Justice Square’dan 2025 Türkiye Raporu: “Yargı bağımsızlığı aşındı, hak ihlalleri sistematik hale geldi”

Okuma Süresi 4 dkYayınlanma Cumartesi, Şubat 21 2026
Paylaş
X Post
Türkiye’de insan hakları, yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğüne ilişkin tartışmalar sürerken, Justice Square tarafından yayımlanan 2025 Türkiye Raporu dikkat çekici tespitler ortaya koydu. Raporda, yargının siyasi baskı aracı haline geldiği, muhalefete yönelik operasyonların genişlediği ve cezaevlerinde ciddi insani sorunların yaşandığı belirtildi.
Justice Square’dan 2025 Türkiye Raporu: “Yargı bağımsızlığı aşındı, hak ihlalleri sistematik hale geldi”

Rapora göre Türkiye’de yargı sistemi, bağımsız bir denetim mekanizması olmaktan uzaklaşarak muhalif kesimlere yönelik baskının temel araçlarından biri haline geldi. Özellikle terörle mücadele davalarında delil standartlarının zayıfladığı ve hukuk güvenliğinin aşındığı iddia edildi.

AİHM kararları uygulanmıyor



Çalışmada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen Yalçınkaya/Türkiye kararının ve benzer emsal içtihatların Türk yargısı tarafından yeterince uygulanmadığı savunuldu. Raporda, ByLock verilerinin otomatik suç delili kabul edilmesinin “suç ve cezada kanunilik” ilkesine aykırılık oluşturduğu görüşüne yer verildi.

Öğrencilere yönelik operasyonlar

Raporda, Gaziantep, İstanbul ve İzmir merkezli operasyonlarda bazı üniversite öğrencilerinin geçmişteki sosyal faaliyetleri gerekçe gösterilerek terör suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığı ileri sürüldü. Bu durumun

, gençler üzerinde uzun vadeli sosyal ve psikolojik etkiler oluşturduğu ifade edildi.

“Sivil ölüm” ve ekonomik dışlanma vurgusu

KHK ile ihraç edilen kişilerin iş bulmakta ciddi zorluk yaşadığı belirtilen raporda, fişleme iddialarının ekonomik ve sosyal dışlanmayı derinleştirdiği kaydedildi. Özel sektörde dahi istihdamın engellendiği yönündeki örneklere yer verildi.

Muhalefet ve yerel yönetimlere baskı iddiası

Raporda, başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere bazı muhalif belediye başkanlarının yargı süreçleri ve idari kararlarla görevden uzaklaştırılmaya çalışıldığı öne sürüldü. Bu durumun seçmen iradesine müdahale tartışmalarını beraberinde getirdiği belirtildi.

Medya ve ifade özgürlüğü eleştirileri

Medya alanında ise RTÜK yaptırımları, internet erişim engelleri ve gazetecilere yönelik davaların kamusal tartışma alanını daralttığı savunuldu. Raporda, eleştirel medyanın ekonomik ve hukuki baskılarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Cezaevlerinde sağlık sorunları

Çalışmada ayrıca ağır hasta tutukluların durumuna dikkat çekilerek, İbrahim Güngör ve Süleyman Yıldırım gibi isimlerin sağlık raporlarına rağmen tahliye edilmemesinin ciddi insan hakları ihlali oluşturduğu görüşü dile getirildi.

Justice Square raporu, Türkiye’de hukuk devleti, insan hakları ve demokratik standartlara ilişkin tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemde kalacağını gösteren kapsamlı bir çalışma olarak değerlendiriliyor.