Türkmenistan’ın Tarafsız Dış Politikası ve Enerji Stratejileri: Rusya’dan AB’ye Uzanan Denge Oyunu

Türkmenistan, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra resmi olarak tarafsızlık politikası benimsemiş ve bu durumu 1995’te BM’de tescil ettirmiştir. Bu tarafsızlık yaklaşımı, o dönemde (ve günümüzde) daha çok Rusya ve Batı arasında Türkmenistan’ın denge konumunu belirleme; uluslararası hareket alanını genişletme veya şekillendirme amacı taşıdı. Ayrıca tarafsız yaklaşımı sayesinde çeşitli ülkelerle diplomatik ilişkiler kuran ülke, siyasi ve askeri ittifaklara katılmadı. Sadece kendi çevresinde, yani bölgesel olarak, Orta Asya ülkeleriyle, özellikle Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile hem ekonomik ve hem güvenlik alanında işbirliği yapıyor. 


Türkmenistan, bölge ve küresel siyasi arenada güçlü bir aktör değil, ancak enerji ve ulaşım yolları üzerinden stratejik öneme sahip. Bundan dolayı Batı, Rusya ve Çin gibi büyük güçlerle ekonomik ve enerji projelerinde işbirliğine sahip. Bu alanda sürekli gelişim hedefleri bulunuyor. Enerji kaynakları ve ulaşım projeleri ile uluslararası ilgiyi çekerken, bağımsızlık ve tarafsızlık politikasını sürdürmeye devam ediyor.


Rusya ile ticarete evet, güvenlik ve askeri işbirliğine hayır!

Türkmenistan, enerji kaynakları ve ulaşım hatları üzerinden eskiden beri Rusya ile güçlü ekonomik bağlara sahip. Ülkenin enerji ihracatı açısından Rusya önemli bir alışveriş ve transit yolu. Doğrudan yatırım, gaz-petrol ve diğer ticaret yoluyla ilişkiler sürdürüyor. Fakat Türkmenistan, Rusya ile güvenlik ve askeri işbirliği konusunda dikkatli bir tutum sergiliyor. Bu konularda geniş ziyaretler veya ortaklıklar yapmaktan kaçınıyor, çıkış noktasında bağımsız kalmayı tercih ediyor. 


Bu politika sayesinde Türkmenistan, hem Rusya ile yakın ilişkiler kurmaya çalışıp hem de diğer küresel aktörlerle bağımsız hareket edebiliyor. Rusya’nın farklı açılardan potansiyelinden yararlanırken, aynı zamanda Çin, ABD ve Avrupa ülkeleriyle de ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Bu anlamda Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov'un Nisan 2026'da Antalya Diplomatik Forumu'nda yaptığı “Türkmen gazını Avrupa'ya ulaştırmak önceliğimiz” açıklaması, kısa sürede somut bir Amerikan desteğine dönüştü.


Yani Türkmenistan'ın Avrupa'ya doğalgaz ihraç etme hedefi, ABD'nin açık desteği ve bölgedeki yeni enerji anlaşmalarıyla somut bir hal alıyor. Mayıs ayında Meredov ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında gerçekleşen bir görüşmede Rubio, “Türkmenistan'ın doğalgaz ihracatının Hazar ötesi güzergahlarla çeşitlendirilmesine güçlü destek” verdiklerini ifade etti. ABD Dışişleri Sözcüsü Tommy Pigott, Rubio'nun Meredov'a “son ticari anlaşmalardaki ilerleme” için teşekkür ettiğini ve enerji, güvenlik ile ticaret alanlarında işbirliğinin genişletilmesini görüştüklerini aktardı.


Malezyalı Petronas ve BAE şirketi ADNOC Hazar'da

Rubio'nun bahsettiği “son anlaşmalar”, bölgedeki enerji dengelerini değiştirecek nitelikte. Malezya merkezli Petronas Company, Birleşik Arap Emirlikleri devlet şirketi ADNOC ve yatırım kolu XRG ile birlikte, Hazar Denizi'nde bir petrol sahasının geliştirilmesi için anlaşma imzalandı. Malezyalı Petronas'ın Türkmenistan'daki 30 yıllık varlığına rağmen bu anlaşma, Çin dışındaki büyük oyuncuların ülkeye girişi açısından bir dönüm noktası olarak görülüyor. Dikkat çekici bir başka gelişme ise ADNOC/XRG'nin, Azerbaycan'ın devlet şirketi SDH'ın (Southern Gas Corridor) %30 hissesini satın alma sürecinde olması. Bu hamle, ADNOC'ye Azerbaycan gazının Avrupa'ya taşınmasında doğrudan söz hakkı verecek.


Ayrıca Petronas ve ADNOC, dünyanın en büyük doğalgaz sahalarından biri olan Türkmenistan'daki Galkınış'ın geliştirme aşamalarından birine talip. Malezya Başbakanı Enver İbrahim'in 19 Haziran'daki Aşkabat ziyareti, Petronas'ın Türkmenistan'daki varlığını sağlamlaştırdı. Ziyaret sırasında iki kritik anlaşma imzalandı: Hidrokarbon kaynaklarının geliştirilmesinde uzun vadeli işbirliğine dair hükümetler arası anlaşma ve Türkmengaz ile Petronas arasında gizlilik anlaşması. Kaynaklara göre bu anlaşmalar, Petronas'a Galkınış sahasının rezervleri hakkında gizli bilgilere erişim ve gazı sahilden Hazar'a taşıyan Doğu-Batı boru hattının denetimini yapma imkanı tanıyacak. Petronas'ın doğrudan Galkınış'ın işletmesine alınmasına dair nihai karar verilmese de, bu yöndeki tüm ön adımlar atılmış oldu.


Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhammedov'un 22 Haziran'da Azerbaycan'a yaptığı devlet ziyareti, bu sürecin son halkasını oluşturdu. İki ülke arasında imzalanan anlaşmalar, “stratejik işbirliğinin” başlangıcı olarak nitelendirildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Türkmenistan ve Azerbaycan, geniş maden ve enerji kaynaklarına sahip iki ülke. Bu durumda hedefimiz, çabalarımızı birleştirerek işbirliği yapmak” açıklamasını yaptı.


Azerbaycan bir enerji merkezi

Ziyaretin hemen ardından ABD Ticaret Bakanlığı'na bağlı Uluslararası Ticaret İdaresi (ITA), Bakü'nün bölgedeki merkezi rolünü vurgulayan bir açıklama yayınladı. ITA, Azerbaycan'ı bir enerji merkezi, lojistik koridorların bir düğüm noktası ve teknoloji yatırımları için bir durak olarak tanımlarken, Amerikan şirketlerini bölgeye bağlayan kurumsal yapıyı güçlendirme taahhüdünde bulundu.


Rusya, art arda gelen bu gelişmelere Haziran sonunda sert bir açıklamayla tepki verdi. Rusya, Hazar'a kıyıdaş beş ülkenin (Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan) “dış müdahalenin kabul edilemezliği” ilkesi etrafında birleşmesi gerektiğini vurguladı. Moskova, daha önce üzerinde anlaşılan ortak adımların beşli formatta yeniden başlatılmasını umduğunu belirterek, bölgenin kapsamlı güvenliğinin sağlanmasında bu formatın önceliğine dikkat çekti.


Sonuç olarak ABD'nin açık desteği, Malezyalı Petronas ve BAE'li ADNOC gibi uluslararası enerji devlerinin devreye girmesi ve Azerbaycan-Türkmenistan eksenindeki diplomatik trafik, Türkmen gazının Avrupa'ya ulaşması için bir “Hazar koridoru” oluşturulması yönündeki çabaları hızlandırmış durumda. Rusya ise bu süreci kendi etki alanına bir müdahale olarak görerek alternatif bir diplomatik hat inşa etmeye çalışıyor. Fakat Türkmenistan, Rusya ile stratejik ortaklık ve yakın ilişkileri korusa da tamamen bağımlı olmaktan kaçınıyor. Bu denge politikası, Aşkabat’ın elinde hem bağımsızlık hem de bölgesel güçlerle ilişkileri geliştirme açısından önemli anahtar.

YAZARIN SON YAZILARI