Ukrayna'nın Karadeniz Tahıl İhracatı Rus Saldırıları Sonucu Kesintiye Uğradı

Son dönemde Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar, Karadeniz kıyısındaki limanları, ihracat tesislerini ve gemileri hedef aldı. Bu saldırılar nedeniyle Ukrayna'nın deniz yoluyla gerçekleştirdiği sevkiyatlar Temmuz ayı sonundan itibaren durma noktasına geldi.
İhracata yönelik ürünler, alternatif olarak Tuna Nehri üzerindeki limanlara ve Polonya, Macaristan, Slovakya ile Romanya üzerinden işleyen demiryolu güzergâhlarına yönlendiriliyor. Ukrayna, dünya buğday, mısır ve ayçiçeği üreticileri arasında öne çıkmakta olup, tarımsal ürünlerinin yaklaşık yüzde 90'ını normal koşullarda Karadeniz üzerinden ihraç etmektedir.
Krizin zamanlaması Ukrayna için kritik bir öneme sahiptir. Ülkede buğday hasadı zirveye ulaşırken, tahıl depoları doluluk oranına yaklaştı. Mısır hasadının ise gelecek ay başlaması öngörülüyor.
Ukrayna tarım sektörü, ülke ihracat gelirlerinin yaklaşık yüzde 60'ını karşılamaktadır. Karadeniz'deki sevkiyatların kesintiye uğraması, savaş koşullarında zaten kırılgan olan Ukrayna ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmaktadır.
Öte yandan Ukrayna, Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki Rus gemilerine yönelik saldırılarını artırdı. Bu saldırılarda kısa bir süre önce Türk sivil ticaret gemileri de hedef alındı ve Türk denizciler hayatını kaybetti. Dört yılı aşkın süredir devam eden çatışmalarda askeri hedeflerin yanı sıra sivil ve ticari hedeflerin de zarar gördüğü belirtiliyor.
Karadeniz'deki gerilim yalnızca Rusya ve Ukrayna'yı etkilemiyor. Her iki ülkenin de dünyanın önde gelen tarım ürünü ihracatçıları arasında yer alması, sevkiyattaki kesintilerin küresel gıda fiyatlarına ve enflasyona yansıması riskini artırıyor.
Ukrayna Tarım Konseyi (UAC) Başkan Yardımcısı Denis Marçuk'un açıklamasına göre, Ukrayna dünya buğday arzının yaklaşık yüzde 6'sını, mısır arzının ise yaklaşık yüzde 11'ini sağlamaktadır.
Marçuk, özellikle Ukrayna tahılına bağımlı Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde, sevkiyatların zamanında yapılmaması durumunda ciddi gıda güvenliği sorunları yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Ukrayna'nın bu yıl yaklaşık 60 milyon ton tahıl üretmesi bekleniyor. Bu rakamın 2025 seviyelerine yakın olduğu belirtiliyor.
İhracatın aksaması sadece mevcut hasadı değil, gelecek yılın üretimini de tehdit ediyor. Ürünlerini satamayan çiftçilerin yeni üretim döneminde tohum, gübre, yakıt ve diğer girdileri finanse etme imkanları kısıtlanıyor.
Karadeniz'deki sevkiyat sorunları ve arz endişeleri, Temmuz ayında Chicago piyasalarında tahıl fiyatlarını bir yılı aşkın sürenin en yüksek seviyelerine taşıdı. Buna karşılık, Ukrayna iç piyasasında ürünlerin birikmesi nedeniyle yerel tahıl fiyatları düşüş gösterdi.
Türkiye açısından durum, öncelikle Karadeniz'de deniz güvenliği, ticaret koridorlarının sürekliliği ve Montrö Sözleşmesi'nin yönetimi bakımından önem arz ediyor. Karadeniz'de artan gerilim, çatışmanın ticari deniz trafiğiyle daha fazla iç içe geçmesine neden oluyor.
Bu durum, Karadeniz'e kıyısı olan en büyük NATO askeri gücü olarak Türkiye üzerindeki mayın temizleme, deniz gözetleme ve seyrüsefer güvenliği yükünü artırmaktadır. Ankara açısından, Rusya ile doğrudan gerilime girmeden Karadeniz'in ticari trafiğe açık tutulması stratejik bir önem taşımaktadır. Romanya ve Bulgaristan kıyıları boyunca işleyen alternatif koridorun önem kazanması, NATO'nun Karadeniz'deki üç kıyıdaş üyesi Türkiye-Romanya-Bulgaristan arasındaki deniz güvenliği koordinasyonunun stratejik değerini artırmaktadır.
Ekonomik açıdan krizin Türkiye için çift yönlü sonuçları olabilir. Ukrayna tahılının dünya piyasasına erişiminin azalması; buğday, mısır, yem ve bitkisel yağ fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturarak Türkiye'nin gıda enflasyonunu ve tarımsal girdi maliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Ukrayna'nın alternatif ihracat kanallarına duyduğu ihtiyaç, Türk limanları, lojistik şirketleri, Boğazlar ve Türkiye merkezli tahıl ticareti için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak Türkiye için asıl ekonomik risk, Ukrayna tahılının alternatif güzergâhlara yönelmesinden ziyade, Karadeniz kaynaklı arz şokunun iç fiyatlara hangi kanallardan yansıyacağıdır.
Ukrayna ve Rusya kaynaklı buğday, mısır ve yağlı tohum arzındaki kesinti veya navlun, sigorta ve savaş riski primlerindeki artış; Türkiye'de ekmek ve un fiyatlarının ötesinde, yem maliyetleri üzerinden et, süt, yumurta ve tavuk ürünlerini etkileyebilir. Ayrıca ayçiçeği üzerinden bitkisel yağ ve işlenmiş gıda fiyatları da bu durumdan etkilenebilir. Bu, bir 'ekstra maliyet zinciri' oluşturabilir. Dolayısıyla Karadeniz'de kalıcı bir lojistik aksama, doğrudan gıda enflasyonunu ve dolaylı olarak genel TÜFE'yi artırabilecek bir etki yaratabilir.
Bu risk Türkiye için özellikle önemlidir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran verilerine göre, gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık enflasyon yüzde 35,45 seviyesinde gerçekleşti ve bu grubun yıllık Tüketici Fiyat Endeksi'ne (TÜFE) katkısı 8,61 puana ulaştı. Karadeniz'deki son gelişmelerin uluslararası tahıl fiyatlarında halihazırda oynaklık yarattığı gözlenmektedir.
Bu bağlamda, Türkiye için kritik ekonomik hedef, transit ticaretten gelir elde etmekten ziyade, Karadeniz tahıl arzının kesintisiz ve düşük maliyetle dünya piyasalarına ulaşmasını sağlayarak ithal gıda enflasyonu riskini sınırlamak olarak belirlenmektedir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ








