Bu bir kurgu olamaz

Bizim semazen Abdülkadir Dikici
Bey ile bu süreçte, yepyeni bir aşk ve şevkle, hem de taze duygularla
Hizmet’in yeni hazlarını tatmanın nasıl bir güzellik olduğunu telefonda konuşuyorduk. O da trenle gittiği
bir programdan dönüyormuş. Dedi ki: “Dün diyalogcu bir kardeşimiz seneler önce
başından geçen ibretlik bir olayı anlattı: “Konya’da idim. Amerika’dan diyalog
adına önemli on kişi gelmişti, onları gezdiriyordum. Güzel programlar organize
ediliyordu. Konya’nın misafirperverlikleri takdim ediliyordu. Herkes memnundu
fakat içlerinden birisi hep bir bit yeniği arıyor, bunların hepsi birer kurgu
diyordu. Siz bizi kandırmaya çalışıyorsunuz!” diyor, kafaları karıştırmaya çalışıyor,
pişmiş aşa soğuk sular katıyordu. Her gün böyle bir şeyler söylüyor, huzurumuzu
kaçırıyordu. Neyse son gün akşam programımız bittikten sonra da can sıkıcı
sözler söyledi. Ben artık dayanamadım. Karşımızda bir apartman vardı. Dört beş
dairenin ışıkları yanıyordu. Ona dedim ki: “Şu dairelerden birisini sen seç; kapılarını
çalıp misafir olalım!” dedim. Onun tercih
ettiği dairenin kapı zilini çaldım. Bir hanımefendi çıktı. “Abla, bu
misafirlerimiz Amerika’dan geldi. Konya’mızı.
güzel adetlerimizi tanıtmaya çalışıyoruz. Müsaade ederseniz, sizleri
kısaca bir ziyaret etmek istiyoruz.” dedim. Hemen Abla içeri girdi. Bu sefer
üzerinde atletiyle, ev haliyle eşi
geldi. Ona da meseleyi anlatınca, hemen
buyur etti. Eve girdik. Ev sahibi, giyinip geldi. Mutfakta ne bulduysa getirip önümüze koyuyor, eliyle elmaları soyuyor, misafirlere ikram ediyordu. “Bu manzaraya şahit olan Amerikalı
misafirlerin bir kısmının gözleri yaşardı. (Bizim insanımızın ‘Tanrı misafiri’ tabiri vardır. Gece-gündüz fark etmez,
kapımızı çalan herkesi işte o çeşit bir misafir sayacak anlayışı vardır. Yani
her geceyi Kadir her geleni Hızır bileceksiniz, denilir. A.A.) sonra
kalacakları otele geldik. O problem çıkaran misafir, hepimizi otelin lobisinde
topladı: “Ben çok özür dilerim. Sizleri
yanlış düşünce ve kanaatimi ikide birde
söylemekle rahatsız ettim. Şimdi gördüm ki bu mesele bir kurgu falan meselesi
değil; her şey doğal. Sizleri üzdüğümden dolayı özrümü kabul edin.” dedi.
* * *
Seneler önce Konya’daki İlahiyat Fakültesine misafir profesör olarak
gelen Thomas Michel bu doğallığı şöyle anlatmıştı: “Bir mahalleden bir ev
kiralamıştım. Komşularımız, benim İlahiyatta ders veren bir Amerikalı
olduğumu öğrenince bana yardımcı olmak istemişler. Bana ‘Burada hırsızlık olmaz, kapıları
kilitlememize gerek yok’ dediler. Ben de kilitlemedim. Dersten geliyordum. Ev
tertemiz, yemekler yapılmış. Hayret ettim. Bunlar kim bir teşekkür edeyim,
dedim. Bana, onlar bunu Allah rızası için yapıyorlar, herhangi bir karşılık
beklemezler, teşekküre bile lüzum
görmezler, dediler. Bu bana Konya’ya
Mevlânâ Celaleddin Rumî beldesine karşı bir sevgi verdi. Dolayısıyla İslam’a karşı bir sempati hissettirdi. ”
Efendimiz Sallallahu Aleyhi
Vesellemin, “İslamiyet yemek yedirmektir.” sözü
bizlerin kulağında küpe olmalıdır. İnşallah gereğini yerine getiririz.
Gürkan Vural kardeşimiz, Muhammed Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili
hatıralarını anlatırken diyor ki: Ahmet Özhan ile beraber Amerika’da
Hocaefendi’nin yanında iken orada Konya’dan gelmiş esnaftan mütevelli ağabeyler
de vardı. Hocaefendi onlara, “Konya
hazır mı?” diye sordu. Onlar bu sözden Hocaefendinin neyi
kast ettiğini tam anlamadılar. Bunun
üzerine onlara dedi ki: “17 Aralık yaklaşıyor… Bu sene,
‘Mevlânâ Celaleddin Rumî Yılı’
ilan edildi. Bütün dünyanın gözü Konya’da olacak. Yurt dışından pek çok insan
ihtifale gelecek. İslamiyet adına Konya’nın ve Konyalıların buna hazır olması
lâzım. Mütevelli olarak sizlerin Allah rızası için, bütün lokantaları ve
otelleri en iyi şekilde elden geçirmeniz lazım. Amerika’dan ve Avrupa’dan gelen
misafirler alaturka tuvaletler yerine
alafrangalarını isterler. Belediye ile de anlaşarak iş sahipleri ile
görüşerek bu meselenin halledilmesi lazım. Lokantaların duvarlarının ve yemek
masalarının ona göre tertemiz hale getirilip, Hazreti Mevlânâ ile alakalı
sözlerle manzaralarla süslenmesi gerekir. Gelen misafirler bu hazırlığa göre
Hazreti Mevlânâ, Konya ve dolayısıyla İslamiyet hakkında daha müspet bir
anlayışa sahip olabilsinler. Bu fırsatı onun için çok iyi değerlendirmemiz ve üzerimize düşeni yapmamız icap eder.
Şimdilerde de acaba bu tavsiyeye uyuyor
muyuz?
YAZARIN SON YAZILARI

Türk milyarder, safari için gittiği Afrika'da çatı...

Romanya, Daltonlar çetesi üyesinin Türkiye’ye iade...

Trump'tan protestoculara çağrı: Kurumları ele geçi...

Sadece savaşlarda görülüyordu! Bu yıl ölümler doğu...

İdamı isteniyor! Cumhurbaşkanlığında sıkı yönetim ...



