Nürnberg’de ırkçılığa karşı haftalar: FISEM’den insan hakları odaklı belgesel dizisi

Okuma Süresi 4 dkYayınlanma Perşembe, Mart 26 2026
Paylaş
X Post
Almanya’nın Nürnberg şehrinde düzenlenen “Nürnberger Wochen gegen Rassismus” haftası kapsamında kent genelinde çok sayıda etkinlik gerçekleştiriliyor. Bu yıl programa dört ayrı etkinlikle katılan Forum für Integration, Soziales Engagement und Menschenrechte (FISEM), insan hakları ihlalleri ve zorunlu göç temalarını merkeze alan bir belgesel ve söyleşi dizisi başlattı.
Nürnberg’de ırkçılığa karşı haftalar: FISEM’den insan hakları odaklı belgesel dizisi

Etkinlik serisinin ilk programı, 20 Mart 2026 Cuma akşamı Gostenhof’taki Nachbarschaftshaus’ta düzenlendi.


Açılış: Çocukların Hikâyeleriyle Başladı

“Die toten Kinder wachsen nicht!” başlıklı etkinlikte, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 sonrası yaşanan süreçte çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri ve zorunlu göç hikâyeleri ele alındı.


🔗 Program detayları:

https://www.nuernberg.de/internet/menschenrechte/nbg_veranstaltungen.html?vid=413911_2026-03-20T19:00


“Irkçılık Bir Görüş Değil”

Açılış konuşmasını yapan FISEM 2. Başkanı Kader Emol, etkinliğin temel yaklaşımını şu sözlerle ifade etti:


“Irkçılık bir görüş değil, temel insan haklarının ihlalidir. İnsan hakları ihlalleri, dünya genelinde göçün en önemli sebeplerinden biridir. Bu nedenle yaşananlara sessiz kalamayız.”


Emol, etkinliklerin yalnızca bir film gösterimi olmadığını, aynı zamanda görünmeyen hikâyeleri görünür kılmayı hedeflediğini vurguladı.


Bireysel Hikâyeler Üzerinden Bir Gerçeklik

Gösterimde yer alan belgeseller, Türkiye’de olağanüstü hal sürecinde yaşanan insan hakları ihlallerini bireysel hikâyeler üzerinden ele alıyor.


Kemik kanseriyle mücadele ederken tedavi sürecinde engellerle karşılaşan Ahmet Burhan Ataç ile Ege Denizi’nde yaşanan bir kazada iki çocuğunu kaybeden Gonca Kara’nın hikâyeleri, zorunlu göç ve hukuki süreçlerin insan hayatı üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.



Program Devam Ediyor

FISEM’in etkinlikleri önümüzdeki günlerde farklı başlıklarla devam edecek.


21 Mart | Mavi Otobüs – Der blaue Bus

Programda, 15 Temmuz sonrası müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrencilerin yaşadıkları ele alınıyor. Belgeselde, tutuklama süreçleri, cezaevi koşulları ve ailelerinden koparılmaları kendi anlatımlarıyla aktarılıyor.


🔗 Detaylar:

https://www.nuernberg.de/internet/menschenrechte/nbg_veranstaltungen.html?vid=413916_2026-03-21T19:00


27 Mart | Gelbe Hitze – Richter und Staatsanwälte sprechen

Bu programda, Türkiye’de hâkim ve savcıların görevden alınması ve tutuklanması süreci, doğrudan tanıklıklar ve belgeler üzerinden ele alınıyor.


🔗 Detaylar:

https://www.nuernberg.de/internet/menschenrechte/nbg_veranstaltungen.html?vid=413921_2026-03-27T19:00


28 Mart | Tutunanlar – Neuanfang im neuen Land

Serinin son etkinliğinde, Almanya’da yeniden hayat kurmaya çalışan göçmenlerin deneyimleri anlatılıyor. Film, mesleğini kaybettikten sonra yeniden hekimlik yapabilmek için mücadele eden bir doktorun hikâyesine odaklanıyor.


🔗 Detaylar:

https://www.nuernberg.de/internet/menschenrechte/nbg_veranstaltungen.html?vid=413926_2026-03-28T19:00


Sadece İzleme Değil, Doğrudan Diyalog

Etkinliklerin dikkat çeken yönlerinden biri, gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler. Katılımcılar, Türkiye’de bizzat insan hakları ihlallerine maruz kalmış kişilerle doğrudan konuşma ve soru sorma imkânı buluyor.


Bu yönüyle program, yalnızca bir izleme deneyimi değil, aynı zamanda karşılıklı anlayış ve diyalog zemini sunuyor.


Amaç: Sessizliği Kırmak ve Farkındalık Oluşturmak

FISEM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Kocabıyık, etkinlik serisinin temel amacının insan hakları ihlallerine dikkat çekmek ve toplumsal duyarlılığı artırmak olduğunu belirtti.


Kocabıyık, insan hakları ihlallerinin en büyük dayanağının çoğu zaman mağdurların ve toplumun sessizliği olduğuna işaret ederek, bu sessizliğin ancak ihlallerin her platformda dile getirilmesiyle kırılabileceğini vurguladı.


Sonuç ve Beklenti

FISEM’in düzenlediği etkinliklerin, insan hakları ihlallerine yönelik farkındalığı artırmasının yanı sıra, farklı kesimleri bir araya getirerek kalıcı bir diyalog zemini oluşturması amaçlanıyor.