Tergek başvurusu AİHM Büyük Daire’de yeniden görülüyor

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Çarşamba, Mart 4 2026
Paylaş
X Post
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Büyük Daire’ye giden Abdül Samed Tergek’in başvurusunu bu sabah Strazburg’da yapılacak duruşmada görüşecek.
Tergek başvurusu AİHM Büyük Daire’de yeniden görülüyor

İkinci Daire’nin “ihlal yok” kararına itiraz eden başvurucu, dosyanın Büyük Daire’ye taşınmasını talep etmişti. AİHM Büyük Daire Paneli, 15 Eylül 2025 tarihinde bu talebi kabul ederek dosyayı Büyük Daire’ye göndermişti.


Daha önce AİHM İkinci Dairesi, 29 Nisan 2025 tarihinde Tergek’in başvurusunu karara bağlamıştı. 7 hakimden 4’ü, Tergek’in ailesinden gelen mektuplarla birlikte gönderilen fotokopilerin ve basılı materyallerin alıkonulmasının ihlal olmadığına hükmetmiş, 3 hakim ise ihlal kararı çıkması gerektiğini belirtmişti.


TR724'ten Ensar Nur'un haberine göre AİHM İkinci Daire’yi ikiye bölen başvuruda, 3 hakim verilen kararın AİHM içtihatlarına aykırı olduğunu vurgulamış, böyle bir yaklaşımın İkinci Daire’nin yetkisini aşacağını ve mahkeme içtihatlarında gerilemeye yol açabileceğini belirterek ihlal kararı verilmesi gerektiğinin altını çizmişti.


Fotokopiler verilmedi

Kocaeli T Tipi Cezaevi’nde bulunan 1989 doğumlu Tergek, Türkiye’de Hizmet Hareketi'ne yönelik davalar kapsamında sözde silahlı terör örgütü üyesi olduğu suçlamasıyla mahkum edilerek cezaevine konulmuştu. Başvuru, kız kardeşi ve eşinden gönderilen mektupların cezaevi yönetimi tarafından alıkonulması ve mektuplarla birlikte gönderilen basılı materyallerin (internet çıktıları, notlar, resimler) kendisine hiç teslim edilmemesi nedeniyle yapılmıştı. Cezaevi yönetimi, “örgütsel iletişim riski” ve “güvenlik” gerekçesiyle bu materyalleri Tergek’e vermemişti.


Tergek, fizyoterapi egzersizleri ve uzaktan eğitim kapsamında gayrimenkul yönetimi ile ilgili notlar içeren mektuplara ekli belgelere erişememesi nedeniyle hak ihlali olduğunu ileri sürmüştü.


AİHM kararında, mektupların daha sonra Tergek’e ulaştırıldığı belirtilse de, eklerdeki basılı belgelerin süresiz biçimde verilmemesinin ifade özgürlüğünü ve bilgi edinme hakkını düzenleyen Madde 10 kapsamında ihlal olup olmadığını değerlendirmişti.


4 Hakim AYM kararına atıf yaparak “ihlal yok” dedi

İkinci Daire’de bulunan hakimler Saadet Yüksel, Jovan Ilievski, Davor Derenčinović ve Stéphane Pisani, fotokopilerin verilmemesinin hukuki dayanağı olduğunu belirterek (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun), müdahalenin orantılı olduğu ve devletin takdir yetkisini aşmadığı sonucuna varmıştı.


Hakimler, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2018 tarihli Diyadin Akdemir kararına gönderme yaparak, fotokopi ve çıktılarla ilgili özel riskleri (örgütsel iletişim vb.) kabul etmiş, cezaevi yetkililerinin yükünü artırmamak ve güvenlik riski oluşturmamak için sınırlama getirilmesini makul bulmuştu.


3 Hakimden ortak muhalefet şerhi: AİHM içtihatlarında gerilemeye sebep olur

Diğer 3 hakim Arnfinn Bardsen, Anja Seibert-Fohr ve Juha Lavapuro, Madde 10’un açıkça ihlal edildiğini ve çoğunluğun kararının AİHM yerleşik içtihatlarıyla çeliştiğini vurgulamıştı. Hakimler, bu yaklaşımın Avrupa genelinde mahkumlar aleyhine ciddi sonuçlar doğurabileceğini ve AİHM içtihatlarında geri adıma yol açabileceğini ifade etmişti.


Ortak muhalefet şerhinde, “çoğunluk görüşündeki meslektaşlarımız, içeriğe hiç bakılmaksızın başvurucuya bu tür belgelerin verilmemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesini ihlal etmediği sonucuna varmıştır. Biz bu sonuca katılmıyoruz; çünkü çoğunluğun gerekçesi Mahkeme’nin yerleşik içtihatlarıyla bağdaşmamaktadır” denilerek ihlal gerekçeleri şöyle özetlenmişti:


AİHS, cezaevi kapısında bitmez: Mahkumlar, özgürlük hakları dışında tüm temel haklara sahip olmaya devam eder.

Yasa dayanağı yetersiz: 5275 sayılı yasa, internet çıktısı veya fotokopilere dair açık düzenleme içermiyor.

Genel ve ayrım gözetmeyen yasak (blanket ban): İçerik veya risk ayrımı yapılmadan tüm mahkumlara uygulanıyor; sağlık, eğitim veya rehabilitasyon amaçlı içeriklere istisna yok.

Gerekçelendirme eksik: Somut gerekçe sunulmamış, sadece “aşırı idari yük” ifadesiyle meşrulaştırılmaya çalışılmış.

AİHM içtihadıyla uyumsuz: Ağır kısıtlamalar ancak dar, ölçülü ve gerekçelendirilmiş hallerde kabul edilebilir.

Demokratik toplumda gerekli değil: Hükümet, yasağın neden “demokratik toplumda gerekli” olduğunu yeterince kanıtlayamamış.