Amerika burada başlar

Amerika burada başlar

1993 Mayıs başında bütün arkadaşlar elbirliği ile kampı hazır hale getirmek için canla başla çalıştılar. 29 Mayıs Türk Yürüyüşünde Mehterle Beraber New York’taki gösteriye  biz de iştirak ettik ve Kampın açılışı ile ilgili binlerce reklam dağıtıp insanlarımızı davet ettik. Her tarafı bayraklarımızla donattık. 500 kişi  civarında büyük bir katılım oldu. Türkiye’den yine Ali Rıza  Tanrısever Ağabeyi çağırdık. O da geldi ve bir konuşma yaparak şunları söyledi:

“New York ve New Jersey tarafından gelirken Pensilvanya’ya girince  “Amerika Burada Başlar”  diye bir yazı var. (Bu yazı sonradan kaldırılmış. A.A.)  Biz de çadırımızın kazığını buraya çakıyoruz. (Söğüt’ü hatırlatıyordu. A.A.)  İnşaallah bir gün de Hocamız buraya gelir!”

Çok büyük bir heyecan vardı. Öğleyin cemaatle namazımızı kıldık.

Fakat, herkese açıkça yapılan bu davete Cumhuriyet gazetesinin muhabiri de gelmiş… Sonra bir baktık. Cumhuriyette manşet:  “Amerika’da Şeriat Kampı”  Öğle namazını kılan cemaatin resmi… Altında da  “Çocukları  döve döve geceleri namaza kaldırılıyor.”  Cemaatin resmi içinde de hiç çocuk resmi  yok ve öğlen vakti… Daha ilk gün…  Gece olmamış. Amerika’da herkese açık bir kampta milletin çocuğunu nasıl döve döve namaza kaldıracaksın!  Normalde tek katlı binalar iki çocuklu ailelere göre ayarlanmış. Biz girişteki iki katlı büyük binaya girince orada kampı tanıtıcı reklamları bulduk. Oradan kampın isminin Kestane Kampı olduğunu, daha sonra o mahalledeki tepelerin  Kestane tepeleri olduğunu öğrendik. Yazları İzmir’deki Kestanepazarı Camii’ndeki İmam-Hatip yurdunun Temmuz’un ikinci haftasında Kestanepazarlılar Toplantısı olur. Ben de hem öğrenci hem de öğretmen olarak Kestanepazarı Yurdunda ve Kur’an Kursunda bulunduğum için her sene katılıyordum. 1993 Temmuzunda da katılarak Amerika’daki Kestane Kampını, anlattım.

1993  Haziran başında açılan Kestane Kampını  çocuklarını da kalmaları için götürmüştüm. Orada orta üç veya lise bir yaşlarında bir öğrenci görmüş ve ismini sormuştum. Şöyle bakıp  “Armut!” dedi. hiç beklemiyordum. “Bu çocuklarla arkadaşlar acaba nasıl baş edebilirler!” diyerek hayıflandım. Bir hafta sonra aynı öğrenciyi aklı başına gelmiş uslu bir çocuk olarak gördüm. Onlara Türkçe, Kur’an, Matematik dersleri veriliyordu. Sesli tesbihat hepsini coşturuyordu. Hafta sonları cumartesiyi pazara bağlayan geceleri kamp ateşi yakılıyor. Bu eğlenceli eğitim öğrencilerin çok hoşuna gidiyordu…

Seneler önce İzmir Bornova’dan Manisa’ya giderken, ormanların içinde ağaçlar arasına AĞAÇ  AĞAÇ  İÇİNDE  YeTİŞİR levhalarını hatırladım…  “İyi öğrenciler de yine iyi öğrenciler içinde yetişiyormuş” dedim. Bu büyük ve olumlu değişimi görüyorduk.

Isparta –Senirkent’ten terzi olarak bir zamanlar Amerika’ya  gelmiş bir insanımız iki torununu kampın son on beş gününde getirmişti. Bir ay sonra karşılaşınca torunlarında müsbet değişimi hayret ve hayranlıkla anlatmıştı.

Üç sene süren bu kampların  iki senesinde  sadece erkek öğrenciler vardı. Kız öğrencilerimiz için Pakistan doktor Şerif  Emanet’in bizim kampa yakın reklam filmleri çekilen güzel bir yeri vardı, kamp için orasını bizim çocuklara verdi. Kızlarımız da orada son sene kamp yaptık.

YAZARIN SON YAZILARI