Tülay Hatimoğulları'ndan CHP’deki yargı krizine tepki: Siyaset yargı eliyle yeniden mi dizayn edilecek?

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM grup toplantısında CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizini, Türkiye’de demokratik siyasetin yargı eliyle yeniden şekillendirilmesi tartışması üzerinden değerlendirdi. Kararın bir parti içi kriz ya da koltuk tartışmasının ötesine geçtiğini anlattı. Hatimoğulları, şöyle konuştu:
Cumhuriyet tarihi boyunca halk iradesi kimi zaman darbelerle, kimi zaman olağanüstü hukukla, kimi zaman yargı kararlarıyla baskılandı ve sekteye uğratıldı. Bugün CHP’ye mutlak butlan atanması demokratik siyasetin yeniden dizayn edilme örneklerinden biridir. Askeri vesayet rejimine karşı çıkanlar şimdi bir zümrenin vesayet rejimine dönüşmüştür. Şimdi oluşturdukları yeni bir yönetim zümresiyle, vesayet rejimine dönüşmüş durumdalar. Böyle bir tablo içinde CHP ve mutlak butlan tartışması bir parti içi kriz, koltuk kavgası ya da güncel bir siyasi çekişmenin çok ötesinde. Asıl mesele kimin hangi koltukta oturacağı değil, asıl mesele Türkiye açısından demokrasinin nereye oturacağıdır.
Siyasi rekabet sandıkta mı kurulacak mahkeme koridorunda mı? Halkın, üyelerin, delegelerin seçmenlerin iradesi mi esas alınacak yoksa yargı eliyle siyaset yeniden mi dizayn edilecek? CHP’ye mutlak butlan kararı demokratik ve sivil alanı komple tehdit etmektedir. Mahkemeler yetkilerini aşmışlardır, bunlar basitçe geçilecek konular değildir. Demokrasinin az da kalan kırıntılarının kalbine bu uygulamalarla hançer saplanmıştır.
Türkiye her sabah daha yoksul uyanıyor!
Konuşmasında ekonomik tabloya da değinen Hatimoğulları, “Uçurumun kenarında değil Türkiye, şu an uçurumdan aşağıya yuvarlanıyor. İktidar büyüme masalları anlatırken milyonlar her sabah daha yoksul uyanıyor.” dedi. Hatimoğulları’nın gündeminde nafaka hakkı ve 12. Yargı Paketi de vardı. Anayasa Mahkemesi’nin görevinin hak ve özgürlükleri korumak olduğunu belirten Hatimoğulları, nafakaya ilişkin tartışmalar üzerinden kadınların ekonomik güvencelerinin hedef alındığını söyledi. Hatimoğulları, “Anayasa Mahkemesi’nin görevi hak ve özgürlükleri korumak. Ancak nafakaya ilişkin kararla kadınların ekonomik güvencelerinden biri hedef alınmış durumda. Kadınların dişiyle tırnağıyla kazandığı hakka göz dikilmiş durumda. Sanki milyonlarca kadın ömür boyu nafaka alıyormuş gibi sahte bir tablo çizildi. Ancak gerçek bu değil, çok az nafaka alıyorlar ve erkek vermiyor çoğu zaman. Bu bir kadın düşmanlığıdır. Kadın yoksulluğu derinleşirken, nafaka hakkının elimizden alınması kabul edilemez. Nafaka hakkı az da olsa, kadınların yaşam güvencesidir. Kadınların kazanılmış haklarına yönelik bir saldırıdır. Haklarımızı asla pazarlık konusu yaptırmayacağız. Aynı yaklaşımları ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirilen yargı paketlerinde de görüyoruz. Şimdi 12. Yargı Paketi gündemde. Çocuk haklarını esas alan koruyucu ve onarıcı politikalar yerine daha ağır cezalar öne çıkarılıyor. LGBTİ+’ların varlığını ve haklarını hedef alan düzenlemeler toplumsal eşitsizliği büyütüyor.” dedi.
Tülay Hatimoğulları, sürece ilişkin şu açıklamayı yaptı:
Barış ancak toplumla kurulur; demokratik toplum ancak ortak sorumlulukla inşa edilir. Fakat Meclis gündemine, 12. Yargı Paketi gibi özgürlük alanlarını genişletmek yerine daraltan, yeni tartışmalar yaratan düzenlemelerin getirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türkiye’nin asıl ihtiyacı, hakları daraltan paketler değil; barışın hukukunu kuracak çerçeve yasadır, demokratikleşme yasalarıdır.
Son İmralı görüşmesinde Sayın Öcalan, mevcut tıkanıklıkları ve gecikmeleri aşmaya dönük yeni bir formül ve yol haritası ortaya koymuştur. Sayın Öcalan, sürecin hukuki zemini için çok yoğun bir çaba içindedir. İmralı heyetimiz de geçtiğimiz hafta temaslarda bulundu ve AKP’yle de bir görüşme gerçekleştirdi Heyetimiz görüşmede, özel yasanın bir an önce hayata geçirilmesini ve bunun sürece sağlayacağı ivme konusunda AKP heyetine aktardılar. Bizler de buradan bunun ehemmiyetinin altını bir kez daha çiziyoruz. Üçüncü aşamada Sayın Öcalan’ın rolü ve konumunun mutlaka tanımlanması lazım, bundan kaçınılamaz.
Üç adımda çerçeve yasanın hayata geçirilmesi, pozitif barışın eşiğinin geçilmesidir. Bu eşiği atlamak bizlerin elindedir, parlamento ve iktidarın sorumluluğundadır.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN
ESRA BÜYÜKCOMBAK

ŞERİF ALİ TEKALAN

CHP'de kurultay satrancı: 'Kurultay' dedi! Tarih v...

Uyuşturucu operasyonu yapılan 7 ünlünün test sonuç...

'Hurdaya çıkardılar!' Ekrem İmamoğlu: “Yargıyı bi...

CHP’nin sosyal medya hesabı el değiştirdi!

Öcalan: “Demokrasinin kolayca inkar edildiği bir ü...






