınlanma Cuma, Mart 6 2026
Paylaş
X Post
Hizmet Hareketi öğretmenlerini farklı kılan özellikler

Hizmet Hareketi’nin daha önce de ifade ettiğimiz gibi sabit bir eğitim modeli yoktur ama “İçine girdiği her eğitim sistemini müspet yönde geliştirecek eğitim kriterleri ve normları vardır.” Bu eğitim normlarının öğretmende karakter eğitimi olarak öne çıkan bazı yönlerini  sizlerle paylaşmaya çalışacağım; “Hizmet değerleriyle yetişmiş öğretmen” faktörünü böylece ele almış olacağız. 

Bu noktada Hizmet eğitim anlayışında öğretmen sadece bir bilgi aktarıcısı değildir. O, aynı zamanda bir değer taşıyıcısı, bir karakter mimarı ve bir gönül insanıdır. Bu vasıfların şekillenmesinde ise evrensel ahlakın da temel kavramlarında farklı ifadelerle yer alan Fethullah Gülen Hocaefendi’nin eğitim felsefesinde olmazsa olmaz olarak karşımıza çıkan;  isar, ihlas, itkan, fütüvvet ve ihsan gibi değerler dikkatimizi çeker.. Hizmet Hareketi’nin eğitim atmosferinde yetişmiş öğretmenler bu kavramları sadece teorik olarak öğrenmez; onları hayatlarının doğal bir parçası haline getirerek öğrencilerine yaşayarak gösterirler.

Öğretmen Yetişmesinde Işık Evler: Değerlerin Filizlendiği Mekân

Hizmet eğitimcisi öğretmenlerinin yetişme süreci henüz öğrenci dönemlerinde “ışık evlerde” başlar. Bu evlerde kalan genç eğitimci adayları hem kendilerini geliştirir hem de kendi ilgi alanlarındaki gençlere ablalık ve abilik yaparlar. Bir diğer ifadesiyle onlar; bir yandan ablaları ve abileri tarafından yetiştirilirken aynı zamanda kendi alt gruplarına “rehber ablalık ve abilik” yaparlar. Bu yetişme ve yetiştirme süreci o kadar kıymetlidir ki bu filizlenme döneminde kazandıkları değerler; onların öğretmenlik hamurunun yoğrulmasındaki temel mayayı oluşturur. Işık evleri bir yönüyle de Peygamber Efendimizin ilk tebliğ yıllarındaki “Darülerkam” evine benzetebiliriz.

Bu evlerde gelişen en önemli karakter özelliklerinden biri isar ruhudur. İsar, insanın kendi ihtiyaçlarını geri plana iterek başkasını tercih etmesidir. Işık evlerinde kalan gençler çoğu zaman sınırlı imkânlarla yaşarken bile arkadaşlarının ihtiyaçlarını öncelemeyi öğrenirler. Bu ruh zamanla onların öğretmenlik hayatına da yansır. Hizmet öğretmeni için öğrencinin başarısı kendi başarısından önce gelir; öğrencinin gelişimi onun şahsi konforundan daha değerlidir.

Bir öğretmenin öğrencisi için geç saatlere kadar çalışması, onun problemlerini dinlemesi, hatta bazen kendi hayat planlarını bile öğrencilerin geleceği için yeniden şekillendirmesi işte bu isar ahlakının eğitimdeki tezahürüdür.

Eğitimde İhlas: Niyetin Saflığı

Bu yetiştirilme döneminde ve daha sonraki eğitim çalışmalarında kazanılan değerler; aynı zamanda eğitim ve öğretim hayatlarındaki normların şekillendiği bir beslenme ve uygulama sürecinde de temel katalizörlerdir. Öğretmen yetişme dönemi aslında evrensel değerleri de kucaklayan; Kur’an ve Sünnetin merkezde olduğu.. Risale-i Nurların, Pırlanta Serisinin ve yine Hocaefendi’nin sohbetlerinin Hizmet eğitim kuşağında şekillendiği bir pişme ve yetişme sürecidir. Gelin şimdi Hocaefendi’nin hizmet otağında demlenen bu eğitimcilerin misyonunu birazcık anlamaya çalışalım.

Bu misyonun merkezinde ihlas vardır. İhlas, yapılan işin yalnızca Allah rızası için yapılmasıdır. Hizmet eğitim anlayışında öğretmenlik bir kariyerden ziyade bir adama ve adanma meselesi olarak görülür. Öğretmenin en büyük sermayesi ise samimi niyetidir.

Öğretmenlik peygamber mesleğidir. Efendimiz (SAS), “Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim.” diye buyurarak gerçek öğretmenlerin “her yönüyle mükemmel ve iyi bireyler” yetiştirmeye kendilerini adamış “ideal rehberler” olduklarına işaret etmiştir.

Muhterem Hocaefendi bu hususu şöyle ifade etmektedir:

“Muallim, doğumdan ölüme kadar, bütün bir hayat boyu, hayatı şekillendiren kudsî üstattır. Milletine, kader programında rehberlik yapıp, ahlâk ve karakterini yücelten ve ona ebediyet şuurunu aşılayan, melek soluklarının mihraklaştığı bu üstün varlığa denk yeryüzünde ikinci bir yaratık gösterilemez. Muallimin, ferd üzerinde tesiri, anne, baba ve cemiyetin tesirinden kat kat üstündür. Aslında, anneyi de, babayı da, hatta cemiyeti de yoğuran odur. Onun elinin, içine girmediği her hamur tatsız ve tuzsuz sayılır.”

 

Bu perspektiften bakıldığında öğretmenin yaptığı iş, sıradan bir meslek değil; aynı zamanda bir manevi sorumluluktur. İhlasla yapılan eğitim faaliyetleri toplumun ruhuna dokunan kalıcı etkiler meydana getirir.

İtkan: İşini En Güzel Şekilde Yapmak

Bediüzzaman Hazretleri de muallimin eğitim ve yetiştirmedeki ehemmiyetini şu şekilde ortaya koyar:

“Şu zamanın dindar bir muallimine, eski zamanın velîleri nazarı ile bakıyorum. Çünkü eski zamanda dinî terbiye; ebeveyne verilmişti, bu zamanda o vazife muallimlere verilmiş. Muallimin iyisi çok iyi, fenası da çok fena. Çünkü masum çocuklar muallimlerine çok dikkat ederler, âdeta mıknatıs gibi hocalarından ne görürse, iyiyi de, fenayı da çekerler. Muallimin iyisi minare başında, kötüsü kuyu dibindedir. Muallimler için ortası yoktur, ya âlay-ı illiyyînde veya esfel-i sâfilîndedirler. Eğer vaktim olsa, her gün muallime (eğitimlerini teşvik için) on altın lira veririm. Çünkü dünyada benim çocuğum olmadığından, bütün dünyadaki çocuklarla şefkat cihetiyle alâkadarım.”

Bu sözler öğretmenin sorumluluğunu açıkça ortaya koymaktadır. İşte bu sorumluluğun hakkını verebilmek için Hizmet eğitim anlayışında bir diğer önemli kavram itkandır. İtkan, yapılan işi en güzel ve en mükemmel şekilde yapma gayretidir.

Bir Hizmet öğretmeni için itkan; dersine iyi hazırlanmak, öğrencilerin seviyesini doğru analiz etmek, pedagojik yöntemleri en iyi şekilde kullanmak, öğrencisini kalp-kafa bütünlüğü içerisinde yetiştirmek, hayatında bizzat yaşadığı güzel karakter unsurlarını anlatmak,  bu alanlarda sürekli kendini geliştirmek anlamlarına gelir.

Alanı matematik olan bir öğretmen matematiği en iyi şekilde öğretmeli; fizik öğretmeni fiziğin inceliklerini öğrencilerine sevdirmelidir. Aynı zamanda öğrencilerin manevi,  psikolojik ve sosyal gelişimlerini de gözetmelidir. Çünkü eğitim sadece bilgi vermek değil, insan yetiştirmektir.

Fütüvvet: Fedakârlık ve Yiğitlik Ahlakı

Üstad Bediüzzaman ve Hocaefendi’nin hayatında da bu tür kucaklama örneklerine sıkça rastlanmaktadır. Hocaefendi mevzuya muhteşem bir bakış getirmiştir:

 

“Muallimin elinde madenler saflaşır, som altına ve pırıl pırıl gümüşe inkılâp eder. O esrarlı elde en ham ve en değersiz şeyler, bîhemtâ elmaslar hâline gelir. Hiçbir fabrika onun kadar seri ve onun kadar sistematik olarak iş göremez. Karşısına aldığı yüzlerce insana, bir anda bütün duygu tayflarını intikal ettirmek ve onların varlıkları içinde ikinci bir varlık hâline gelmek, muallimden başka kimseye müyesser olmamıştır.”

Bu dönüşümü sağlayan öğretmenin karakterinde ise fütüvvet dediğimiz yüksek ahlak önemli bir yer tutar. Fütüvvet; yiğitlik, fedakârlık, başkası için yaşama ve yüksek ahlak anlamına gelir.

Hizmet öğretmeni çoğu zaman dünyanın farklı coğrafyalarına giderken büyük konforları terk eder. Bazen dilini bilmediği ülkelerde eğitim faaliyetleri yürütür. Bu fedakârlıklar sadece bir meslek aşkıyla açıklanamaz; bu, ancak fütüvvet ruhuyla izah edilebilir.

İhsan: her an Allah’ın huzurunda olma hassasiyetiyle yaşamak…

Branşı ne olursa olsun “rehber” vasfı olmayan fertlerin bu meslekte bulunması; toplum, okul, aile ve öğrenci zaviyesinden telafisi mümkün olmayan yaralara yol açmaktadır. Bu hususu Hocaefendi şu şekilde ifade etmektedir:

“İnsanın önce kendini keşfetmesi lazım. “Nefsini bilen Rabbini bilir.” beyanından hareketle, insan nerede hangi seviyede olduğunu bilmeli ki bu çok önemlidir. Kimseyi aldatmanın bir manası yoktur. Yorumlara tevillere girmek kimseye bir şey kazandırmaz. Her insan davranışları ile kendi tabiatının rengini aksettirir. Öyleyse önce onun keşfedilmesi gerekir. Bunu bilmeli sonra da bu tabiatı terbiye etme cihetine gitmeliyiz”

Bu noktada Hizmet eğitim anlayışında öğretmenin hayatını şekillendiren en üst değerlerden biri de ihsan kavramıdır. İhsan; insanın Allah’ı görüyormuş gibi yaşaması, her işini en güzel şekilde yapması demektir.

Bir öğretmen ihsan bilinciyle hareket ettiğinde: dersini sadece görev olduğu için değil sorumluluk olduğu için anlatır, öğrencilerine sadece bilgi değil değer kazandırır, davranışlarıyla örnek olur.

Öğretmen: Değerlerin Canlı, Yaşayan Örneği

Bir öğretmen, alanında yani; fen, sosyal bilimler veya dini ilimlerden hangisinde faaliyet sürdürüyorsa o dalda kendini mükemmel şekilde yetiştirmelidir. Ayrıca sınıf yönetimi ve öğrencilerle pedagojik ilişkilerde de kusursuz bir performans ortaya koymalıdır…

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız hususlar ideal bir eğitimcinin üzerinde taşıması gereken temel kriterlerdir. Ancak bunların yanı sıra; “değerler eğitimi” de dediğimiz insani, evrensel ve manevi değerlerle bezenmiş “rehber öğretmen” hususiyetlerini taşıyan “hakiki muallimler” ancak Hizmet Hareketi’nin eğitim anlayışını temsil edebilir.

Diğer yandan öğretmen “salih daire” çizgisinde bir hayat yaşamalı; iyilik, güzellik, doğruluk adına ne kadar seçkin vasıflar varsa bunları sevgi hamuruyla yoğurup “rıza güzergahında tahkik yolculuğuna” devam etmelidir. Öğretmen, daima “müsbet hareketi” kendisine düstur edinmeli, “reaksiyoner” değil “aksiyoner” insan olmayı adeta huyu haline getirmelidir. Herkesi kucaklamalı, en zıt davranışlara karşı bile kucağını açmayı bilmelidir.

İşte bu noktada isar, ihlas, itkan, fütüvvet ve ihsan kavramları öğretmenin karakterinde birleştiğinde ortaya farklı bir eğitim anlayışı çıkar.

Bu modelde öğretmen: isar ile öğrencisini kendine tercih eder, ihlas ile yaptığı işi sadece hak rızası için yapar, itkan ile mesleğini en mükemmel şekilde icra eder, fütüvvet ile fedakârlık ve adanmışlık gösterir, ihsan ile her an ilahi murakabe bilinci içinde yaşar.

Sonuç olarak Hizmet eğitim anlayışında öğretmen sadece bilgi veren bir kişi değil; aynı zamanda ahlak, karakter ve insanlık inşa eden bir rehberdir. Onun sınıfı bir derslikten ibaret değildir; bazen bir gönül mektebi, bazen bir karakter atölyesi, bazen de bir umut ocağıdır.

Ve belki de bu yüzden gerçek öğretmenler dünyanın neresine giderse gitsin, gittikleri yerde sadece ders anlatmazlar; insan yetiştirirler, gönüller kazanırlar ve geleceği inşa ederler.