Tesla ve Einstein

Esir maddesi üzerine Tesla ve Einstein’ın düşüncelerinin ne olduğunu öğrenmek için arkadaşlarımızdan Amerika’da öğretim üyesi olan fizikçi bir doçente bir araştırma yapmasını istirham etmiştim. Sağ olsun o da araştırmasını yapıp özetini gönderdi. Ben bu özeti sizlere takdim ediyorum:
“Bahsi geçen
Tesla çalışmalarının bir makaleye dönüştürülmesi gayretiyle geçen haftalarda
yoğun biçimde esir maddesi konusunda çalıştım. Konu ile ilgili olarak Tesla ve
Einstein’ın yaklaşımlarını, Michelson–Morley deneylerini ve Casimir kuvveti
çerçevesindeki teorik tartışmaları detaylı şekilde inceledim. En son
gönderdiğiniz ‘su yüzeyi örneğini’ de ele alarak ilgili makaleyi tamamlayarak
tarafınıza iletiyorum.
Özellikle
Einstein başlangıçta ‘esir yoktur’ görüşünü benimsemiş; ancak 1920 yılında
Hollanda’nın Leiden şehrinde yaptığı konuşmada esirin farklı bir mahiyette
varlığını kabul etmiştir. Bu konuşması şu şekilde özetlenebilir: ‘Esir vardır.
Esir bir parçacık olarak değil, bir alan olarak vardır ve izafiyet teorisinin
üzerine oturduğu fiziksel gerçekliğin kendisidir.’ Dikkat edilirse Einstein
burada kavramsal bir düzeltmeye gitmiştir.
Tesla ise esir
maddesinin teknik tanımına fazla girmeden, ‘Esir vardır ve insanlığın etkileşim
kurabileceği bir alandır’ yaklaşımını dile getirmiştir. Einstein ve Tesla aynı
dönemde yaşamış olmalarına rağmen, ulaşılabilen kaynaklarda bu meseleye dair
doğrudan bir tartışma tespit edilememektedir.
Peki modern
fizik şu an esir konusunun neresindedir? Bu konuda Ocak 2026’da yayımlanmış
ilginç ve güncel bir bilimsel makaleye rastladım. Günümüzde vakum enerjisi,
kuantum alanları ve Casimir etkisi gibi olgular çerçevesinde, uzayın tamamen
boş olmadığı; temel bir alan yapısının varlığının hem teorik hem de deneysel
düzeyde ortaya konduğu kabul edilmektedir. İlgili makalede Casimir
kuvvetlerinin varlığı ispat edilmiş ve ölçülebilir olduğu gösterilmiştir. Yani
esir artık ölçülebilir bir ortamdır. Bu henüz başlangıçtır. Kuantum fiziğinin
sunduğu yeni imkanlar ile esir maddesinin veya esir alanının çok daha net
ölçülebilir olacağı kanaatindeyim inşallah.
Daha ileri bir
değerlendirme yapıldığında, modern fiziğin ulaştığı kavramsal çerçevenin;
Kur’an’da geçen ifadeler ve daha önce arz ettiğiniz esir tarifleriyle dikkat
çekici benzerlikler taşıdığı kanaatine varılmıştır. Bazı bilimsel tasvirler,
adeta ‘dünyanın durgun bir deniz üzerinde yüzdüğü’ gerçeğini çağrıştıran bir
zemin sunmaktadır.
Parça parça
ilerleyen bilimsel çalışmaların, Kur’an perspektifi ışığında bütüncül bir
çerçevede değerlendirilmesi hâlinde ortaya çıkan tablonun, Kur’an’da tarif
edilen hakikatlerle örtüşen bir mahiyet arz ettiği düşüncesindeyim. Bu konunun
hem bilimsel açıdan hem de ‘bilimsel çalışmaların yorumu’ açısından daha
sistematik bir şekilde ele alınmasının isabetli olacağı kanaatindeyim.”
Arkadaşımızın
bu özetini takdim ettikten sonra diyorum ki: 1913’te yazmaya başladığı zaman
İşârâtü’l-İ’câz tefsirinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Hud Suresi'nin yedinci
ayetindeki “O’nun (Allah’ın) arşı su üzerindedir.” ifadesindeki “su”yun esir
maddesine delalet ettiğini söylüyor.
Esir maddesi
üzerinde çalışanların beyanına göre ondan tam istifade edilir hale gelince;
insanlığın enerji probleminin çözüleceği, tıpta ve sağlık hizmetlerinde büyük
kolaylıklar görüleceği ve ziraatta büyük gelişmelerin olacağı ifade
edilmektedir…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

ŞERİF ALİ TEKALAN

KADİR GÜRCAN













