Tesla ve Einstein

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Salı, Şubat 24 2026
Paylaş
X Post
Tesla ve Einstein

Esir maddesi üzerine Tesla ve Einstein’ın düşüncelerinin ne olduğunu öğrenmek için arkadaşlarımızdan Amerika’da öğretim üyesi olan fizikçi bir doçente bir araştırma yapmasını istirham etmiştim. Sağ olsun o da araştırmasını yapıp özetini gönderdi. Ben bu özeti sizlere takdim ediyorum:

“Bahsi geçen Tesla çalışmalarının bir makaleye dönüştürülmesi gayretiyle geçen haftalarda yoğun biçimde esir maddesi konusunda çalıştım. Konu ile ilgili olarak Tesla ve Einstein’ın yaklaşımlarını, Michelson–Morley deneylerini ve Casimir kuvveti çerçevesindeki teorik tartışmaları detaylı şekilde inceledim. En son gönderdiğiniz ‘su yüzeyi örneğini’ de ele alarak ilgili makaleyi tamamlayarak tarafınıza iletiyorum.

Özellikle Einstein başlangıçta ‘esir yoktur’ görüşünü benimsemiş; ancak 1920 yılında Hollanda’nın Leiden şehrinde yaptığı konuşmada esirin farklı bir mahiyette varlığını kabul etmiştir. Bu konuşması şu şekilde özetlenebilir: ‘Esir vardır. Esir bir parçacık olarak değil, bir alan olarak vardır ve izafiyet teorisinin üzerine oturduğu fiziksel gerçekliğin kendisidir.’ Dikkat edilirse Einstein burada kavramsal bir düzeltmeye gitmiştir.

Tesla ise esir maddesinin teknik tanımına fazla girmeden, ‘Esir vardır ve insanlığın etkileşim kurabileceği bir alandır’ yaklaşımını dile getirmiştir. Einstein ve Tesla aynı dönemde yaşamış olmalarına rağmen, ulaşılabilen kaynaklarda bu meseleye dair doğrudan bir tartışma tespit edilememektedir.

Peki modern fizik şu an esir konusunun neresindedir? Bu konuda Ocak 2026’da yayımlanmış ilginç ve güncel bir bilimsel makaleye rastladım. Günümüzde vakum enerjisi, kuantum alanları ve Casimir etkisi gibi olgular çerçevesinde, uzayın tamamen boş olmadığı; temel bir alan yapısının varlığının hem teorik hem de deneysel düzeyde ortaya konduğu kabul edilmektedir. İlgili makalede Casimir kuvvetlerinin varlığı ispat edilmiş ve ölçülebilir olduğu gösterilmiştir. Yani esir artık ölçülebilir bir ortamdır. Bu henüz başlangıçtır. Kuantum fiziğinin sunduğu yeni imkanlar ile esir maddesinin veya esir alanının çok daha net ölçülebilir olacağı kanaatindeyim inşallah.

Daha ileri bir değerlendirme yapıldığında, modern fiziğin ulaştığı kavramsal çerçevenin; Kur’an’da geçen ifadeler ve daha önce arz ettiğiniz esir tarifleriyle dikkat çekici benzerlikler taşıdığı kanaatine varılmıştır. Bazı bilimsel tasvirler, adeta ‘dünyanın durgun bir deniz üzerinde yüzdüğü’ gerçeğini çağrıştıran bir zemin sunmaktadır.

Parça parça ilerleyen bilimsel çalışmaların, Kur’an perspektifi ışığında bütüncül bir çerçevede değerlendirilmesi hâlinde ortaya çıkan tablonun, Kur’an’da tarif edilen hakikatlerle örtüşen bir mahiyet arz ettiği düşüncesindeyim. Bu konunun hem bilimsel açıdan hem de ‘bilimsel çalışmaların yorumu’ açısından daha sistematik bir şekilde ele alınmasının isabetli olacağı kanaatindeyim.”

Arkadaşımızın bu özetini takdim ettikten sonra diyorum ki: 1913’te yazmaya başladığı zaman İşârâtü’l-İ’câz tefsirinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Hud Suresi'nin yedinci ayetindeki “O’nun (Allah’ın) arşı su üzerindedir.” ifadesindeki “su”yun esir maddesine delalet ettiğini söylüyor.

Esir maddesi üzerinde çalışanların beyanına göre ondan tam istifade edilir hale gelince; insanlığın enerji probleminin çözüleceği, tıpta ve sağlık hizmetlerinde büyük kolaylıklar görüleceği ve ziraatta büyük gelişmelerin olacağı ifade edilmektedir…