Peygamberî Eğitimde Temsil ve Hâl Dili
Hizmet Hareketindeki; eğitimciler, rehberler, öğretmenler, belletmenler (rol model ablalar ve abiler) Fethullah Gülen Hocaefendi'nin ortaya koyduğu temel değer ve normları bizzat hayatlarına tatbik ederek, kendilerine has bir karakter eğitim anlayışı ortaya koyarlar... Nev-i şahsına münhasır eğitim değerleriyle dikkatleri çeken bu eğitim anlayışında; iyilikleri ve güzellikleri kendi hayatlarında bizzat yaşayarak temsil etmek, hal diliyle yani bu değerleri kendi hayat dünyalarına yansıtarak, gönül dilleriyle anlatmak, olmazsa olmaz bir baş eğitim prensibidir.
Hizmet Hareketi içerisinde zamanla şekillenen eğitim anlayışının en belirgin özelliklerinden biri de bu noktada ortaya çıkar. Eğitimci; öğretmen, rehber, belletmen, abi veya abla, sadece bilgi veren ve nasihat eden kişi değildir. O, aynı zamanda temsil ettiği değerleri kendi hayatında yaşayan ve böylece öğrencisinin önüne canlı bir örnek koyan insandır. Bu anlayışın temelinde temsil, hâl dili, örneklik, yaşayarak öğretme ve söz ile davranış arasındaki bütünlük vardır.
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin eğitim felsefesinde temsil; hakikatleri yalnızca anlatmak değil, onları yaşayarak başkalarına örnek olmaktır. “Temsil Öncelikli Tebliğ” başlıklı sohbetlerinde şunları ifade eder;
“Bugüne kadar ruh ve gönülden yükselmeyen ve insan ledünniyatına ulaşamayan kuru bilgiler, söz ebelikleri, heva ve hevesleri şahlandıran dil ve akıl oyunlarıyla bir şeyler yaptıklarını sananlar kendilerini avutmuş, başkalarını da aldatmışlardır ama kat’iyen sinelerde sürekli yankılanan bir ses ve soluk olma bahtiyarlığına erememişlerdir. Ses-soluk, dil-dudak, kalem ve parmak iç ihsasların emrinde ve hâle tercüman olmalıdır ki, söz gerçek değerine ulaşabilsin.”
Fethullah Gülen Hocaefendi, eğitimci ve rehberlerine “yaparak-yaşayarak öğretme” temel eğitim prensibini, Sevgili Peygamberimiizin hayat tarzına dayandırarak şöyle ifade ediyor;
“Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in tebliğ ve temsil olmak üzere önemli iki misyonu vardır. Tebliğ yönü ile insanlara hak ve hakikatları anlatan Allah Resûlü, temsil yönüyle de kendisine yüklenen rolü bütün benlik ve samimiyetiyle yerine getirerek, insanlığa örnek olma mevkiindedir. İnsanlığın İftihar Tablosu (s.a.s)'nu sahnede, herhangi bir senaryoyu oynayan insandan tefrik etmek için ‘bütün benlik ve samimiyetiyle' ifadesini bilhassa kullandım. Çünkü Nebi, oynadığı rolü -tabiri caizse- önce kalbinde oynar. O'nun anlattıkları, kalbî hisleri ve insanlığın kurtuluşu adına yaşadığı hafakanlarıdır. Bu açıdan Efendimiz (s.a.s)'in temsil keyfiyeti, hususî bir mânâda tebliğ keyfiyetinden her zaman bir adım daha önde olmuştur.”
Şunu biliyoruz ki; Resûlullah'ın insanlara anlattığı hiçbir hakikat, kendi hayatından bağımsız bir teori değildi. O, insanlara sabrı anlatırken sabrı yaşayan; merhameti anlatırken merhameti gösteren; adaleti anlatırken adaletle hükmeden; affetmeyi anlatırken kendisine yapılan kötülükler karşısında affedici davranan; fedakârlığı anlatırken hayatını insanlığın hidayetine adayan bir peygamberdi. O'nun tebliğinin tesiri yalnızca sözlerinden kaynaklanmıyordu. Söz ile hayat arasında hiçbir mesafe bulunmuyordu.
Bu hayat prensibinin eğitim açısından anlamı son derece büyüktür:
Bir öğretmen öğrencisine doğruluktan söz edebilir. Fakat öğrencinin karşısında dürüst davranıyorsa, onun eğitimine sözden çok daha güçlü bir katkıda bulunmaktadır.
Bir rehber fedakârlığı anlatabilir. Fakat kendi rahatından vazgeçerek öğrencisinin yanında bulunuyorsa, fedakârlığı artık teorik bir kavram olmaktan çıkmıştır.
Bir belletmen sabrı anlatabilir. Fakat öğrencisinin hataları karşısında sabırlı ve anlayışlı davranıyorsa, öğrenci sabrın ne olduğunu kitapta okumaktan ziyade onun şahsında görmektedir.
Fethullah Gülen Hocaefendi, öğretmenlik hakkındaki “Geleceği İnşa Edecek Fikir Mimarları” başlıklı yazısında bu konuyu doğrudan eğitim bağlamında ele alır. Ona göre öğretmenin önemli görevlerinden biri, “hâl dili ve temsil derinliğiyle” öğrencilere rehberlik etmektir. Çünkü öğrencinin iyi duygularının gelişmesinde, tavır ve davranışlarıyla imrenilen ve örnek alınan rehberin önemli bir rolü vardır. Hocaefendi bu hakikatı şöyle anlatır:
“Hâl ile halledilmedik hiçbir mesele yoktur
Öğretmenlikte ihmal edilmemesi gereken önemli bir husus da, hâl dili ve temsil derinliğiyle öğrencilere rehberlik yapabilmektir. Çünkü kötülüklere meyyal olan, kendisini esfel-i safilîne götürebilecek şehvet, gazap, kin, nefret, başkalarının hukukuna tecavüz gibi pek çok mesavi-i ahlaka açık bulunan ve bunlarla baş başa bırakıldığında aşağılara doğru batması mukadder olan insandaki kötü duyguları baskı altına alma ve ondaki iyi duyguların da neşv ü nema bulmasını sağlama ancak tavır ve davranışlarıyla imrenilen, örnek alınan iyi bir rehber eliyle gerçekleştirilebilir.”
Bu düşünce, karakter eğitimi açısından son derece önemlidir. Çünkü çocuk ve genç, eğitimcinin söyledikleri kadar onun davranışlarını da kaydeder. Hatta çoğu zaman davranış daha kalıcıdır. Öğrenci, öğretmenin verdiği bir nasihati unutabilir; fakat öğretmeninin zor bir durumda nasıl davrandığını yıllarca hatırlayabilir.
Bu yaklaşımda öğretmen, yalnızca “ders veren” değildir. O, öğrencinin hayatında güvenilir bir yetişkin, rehber, rol model ve karakter örneği hâline gelir.
Bu nedenle “abi” ve “abla” kavramları da yalnızca bir hitap şekli olarak görülmemelidir. Buradaki temel işlev, genç insanın karşısında kendisine güvenebileceği ve davranışlarıyla örnek alabileceği bir şahsiyetin bulunmasıdır.
Öğrenci, karşısındaki insanın hayatında gördüğü değerleri zamanla kendi hayatına taşımaya başlar. Hizmet Hareketi eğitimcileri, rehber, öğretmen ve belletmenler adeta yaşayan müfredat olurlar Öğrenciyi değiştirmek isteyen eğitimci, önce kendi hayatını eğitimin konusu hâline getirmelidir. Bu, Hizmet Hareketi eğitim anlayışının karakter eğitimine getirdiği en önemli katkılardan biridir.
Temsil ve hâl dili olmadan karakter eğitimi eksik kalır:
Bir çocuğa yüzlerce ahlâkî kavram öğretilebilir. Ancak çocuk, çevresinde bu değerlerin yaşayan örneklerini görmüyorsa, değerler zihinsel kavramlar olarak kalabilir.
İyilik anlatılabilir; fakat iyilik yapılmalıdır.
Merhamet anlatılabilir; fakat merhamet gösterilmelidir.
Adalet anlatılabilir; fakat adalet uygulanmalıdır.
Tevazu anlatılabilir; fakat tevazu yaşanmalıdır.
Fedakârlık anlatılabilir; fakat fedakârlık yapılmalıdır.
İhlâs anlatılabilir; fakat karşılık beklemeden hizmet edilmelidir.
Karakter eğitiminin gerçek başarısı, öğrencinin güzel kavramları ezberlemesi değil, o kavramların hayatında davranış hâline gelmesidir. Bu nedenle temsil, karakter eğitiminin başlangıç noktasıdır.
Hizmet Hareketi'nin eğitim anlayışında temsil ve hâl dili, tali veya yardımcı bir yöntem değildir. Aksine, eğitim anlayışının merkezinde bulunan temel bir prensiptir. Çünkü çocuk ve genç, kendisine söylenenleri değil yalnızca, karşısındaki insanın yaşadığı hayatı da öğrenir.
Ve belki de karakter eğitiminin en önemli hakikati burada gizlidir: İnsan, kendisine söylenen güzel sözlerden çok, karşısında gördüğü güzel hayatın tesiriyle değişir. Bu nedenle iyi bir eğitimci yalnızca iyi şeyleri anlatan insan değildir. Anlattığı güzellikleri kendi hayatında taşıyan ve öğrencisine “iyi insan nasıl olunur?” sorusunun cevabını kendi yaşayışıyla gösteren insandır.
Eğer eğitimci zor zamanlarda bile değerlerinden vazgeçmiyorsa öğrenci, değerlerin yalnızca rahat zamanların süsü olmadığını anlar.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

ORHAN KESKİN

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU











