Sami Efendi Hazretleri'nin torunu

1966’da M. Fethullah Gülen Hocaefendi birkaç arkadaş bizleri Sâmi Efendi Hazretlerinin İzmir’de Dayhanların evindeki bir sohbetine götürdü. Orada o mübarek zâtın elini Hocaefendi ile beraber öptük. Seneler sonra damadı mimar Ömer Kirazoğlu Beyefendi ile tanıştık. 1997’lerde Ali Rıza Bozkurt bize, Medine Havaalanındaki mescidi Ömer Kirazla ve Mahmut Sami Kirazoğlu ile beraber yaptıklarını anlatmıştı. Hatta Kabe’deki tavaf yerlerindeki beyaz mermerleri Yunanistan Taşoz bölgesinden getirip döşediklerini de söylemişlerdi.
Bugünlerde Sami Efendi Hazretlerinin torunu Mahmut Sami Kirazoğlunun neşredilen hatırlarını dinliyordum, enteresan olaylardan bahsediyordu. Mekke ve Medine’deki bütün meşhur câmî ve mescitlerdeki çalışmalarını ve bu arada şahit olduğu enteresan hatta hârika olayları anlatıyor. Bir de Ümmü Gülsüm’den bahsediyor. Medine’de bir mübarek gecede Arapça mevlid okunurken bir köşede güzel ağlayan yani gönülden ağlayan bir kişi görüyor, ağlayışına hayran oluyor. Daha sonra bir mabedin binası inşa edilirken orada işçi olarak çalışmak istiyor. Sonra Riyad’da Kral ve ailesine mensup bir hastanede tedavi gören Amerikalı bir Hıristiyan hekim, aylarca tedaviden sonra “Bu anadan doğma kötürüm, düzelmesinin imkanı yok. Ben İngilizce kitaplardan sizin Peygamberinizin Tanrı katında çok değerli olduğunu öğrendim. Belki onun duasıyla kurtulabilir. Onun yanına götürün’ diyor. Mahmut Sami Bey biletlerini aldırıp uçakla Medine’ye getirtiyor. Adam naz makamında ‘Ey Allah’ın Habibi kızımı senin yanına bırakıp gideceğim. Onu sana bırakacağım ne yapacaksan yap. Ne olur Allah’tan sen yalvar, Allah şifa versin!’ diye hitap ediyor. Kadınlar bölümünde hanımı da namaz kılıp dua ediyor. Kötürüm kız da ‘Allah’ım ben hep böyle tekerlekli arabalar üstünde mi ibadet edeceğim. Hiç yerlere kapanıp sana secde edemeyecek miyim?’ diye niyaz ediyor. Bir anda vücuduna bir can geliyor. Ayağa kalkıp namaz kılıyor. Sonra çıkıp babasına koşuyor. Hepsi beraber inşaat mahalline geliyorlar. Oradan Riyad’daki Hastaneye gidiyorlar. Amerikalı doktora durumu anlatıyorlar gözleriyle şahit olunca şehadet getirip Müslüman oluyor. Emekli olduktan sonra ülkesine dönüyor ve bazı insanların hidayetine vesile oluyor.
İşçi Remzi’nin 90 yaşında Medine aşığı Mustafa dedesinin hatırası da çok önemli. Mahmut Sami Bey, onu Medine’ye getiriyor. Uhut şehitlerine ziyarette Hz. Hamza’nın kabrinin başına gidiyorlar. Onun yanına giden bir daha gelirmiş. Mustafa Dede kafasına koyuyor. Mekke vs. ziyaretlerinden sonra Samsun’a giden otobüse binmek istemiyor. Medine’ye dönmek orada kalmak arzu ediyor. Zorla bindiriyorlar. 170 kilometre sonra otobüs gece bir benzinlikte durunca bu dağlara doğru kaçıyor. Bulamıyorlar. Sonra yola inip yayan Medine’ye giderken bir araba çarpıyor, şehit oluyor. Cenazesini Medine’ye getiriyorlar. Mahmut Sami Bey morgda kendisini teşhis ediyor. Akrabaları illa Samsun’a gelsin diye tutturuyorlar. Nihayet göndermek zorunda kalıyorlar. Ama Samsun’a cenaze varınca bir de bakıyorlar, tabuttan Hindli bir Müslüman çıkıyor. O da Türkleri çok seven ah bir Türkiye’ye gitsem, diyen birisi. Meğer tabutlar karışmış. Mustafa Dede yine muradına ermiş Medine’de kalmış…
Bu yüksek mimarımızın evlilikle ilgili de tavsiyeleri vardı. Onları anlatırken Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin “Hanımlar Rehberi” Risalesinden de bahsetti.
Bizim Yüksek İslam Enstitüsü öğrenciliğimiz sırasında Ankara İlahiyat Fakültesinden gelmiş Nâfiz Danişment isimli bir hocamız vardı. Bir derste ben Bediüzzaman Hazretlerinden söz etmiştim. O da “Bediüzzaman-ı Hemedanî mi?” diye sordu. “Hayır Bediüzzaman Said Nursi!..” dedim. “Bakınız ben Ankara İlahiyatta iken, bir mahkemeden onun yazdığı Hanımlar Rehberi ile ilgili benden bir bilirkişi raporu yazmam için teklif geldi. Ben de kitabı inceleyip bir rapor yazdım… Bu kitabı, bütün eşlerin okuması lâzım. Aile hayatımızı koruyacak çok hârika bir eser, diye de not ettim.” dedi.
İzmir’de Kardeş Apartmanında kalırken sabah namazlarından sonra kitap okurduk. Hanımlar rehberini okuyorduk. Komşumuz Hacı Nefi Akyazılı Amcamız da gelmiş o da dinliyordu. Birden ağlayarak, “Ah Üstad, sen hiç evlenmedin, aile içindeki bu incelikleri ve bu çözümleri nereden biliyorsun?!..” dedi. Bu hatırayı M. Fethullah Gülen Hocaefendi de zaman zaman hatırlar ve anlatırdı.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN

ORHAN KESKİN

ARİF ASALIOĞLU
ESRA BÜYÜKCOMBAK

Almanya vizesiz giriş kurallarını güncelledi: Türk...

NATO Ankara toplantısının ardından: Erdoğan Trump'...

NATO operasyonunda tutuklanan Mehmet Şimşek için i...

15 Temmuz gerçekleri anlaşılmasın diye Mavi Otobüs...

Ahbap Derneğine operasyon: Gözaltı sayısı 22'ye yü...







