Rusya askeri hedeflerinden vazgeçmeyecek ve Batı

Geçtiğimiz hafta, Rusya'nın savaş çabalarını sürdürme ve askeri kapasitesini daha da artırma kararlılığını bir kez daha teyit eden açıklamalara şahit olduk. Aynı zamanda, 10 yıllık yeni bir silahlanma programı, Ukrayna'daki çatışmaların uzun vadeli bir mücadeleye dönüşmesi, hava savunmasında balistik füzelerin aktifleşmesi, elektronik harp ve insansız sistemlere yapılan vurgular… Kremlin’in Batıdan artan tehditlerde geri adım atma niyetinde olmadığını gösterti.
17 Aralık 2025'te Savunma Bakanlığı Kurulu'nun genişletilmiş toplantısında Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Silahlı Kuvvetlerinin devam eden modernizasyonlarını, savunma sanayi üretiminin rekor artışlarını ve Burevestnik ve Poseidon roket sistemlerinin başarılı bir şekilde test edilmesini duyurarak bu sistemlerin benzersizliğini vurguladı. Putin, çatışmaların devam ettiği bölgelerin ya diplomasiyle ya da "tarihi topraklarını askeri yöntemlerle özgürleştireceklerini" tekrar etti. Aynı ton açıklamalar, yabancı gazetecilerin de bulunduğu 19 Aralık'ta düzenlenen yıllık basın toplantısında da devam etti.
Putin'in açıklamaları, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri hedeflerinden vazgeçmeyeceğini ve Batı'ya karşı sert tutumunu sürdüreceğini gösteriyor. Avrupa'ya yönelik ağır suçlamalara rağmen ABD ile diyalog kapısını açık tutması, Rus dış politikasında Washington ile Brüksel arasında ayrım yapıldığına işaret ediyor. Başka bir husus ise okyanusun iki yakasındaki çatlağın derinleşmesi, Ukrayna savaşı döneminde bir kazanç olarak Moskova’nın lehine yazılmış olması. Nükleer caydırıcılığa yapılan vurgu ise gerilimin daha da artabileceği sinyalini veriyor.
Putin'in 4.5 saat süren basın toplantısında kapsamlı açıklamaları, bir yılın değerlendirmesinden çok, önümüzdeki döneme yönelik mesajlar ve pazarlık pozisyonlarının ilanı niteliğinde. Batı'ya "saygı" ve "aldatmama" koşuluna bağlı barış vaadi, Ukrayna'da askeri üstünlük iddiası ile birleştirilerek masada daha güçlü pazarlık yapma amacını taşıyor. Ekonomik verilerle istikrar vurgusu yapılırken, içeride vergi ve enflasyonla mücadele, dışarıda ise AB'nin Rus varlıklarına karşı tutumuna meydan okuma söylemi öne çıkıyor. Toplantının genel tonu, Rusya'nın mevcut yolundan sapmayacağını, ancak belirli koşullar altında diplomasiye açık olduğunu gösteriyor.
Putin, Avrupa'ya yönelik ağır ifadeler kullanarak, "Avrupa'da medeniyet yok, sadece yozlaşma var" dedi. Mevcut Avrupa elitleriyle diyaloğun pek mümkün görünmediğini belirterek, 2022'de başlayan savaşın sorumlusunun Batı olduğunu öne sürdü. Sınırları zorlayarak Avrupalı liderleri "domuz yavruları" olarak niteleyen Putin, bu ülkelerin Rusya'nın çöküşünden kazanç sağlamaya çalıştıklarını ancak planlarının başarısız olduğunu söyledi.
Askeri harcamalar ve savunma sanayii üretimi artışına vurgu
Putin, askeri harekatta önemli bir aşama kaydedildiğini, 300'den fazla yerleşim biriminin ele geçirildiğini ve Rus ordusunun tüm cephe hattında inisiyatifi elinde tuttuğunu söyledi. Ukrayna'da oluşturulmak istenen tampon bölgenin kurulması görevinin kademeli olarak yerine getirileceğini teyit eden Putin, Rus ordusunun kabiliyetlerinin sürekli geliştiğini vurguladı. Burevestnik ve Poseidon gibi silah sistemlerinin uzun süre benzersiz kalacağını öne sürdü. Oreşnik füze sisteminin yıl sonuna kadar muharebe görevine başlayacağını da ekledi. Putin, Rusya'nın nükleer kalkanının diğer ülkelerden daha modern olduğunu ve stratejik kuvvetlerin modernlik düzeyinin %92'ye ulaştığını iddia etti.
Bu açıklamalar, önümüzdeki dönemde askeri harcamaların ve savunma sanayii üretiminin Rusya'da en üst düzeyde öncelik olmaya devam edeceğinin sinyalini veriyor. Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov’un da aynı toplantıda yaptığı konuşma, Rusya-NATO geriliminin devam ettiğini ve taraflar arasında güven bunalımının derinleştiğini gösteriyor. Rus yetkililer, düzenli olarak NATO'nun doğuya doğru genişlemesini ve askeri yığınaklarını ülke güvenliğine yönelik bir tehdit olarak sunuyor. Bundan dolayı, Rusya'nın kendi askeri kapasitesini artırma ve uzun vadeli silahlanma programlarını (2027-2036 dönemini kapsayan yeni devlet programı gibi) haklı bir güvenlik ihtiyacı olarak anlatılıyor. Aynı zamanda, iç kamuoyunda "kuşatılma" algısını pekiştirerek milli birlik söylemi güçlendiriliyor.
NATO ise benzer açıklamalarla, Rusya'nın Ukrayna'daki saldırganlığının ittifakın kolektif savunmasını güçlendirme ihtiyacını doğurduğunu ve Doğu Flankı'ndaki önlemlerin tamamen savunma amaçlı olduğunu vurguluyor. Belousov'un "beş yıl" zaman çerçevesi, Ukrayna savaşının ardından oluşan güvenlik mimarisinde, tarafların uzun vadeli bir rekabet ve gerilim dönemine hazırlandığına işaret ediyor.
Putin'in ve Savunma Bakanının bu açıklamaları, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonlarında bir yıllık performansını da özetler nitelikte. "300'den fazla yerleşim" iddiası, Rusya'nın toprak kazanımına devam ettiği ve Ukrayna savunmasında gedikler açtığı iddiasını pekiştiriyor. Cephe boyunca "inisiyatifin kontrolü" vurgusu ise, Ukrayna karşı taarruzlarının başarısız olduğu ve Rus ordusunun operasyonel tempo üzerinde hakimiyet kurduğu yönündeki Rus narratifini destekliyor. Kilit yönlerde taarruz temposunu artırma kabiliyetinden bahsedilmesi, Rusya'nın ilerleyen dönemde yeni saldırı operasyonları başlatabileceği sinyalini veriyor.
Sonuç olarak bu açıklamaların genel tonu, Rusya'nın savaş hedeflerinden vazgeçmeyeceğini ve askeri çabalarını yoğunlaştırmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda, Batı'ya yönelik olarak Ukrayna'ya verilen desteğin işe yaramadığı mesajı veriliyor. Yeni silah sistemlerinin geliştirilmesi ve hizmete alınması, Rusya'nın nükleer caydırıcılık yeteneklerini modernize etme ve potansiyel rakiplerin savunma sistemlerini aşma kapasitesini artırma çabalarının bir parçası. Putin'in vurguladığı gibi, bu silahlar sadece askeri güvenlik için değil, aynı zamanda Rusya'nın jeopolitik etki ve pazarlık gücü için de önemli araçlar olarak görülüyor. Oreşnik füzesinin zamanında konuşlandırılacağına dair açıklama, Rus savunma sanayii hedeflerinin tutturulduğuna ve Ukrayna'daki savaşın, uzun vadeli stratejik silah programlarını aksatmadığına dair bir mesaj niteliği taşıyor. Hayatını kaybetmiş asker ailelerine verilen destek sözü ise, savaşın uzun sürmesi ve kayıpların artması durumunda toplumsal dayanışmayı sürdürme ihtiyacına işaret ediyor.
YAZARIN SON YAZILARI

Diploma davasında gerginlik: 'Bu diploma anamın sü...

Ankara'daki su tartışmasına Erdoğan da girdi: Özel...

'Fırat'ın batısından Halep'e insani koridor sekiz ...

Trump vazgeçince Hakan Fidan'dan İran'a operasyon ...

TUSİAD'ın yeni başkanı DİMES'in CEO'su oldu!



