Tutunanlar'da farklı bir başarı öyküsü: 'Teröristin(!) kızı...'

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Pazar, Mart 1 2026
Paylaş
X Post
Farklı başarı öykülerini ekranlara taşıyarak dikkatleri üzerine çeken Tutunanlar yeni bölümüyle ekranlarda. Ahmet Daştan'ın hazırlayıp sunduğu programda daha çocuk yaşta 'Teröristin kızı' diye damgalanmasına rağmen mücadeleden vazgeçmeyen Özge Alkan'ın hikayesini izleyeceksiniz.
Tutunanlar'da farklı bir başarı öyküsü: 'Teröristin(!) kızı...'

Erzurumlu bir ailenin çocuğu olan Özge Alkan, Sakarya’da büyüdü. Babası önce polislik yaptı, ardından müdür yardımcılığı görevinde bulundu. Daha sonra edebiyat öğretmenliği eğitimi alarak eğitim camiasında çalışmaya başladı. Annesi ise hemşireydi.


“Bana özgürlük alanı tanıyan bir anne babaya sahiptim. Babam benim için özgürlük demekti. Karakterlerimiz çok yakındı” sözleriyle çocukluğunu anlatan Alkan’ın hayatı, 15 Temmuz 2016 sonrası yaşanan süreçle köklü biçimde değişti.


İlk olarak babası Türkiye’den ayrıldı. Özge ve ailesi iki yıl boyunca Sakarya’da babasız bir hayat sürdürdü. Kolejden devlet okuluna geçişle birlikte yeni bir dönem başladı; ancak bu dönem yalnızca okul değişikliği anlamına gelmiyordu.


Ahmet Daştan’ın hazırlayıp sunduğu Tutunanlar programında konuşan Alkan, o günleri şu sözlerle anlatıyor:


“Mobbinge uğradık. ‘Anne babanız kim bilir nerede, şimdi neredeler?’, ‘Zaten zengin bebelerisiniz’, ‘Teröristler’ gibi sözler duyduk. En yakınımdaki arkadaşlarımın yaptığı zorbalıklar birçok genç gibi beni de derinden etkiledi.”


Henüz lise çağındaki bir genç için bu sözler ağırdı. Ancak Alkan, yaşadığı kırgınlığı içine gömüp yoluna devam etmeyi seçti.


Baba-Kız Amerika Günleri

Babasının ABD’ye gitmesinin ardından Özge de onun yanına taşındı. Anne ve kardeşi ise iki yıl sonra aileye katılabildi. Bu süre boyunca baba-kız yeni bir hayata tutunmaya çalıştı. Aile üyelerinin bir araya gelmesi ise yılları buldu. 


Eğitimde Başarı ve Yeni Hedefler

ABD’de eğitimine devam eden Özge Alkan, Texas University Biyoloji Bölümü’ne burslu olarak kabul edildi. Üç yıl boyunca kimya laboratuvarında asistanlık yaptı. Mezuniyetinin ardından Dallas’a, ailesinin yanına taşındı.


Şu anda yüksek lisans eğitimini sürdüren Alkan, aynı zamanda yardımcı öğretmen olarak çalışıyor. Hedefi ise diş hekimliği fakültesine girerek doktor olmak.


“6-7 yaşındayken ‘Türkiye’den Doktor Geldi’ kitabını okumuştum. Afrika’ya giden Türk doktorları anlatıyordu. O kitabı okuduğum anda hayattaki hedefimi bulduğumu hissettim. İnsanlara yardım etme tutkum orada başladı.”


Bu hedef doğrultusunda biyomedikal alanda bir yıllık programa devam eden Alkan, aynı zamanda diş asistanı olarak çalışıyor. Programı tamamladıktan sonra diş hekimliği fakültelerine başvurmayı planlıyor.


Afrika’ya Uzanan Yardım Köprüsü


Geçtiğimiz yıl 11. ve 12. sınıf öğrencilerinden oluşan 7 kişilik bir grupla Uganda’ya giden Özge Alkan, 25 bin dolarlık bir yardım projesine öncülük etti.


Proje kapsamında:

Üç su kuyusu açıldı,

Yetimhaneler ziyaret edildi,

Ailelere geçim kaynağı olması için keçiler dağıtıldı,

35 katarakt ameliyatına sponsor olundu,

Hastanede üç gün gönüllü hizmet verildi.


Alkan, bu yılın Haziran ayında Benin’e gitmeyi planladıklarını belirtiyor:

“‘Türkiye’den Doktor Geldi’ kitabındaki Afrika kısmını tamamladım. İnşallah bir gün mesleğimle Afrika’ya giderek o hikâyeyi kendi hayatımda tamamlamak istiyorum.”


“Göçüm Bitmedi, Yeni Başladı”

Çocuk yaşta göç etmenin kendisine en büyük öğretisinin tevekkül olduğunu söyleyen Alkan, yaşadığı süreci şu sözlerle özetliyor:


“Elimden gelen hiçbir şey yoktu. Annemin ve babamın da yoktu. Güvendiğim tek Allah’tı. Direnmeyi, Allah’a bağlanarak direnebilmeyi öğrendim. Ben göçümün bittiğine inanmıyorum; göçüm yeni başladı. Göçler yaşamaya talibim.”


Bugün hâlâ benzer süreçlerden geçen binlerce insan olduğunu hatırlatan Özge Alkan, sözlerini temkinli ama umutlu bir mesajla tamamlıyor:


“Hepimizin bir gün güzel günler göreceğine inanıyorum.”


Onun hikâyesi, yalnızca bir göç anlatısı değil; imkânsızlıkların içinden doğan bir sebat ve yönünü kaybetmeyen bir idealin hikâyesi olarak kayda geçiyor.