Şehir Hastanesi’nde bebek ölümüne skandal karar: Tavan çöktü, dosya kapandı

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Salı, Nisan 14 2026
Paylaş
X Post
İstanbul Yeşilköy Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’nde, tavanın çökmesi sonucu bir bebeğin ölmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada "takipsizlik" kararı verildi.
Şehir Hastanesi’nde bebek ölümüne skandal karar: Tavan çöktü, dosya kapandı

"Rekor sürede bitirildi", "dünyaya örnek oldu" sloganlarıyla açılan Yeşilköy Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi, bugün bir başarı öyküsüyle değil, bir bebeğin ölümüne verilen "takipsizlik" kararıyla sarsılıyor. En güvenli yer olması gereken yoğun bakım ünitesinde, tavanın bir bebeğin üzerine çökmesiyle sonuçlanan ihmaller zinciri, yargı eliyle adeta görünmez kılındı.

"Kusursuz" Cinayet: Hiç Kimse Sorumlu Değil!

Gazeteci Tolga Şardan, T24’teki "Büyüteç" köşesinde, modern tıbbın göbeğinde yaşanan bu orta çağ karanlığını gün yüzüne çıkardı. Şardan’ın aktardığı bilgilere göre, yeni doğan yoğun bakım ünitesinin asma tavanı, altındaki savunmasız bebeğin üzerine çöktü. Ancak savcılık, bir bebeğin hayatını kaybettiği bu olayda yargılanacak tek bir sorumlu bile bulamadı.

Şardan, köşesinde şu can alıcı soruyu soruyor: "Yeni yapılmış bir hastanede tavan çöküyorsa ve bir bebek ölüyorsa, bu 'takipsiz' kalacak kadar basit bir kaza mıdır?"

Şov İçin Hız, Can İçin İhmal

Hastanenin inşaat sürecindeki acelecilik ve denetim zafiyetleri eleştiri oklarının hedefinde. Şardan’ın analizine göre, yapı kalitesindeki devasa açıklar, bir canın yitirilmesine zemin hazırladı. Ancak yargının verdiği "kovuşturmaya yer yoktur" kararı, bu liyakatsizlik ve denetimsizlik düzenine adeta bir "onay belgesi" sundu.

Adalet Duygusu Enkaz Altında

Skandal, sadece bir teknik hata değil, sistemsel bir vicdan yarası olarak kayıtlara geçti. Öne çıkan temel eleştiri; kamu projelerini üstlenen müteahhitlerin, denetim görevini yapmayan bürokratların ve hastane yönetimlerinin "cezasızlık zırhı" ile korunması oldu.

Bir bebeğin hayatı, hızlı inşaat politikalarına ve ardından gelen yargısal sessizliğe mi kurban edildi? Şardan’ın haberi, Türkiye’de can güvenliğinin ve hukukun, "stratejik" projelerin ne kadar gerisinde kaldığını bir kez daha tüm çıplaklığıyla belgeledi.