Türkiye'den yükselen “Sessiz Çığlıklar”ın sergisi ABD Buffalo History Museum’da açıldı

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Pazartesi, Nisan 20 2026
Paylaş
X Post
ABD merkezli Advocates of Silenced Turkey (AST) tarafından hazırlanan uluslararası gezici insan hakları sergisi “Sessiz Çığlıklar”, 12 Nisan’da Buffalo’da bulunan Buffalo History Museum’da ziyaretçilere kapılarını açtı.
Türkiye'den yükselen “Sessiz Çığlıklar”ın sergisi ABD Buffalo History Museum’da açıldı

İlk kez bir müze ortamında sergilenen çalışmada, Tahir Elçi’nin en sevdiği kravatı, gazeteci Mehmet Baransu’nun cezaevinde yalnızca bir hafta dinleyebildiği radyo, 15 yaşında hayatını kaybeden Sümeyra Gelir’in namaz kılarken giydiği hırka, ihraç hâkim Ayşegül Göç Dilber’in cübbesi ile cezaevinde dünyaya gelen Murat bebeğe ait biberon, emzik ve dişlik gibi yaklaşık 30 kişisel eşya yer alıyor. Ayrıca ressam Ümmü Körkü’ye ait kadın ve çocuk temalı yağlı boya tablolar da serginin bir parçası olarak sunuluyor.

ABD, Kanada ve Avustralya’da farklı şehirlerde bugüne kadar 44 kez kurulan sergi, kadınların, çocukların ve hak ihlallerine maruz kalan bireylerin yaşadıklarını uluslararası kamuoyuna aktarmayı hedefliyor.

Sevinç Özarslan'ın haberine göre 12 Nisan’daki açılış resepsiyonu Buffalo’da yoğun ilgi gördü. Yerel televizyon kanalları etkinliği yerinden takip ederek canlı yayınlar yaptı; ziyaretçilerle röportajlar gerçekleştirildi. Sosyal medya içerik üreticilerinin de katılımıyla sergi kısa sürede yerel ölçekte dikkat çekici bir görünürlük elde etti.

Açılış programını sunan Brianna Lanoye, serginin yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını, susturulmuş seslerin duyulmasına imkân tanıyan bir alan oluşturduğunu belirterek katılımcıları bu hikâyelere tanıklık etmeye davet etti.

Buffalo UP – United for Peace Başkanı Mustafa Gökçek, sergide yer alan her bir nesnenin bir hayatı temsil ettiğini ve çoğu zaman sayılara indirgenen acıların bu şekilde görünür kılındığını ifade etti.

Buffalo History Museum İcra Direktörü Melissa Brown ise müzelerin yalnızca geçmişi sergileyen yerler olmadığını, aynı zamanda toplumsal hafızayı koruyan mekânlar olduğunu vurgulayarak serginin ziyaretçileri görmenin ötesinde dinlemeye ve hissetmeye çağırdığını dile getirdi.

Jeremy Zellner, adaletsizlik karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini ifade ederken, New York Valisi Kathy Hochul adına programa katılan Frank Jablonski kadın haklarının önemine dikkat çekti ve bu tür çalışmaların toplumsal farkındalığı artırdığını belirtti.

Erie County 1. Bölge Meclis Üyesi Lawrence Dupre de serginin toplum içinde diyalog ve farkındalık oluşturduğunu ifade ederek, insanların bu hikâyeler karşısında duyarsız kalmaması gerektiğini vurguladı.

Washington D.C. merkezli TASSC International’da savunuculuk ve iletişim program yöneticisi olarak görev yapan Andrea Barron, Türkiye’de kamuoyunda “Minor Girls Case” olarak bilinen davaları uluslararası bir gözlemci olarak takip ettiğini belirtti. Bu davalarda yöneltilen soruların suç unsuru taşımadığını ifade eden Barron, sürecin hukukun araçsallaştırıldığını gösterdiğini ve bunun yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumu etkileyen bir insan hakları sorunu olduğunu söyledi.

AST Yönetim Kurulu Üyesi ve sergi koordinatörü Aslıhan Kaş, serginin doğrudan gerçek hayatlara dokunduğunu belirtti. Kaş, üç çocuğuyla birlikte Türkiye’den ayrılmaya çalışırken Meriç Nehri’nde hayatını kaybeden Hatice Akçabay’ı hatırlatarak, sergide bu aileye ait kıyafetlerin de yer aldığını söyledi. Bu trajedinin, yaşananların yalnızca sayılardan ibaret olmadığını açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Kaş ayrıca Metamorphosis adlı belgeselde yer alan yurt müdürü Aysun Işınkaralar’ın gözaltında elektrik işkencesine maruz kaldığını aktararak, kadınların yaşadığı şiddetin çoğu zaman görünmez kaldığını ancak bu tür çalışmalarla görünür hale getirildiğini vurguladı.

Buffalo UP – United for Peace ile Advocates of Silenced Turkey iş birliğiyle hazırlanan serginin, Buffalo Cherry Blossom Festival süresince de açık kalacak olması nedeniyle binlerce ziyaretçiye ulaşması bekleniyor.

Program kapsamında 2 Mayıs’ta “Metamorphosis” belgeselinin gösterimi ve bir panel düzenlenecek. Etkinlikte sergide yer alan hikâyelerin daha geniş bir perspektifte ele alınması ve insan hakları bağlamında değerlendirilmesi planlanıyor.