Üstadın gördüğü ışık
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, ilk dönem yazdığı eserlerinde hep gördüğü bir ışıktan haber vermiştir. Kendisi de bu gördüğü ışıktan şöyle bahsetmektedir:
“Hürriyetin başlangıcında (yani daha 1909’dan önceleri) Risale-i Nur’un yazılmasından (1927’lerden) çok evvel, kuvvetli bir ümit ve itikad ile ehl-i imanın ümitsizliklerini gidermek için, ‘İstikbalde bir ışık var, bir nur görüyorum.’ diye müjdeler veriyordum. Hatta Hürriyetten evvel de, talebelerime müjdelerdim. Tarihçe-i Hayatımda merhum Abdurrahman’ın yazdığı gibi, Sünûhat misilli risalelerde dahi, ‘Ben bir ışık görüyorum’ diye dehşetli hâdiselere karşı o ümit ile dayanıp mukabele ederdim. Ben de (o zamanlar) herkes gibi o ışığı SİYASET ÂLEMİNDE ve İSLAMİYETİN İCTİMÂÎ HAYATINDA ve çok geniş dairede tasavvur ederdim. Halbuki âlemde cereyan eden hadiseler beni o verdiğim gaybî haberde ve müjdede bir derece tekzip ettiğinden ümidimi kırardı.
“Birden gaybî bir ihtar ile kat’î kanaat verecek bir surette kalbime geldi. Denildi ki: ‘Ciddî bir alâka ile senin eskiden beri tekrar ettiğin: -Bir ışık var, bir nur göreceğiz.’ diye müjdelerinin te’vili, tefsiri ve tabiri, sizin hakkınızda, belki iman cihetiyle, Âlem-i İslam hakkında dahi en ehemmiyetlisi Risale-i Nur’dur. Bu ışıktır ki, seni şiddetle alâkadar etmişti, bu Nur’dur ki, eskide de tahayyül ve tahminin ile GENİŞ DAİREDE, belki SİYASET ÂLEMİNDE gelecek mesûdâne, dindarâne hallerin ve vaziyetlerin başlangıcı ve müjdecisi iken, bu acele gelen ışığı, o ileride gelecek saadet tasavvur ederek eski zamanda siyaset kapısıyla onu arıyordun.”
Üstad Hazretleri bir mektubunda da bu meseleye şöyle temas ediyordu:
“Bu Osmanlı ülkesinde büyük bir parlak Nur çıkacak’ diyordum. Hatta Hürriyetten evvel pek çok defa talebelerine teselli vermek için ‘Bir Nur çıkacak, gördüğümüz bütün fenalıklara karşı bu vatana saadet temin edecek’ diyordum. İşte Eski Said, 40 sene sonra Risale-i Nur, o hakikatı kör gözlere de gösterdi. İşte Nur’un, zâhiren kemmiyeten dar cihetine bakmayarak, hakikat cihetinde keyfiyetten geniş ve fevkalâde menfaatini hissetmesi suretiyle; hem de siyaset nazarıyla, bütün Osmanlı Memleketinde olacak gibi ifade etmiş… Çünkü Risale-i Nur, imanı kurtarması cihetiyle o dar dairesi madem bâkî ve ebedî hayatı iman ile kurtarıyor; bir milyon talebesi bir milyar hükmündedir. Yani bir milyon değil, belki bin insanın ebedî hayatına çalışmak, BİR MİLYAR İNSANIN fâni, dünyevî ve medenî hayatına çalışmaktan daha kıymetli ve mânen daha geniş olması, Eski Said’in o sâdık rüya gibi olan hiss-i kable’l-vuku (önsezi) ile, o dar daireyi bütün Osmanlı memleketini içine alacağını görmüş. Belki inşallah, o görüş, yüz sene sonra Nurların ektiği tohumların sümbüllenmesiyle aynen o geniş daire Nur Dairesi olacak.”
“Şayet ölsek, yirmi öleceğiz, üçyüz dirileceğiz. Harikalar asrındayız. İki üç sene ölümden sonra meydanda dirilenler var.”
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

NUMAN YILMAZ YİĞİT

ABDULLAH AYMAZ


Berat Albayrak adını fon vurgununda kullananları d...

Fon vurgunun üstünü kapatmak için işaret fişeğini ...

Şahitleri anlatıyor: Hocaefendi'nin sonsuzluğa yol...

Azerbaycan, 31 Türk vatandaşının ülkeye girişini y...

Siyasette sıcak gelişme: Ahmet Eşref Fakıbaba hem ...




