Herkes herşey devrilir onlar dimdik durur

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Perşembe, Mart 12 2026
Paylaş
X Post
Herkes herşey devrilir onlar dimdik durur


         Yaşatma düşüncesinde olanlar, Allah’ın izniyle koruma altındadırlar. 1995 senesi sonlarında Atlanta tarafından Türkiye’ye gelen iki gençle ilgilenmemiz istenmişti. Bu lise öğrencilerinin birisi Müslüman, arkadaşı da ateist idi. Biz de yanlarına kendi yaşıtlarında iki öğrenci verdik. Türkiye’mizin pek çok tarihi yerlerini beraber gezmişler ve güzelliklerini müşahede etmişler. Müslüman olan öğrencinin ismi Ahmed Zâmir idi. Çok memnun olduğu için bayramlarda bana hep kart gönderiyordu… 1998’de yolumuz Atlanta’ya düşmüştü. Dönüşte gidip Ahmed Zamiri bulup ziyaret ettim. “Havaalanına ben götüreyim” dedi. Arabasıyla giderken “Bak ne güzel mühendis olan baban, diğer doktor arkadaşlarıyla ne kadar güzel bir İslam Merkezi yaptırmışlar. İçinde Mescidi, sınıfları, salonları hatta düğün ve toplantılar için çok özel yerleri var. İslamiyete merak  duyup gelenler de oluyordur. Bana ihtida edenlerden güzel hikayeleri olanlar varsa, anlatsan da, köşemde yazsam” dedim. Dönüp  “Babangiller bizleri korumak için bu binayı yaptılar. Ama bizi de koruyamıyorlar. Halbuki siz öyle değilsiniz. Bizi gezdiren arkadaşlar, elbette bir misyoner gibi değil ama halleriyle güzel temsilleriyle bir Hizmet gayretleri vardı. Bir şey demelerine gerek yoktu ama ben o ruhu hissediyordum. Onun için Allah onları da korur, başkalarına da vesile kılar. Bizde öyle bir durum söz konusu değil” dedi.

         Yaşatma aşkı ve şevkiyle hareket eden Hizmet erlerinin DİRİLİŞ  ÇAĞRISI’ndan bahsederken M. Fethullah Gülen Hocaefendi, onlarda yaşama tutkusu, rahat etme arzusu gibi virüslerin bulunmadığını ifade ettikten sonra diyor ki: “Evet, ba’sü ba’del-mevt  kahramanları, kendilerini DİRİLTMEYE  ADAMIŞ  BAHTİYARLARDIR. Onlar, Allah ve Resulünün çağrısına icabet ettikleri takdirde, Cenab-ı Hakkın da kendilerine DİRİLİŞ  YOLLARINI  göstereceğine ve dökülüp yollarda kalmalarına asla meydan vermeyeceğine YÜREKTEN  inanmışlardır. Bu inançla önce Allah’a tam teveccühte bulunmuş, sonra da çevrelerindeki aç gönülleri tatmin etmek ve karanlık ruhları aydınlatmak için her zaman bir buhurdanlık gibi tütüp durma yoluna girmişlerdir. Bu diriliş süvarileri oturur kalkar YAŞATMA  ZEVKİYLE  soluklanır ve mefkûrelerini ifade adına hiçbir fedakârlıktan geri kalmazlar. Gerekirse, diriltmek için ölür, güldürmek için ağlar, dinlendirmek için hamarat gibi çalışır ve çevresindekileri ebediyete UYARMA  yolunda dur-durak bilmeden hep koşarlar. Bunu yaparken de, ne yaldızlı takdirlere ne de insafsız tenkitlere  önem verirler.  Hayır, onlar iltifat gördüklerinde vicdanlarının en derin yerinden kopan bir ESTAĞFİRULLAH  ile mukabelede  bulunur; tenkitleri de  EYVALLAH’lar ile karşılar, NEFİS MUHASEBESİNE  vesile kılar ve yollarına devam ederler.”

         Kastamonu Lâhikasında “Ümmetimden bir tâife, Kıyamet  kopuncaya kadar Zâhirâne Gâlibane hak  üzere devam eder giderler.” hadis-i şerifini Üstad Hazretleri geniş geniş izah ediyor. Yani bu HİZMET Kıyamete ayarlı bir hak davasıdır. “Mîadını dolduranlar karbonlaşmış birer ağaç gibi kütür kütür devrilirler. Fakat DİRİLİŞ ERLERİ İLÂHİ  ÇAĞRIYA  İCABET ETTİKLERİ SÜRECE, ALLAH’IN İZNİYLE asla yıkılıp gitmezler. Kıyamete kadar dört bir yana koşmaya ve herkese kâse kâse DİRİLİŞ ŞERBETİ sunmaya devam ederler.” (Diriliş  Çağrısı  ve  Yaşatma  Mefkûresi)

         İnşaallah, hiçbir beklentiye girmeden bir IRGAT gibi kendisini Hizmet’e adayanlar, İlâhî marifete, İlahî muhabbete ulaşacak ve lezzet-i ruhaniyeyi iliklerine hissederek dünya-âhiret saadetini yaşayacaklardır.