Ramazan ve Lent (Büyük Perhiz) Orucu
2026 takvimi, farklı inanç gelenekleri arasında dikkat çekici bir kesişmeye işaret ediyor. Hristiyan dünyasında Paskalya’ya hazırlık anlamı taşıyan Fransızca Carême, İngilizce Lent (Büyük Perhiz) dönemi ile Müslümanlar için büyük önem arz eden Ramazan ayı neredeyse aynı zaman dilimine denk geliyor. Biri Paskalya’ya ruhen hazırlanmayı, diğeri Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı ayı temsil eden bu iki kutsal dönem, özünde insanlığa ortak bir çağrıda bulunuyor: Kendimizi ve birbirimizi daha iyi tanımak, dünyayı daha yaşanabilir bir yer hâline getirmek.
Hristiyanlıkta Carême, Paskalya’dan önce yaklaşık kırk
gün süren bir arınma ve hazırlık dönemidir. İncil’de, İsa Mesih’in çölde kırk
gün oruç tutmasına dayanan bu süreç, inananlar için nefsi terbiye etme, içsel
hesaplaşma ve manevi yenilenme anlamı taşır. Benzer şekilde İslam dünyasında
Ramazan ayı, orucun farz kılındığı, Kur’an-ı Kerim’in vahiy yoluyla indirilmeye
başlandığı kutsal bir zaman dilimidir. İmsaktan iftara kadar tutulan oruç,
yalnızca aç ve susuz kalmayı değil; sabır, şükür, öz disiplin ve ahlaki
arınmayı da içerir.
Ramazan boyunca yardımlaşma ve paylaşma ön plana
çıkar. Zekât ve sadaka ile ihtiyaç sahiplerine destek olunur, iftar sofraları
aracılığıyla dostlar ve farklı kültürlerden insanlar bir araya gelir. Evlerin
yeni dostlara açılması, toplumun birbirini daha yakından tanımasına vesile
olur. Bu yönüyle Ramazan, bireysel olduğu kadar toplumsal bir arınma ve
dayanışma ayıdır.
Farklı inanç geleneklerine ait olsalar da Carêm ve
Ramazan birçok ortak değeri paylaşır: Oruç ve öz disiplin, manevi arınma, tövbe
ve iç hesaplaşma, yardımlaşma ve toplumsal dayanışma. Her iki dönem de insanı
modern dünyanın telaşından ve aşırı tüketim kültüründen uzaklaştırarak daha
derin bir anlam arayışına yönlendirir.
Bu iki kutsal zamanın aynı döneme denk gelmesi, barış
ve birlikte yaşama kültürü açısından da önemli bir sembolik fırsat sunuyor.
Açlığı ve sabrı deneyimlemek empatiyi artırırken, ortak iftarlar, kilise-cami
buluşmaları ve kültürel etkinlikler farklı kesimler arasında diyalog ortamı
oluşturabilir. “Aynı değerleri farklı dillerle yaşıyoruz” bilincinin gelişmesi,
önyargıların azalmasına ve toplumsal huzurun güçlenmesine katkı sağlar.
Nitekim 2019 yılında Papa Franciscus ile El-Ezher
İmamı Ahmed el-Tayeb tarafından Abu Dabi’de imzalanan ve “İnsan Kardeşliği
Beyannamesi” olarak bilinen deklarasyon ile Katolik dünyasında önemli bir metin
olan Nostra Aetate, inananlar ve inanmayanlar arasında karşılıklı anlayış,
işbirliği ve kardeşçe yaşama çağrısı yapar. Benzer şekilde Fethullah Gülen
düşüncesinde de din, kamplaşmanın değil; farklı inanç ve kültürlerle köprüler
kurmanın bir aracı olarak görülür. Farklılıklarla diyalog kurmak, karşılıklı saygı
temelinde insanlık için ortak çözümler üretmek bir taviz değil; inancın ve
insan olmanın doğal bir gereğidir. Çünkü kalıcı barış, önce zihinlerde ve
kalplerde inşa edilir.
Günümüzde dünyada gerilim ve kutuplaşma artarken,
Carême ve Ramazan gibi dönemler önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:
İnançların özü rekabet değil, arınma ve merhamettir. Bu nedenle bu iki kutsal
zamanın aynı takvimde buluşması, yalnızca bir tevafuk değil; birlikte yaşama
kültürünü güçlendirmek için anlamlı bir davettir. İnsan kendi anlamını
buldukça, toplum da arınır.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU











