İyi olmak iyileştirir
Esra Büyükcombak
Yayınlanma Pazar, 1 Mart 2026

Hadisi şerif kökenli altın bir kural vardır: Kendinize
nasıl davranılmasını istiyorsanız başkalarına da öyle davranın. Ramazan ayı,
sadece oruç tutmak ve ibadetle meşgul olmakla sınırlı bir zaman değildir. Aynı
zamanda insan ilişkilerinde hassasiyet, hoşgörü ve empatiyi derinlemesine
deneyimleme fırsatıdır. Bu ayda, açlık ve susuzluğun verdiği farkındalık,
insanın hem kendisine hem de çevresine karşı tutumunu sorgulamasına vesile
olur. Aç kalmanın ve ibadetle meşgul
olmanın ötesinde, birbirimize karşı nazik, iyi ve saygılı olmak, orucun manevi
değerini güçlendirir. İnsan, sadece kendisini değil, başkalarını da gözeterek
davranışlarını şekillendirdiğinde, toplumda huzur ve denge tesis edilir.
Araştırmalar, çocukluktan itibaren biyolojik ve psikolojik
olarak nazik olmaya ve iyilik yapmaya yatkın olarak yaratıldığımızı ispatlıyor.
Yani insan, fıtratında merhamet, paylaşma ve yardımlaşma duygularını zaten taşır.
Ancak zamanla hayatın koşuşturması, bencillik, rekabet ve kırgınlıklar bu temiz
duyguların üzerini örtebilir. Ramazan ayı ise, insanın özündeki bu güzellikleri
yeniden hatırlaması ve canlandırması için önemli bir fırsattır. Bu ayda yapılan
her iyilik, söylenen her güzel söz ve gösterilen her anlayış, kalpleri
birbirine daha da yakınlaştırır. Kırgınlıkların onarıldığı, gönüllerin
yumuşadığı, paylaşmanın arttığı bir ortam oluşur. İnsan, kendisine
gösterilmesini arzu ettiği saygıyı ve sevgiyi başkalarına da sunduğunda, hem iç
huzurunu artırır hem de çevresine umut ve güven verir.
Birileri için güzel bir şey yaptığınızda, içinizde
tarifsiz bir ferahlık, hafifleme ve derin bir huzur oluştuğunu hiç fark ettiniz
mi? Sanki kalbiniz genişler, yüzünüze fark etmeden bir tebessüm yerleşir ve
ruhunuz dinlenmiş gibi olur. İşte bu güzel his, rastgele ortaya çıkan geçici
bir duygu değil; beynimizin iyilik ve nezaket karşısında verdiği doğal bir
tepkidir. Nezaket ve iyilik, mutlulukla bağlantılı hormonların salgılanmasını
artırır. İyilik yapmak, huzur ve sevinç duygularından sorumlu olan serotonin ve
oksitosin seviyesini yükseltir. Aynı zamanda fedakârlık, rahatlamamıza katkı
sağlayan endorfin hormonunun salgılanmasına da vesile olur. Yapılan
araştırmalar, nazik ve yardımsever insanların daha yüksek öz saygıya ve güçlü
bir öz yeterlilik duygusuna sahip olduğunu gösteriyor. Öyleyse çevrenizde ne
kadar olumsuz hadise cereyan etse de iyilik yapmakta ısrarcı olun. İhtiyacı
olan birine yardım etmek, beklemediği bir anda birinin tebessümüne sebep olmak
ya da tanımadığınız birine ikramda bulunmak… Bu tarz davranışlarla birinin
hayatına temas etmek sizin de çevrenizdekilerin de sağlığı ve mutluluğu için
tahmin ettiğinizden daha önemlidir.
Stres ve Kaygıyı Azaltır
Maddi manevi sıkıntıların çok fazla olduğu günümüzde,
sürekli olarak stresi azaltmanın yollarını arıyoruz. Elbette çok zorlanıyoruz.
Peki bu durumun konumuzla ilgisi nedir diye düşünebilirsiniz. Şöyle ki
başkalarına iyilik yaparak, kendi sıkıntılarınızın dışına çıkarsanız, kendi
yaşamınızdaki stres faktörlerinden uzaklaşmış olursunuz. İyilik yapmak veya
nazik davranmak mutlu hissetmek için gerekli olan endorfin, serotonin ve
dopamin hormonlarının üretimini arttırır. Böylece sizi zor durumlarla başa
çıkmak için daha donanımlı hale getirebilir.
Anksiyete de günümüzde oldukça yaygındır. Yapılan
araştırmalar, başkalarına iyilik yapmanın kaygıyı azaltmada etkili bir yol
olduğunu gösteriyor. University of British Columbia’da yapılan bir
çalışmaya göre, olumlu sosyal davranışlar insanın huzur ve mutluluk düzeyini
artırıyor. Bu nedenle kendinizi endişeli hissettiğinizde, birine gülümsemek,
bir dostunuzu aramak ya da küçük bir iyilikte bulunmak hem ruhunuza hem
bedeninize iyi gelecektir.
Kalbinize ve Hastalıklarınıza İyi
Gelir
Başkalarına karşı iyi ve nazik davrandığınızda, bunun
sadece içinizi ısıtan güzel bir his bırakmadığını; aynı zamanda kalbinizin
sağlığını da olumlu yönde etkilediğini biliyor muydunuz? Nezaket ve iyilik,
vücutta “sevgi ve bağlanma hormonu” olarak bilinen oksitosinin daha fazla
salgılanmasına yardımcı olur. Çalışmalara göre, “oksitosin, kan damarlarında
nitrik oksit adı verilen ve kan damarlarını genişleten kimyasalın
salgılanmasına neden olur. Oksitosin hormonu, kan basıncını düşürerek kalbi
koruduğu için "kardiyoprotektif" bir hormon olarak bilinir. Nezaket
kalbinizi hem fiziksel hem de duygusal olarak güçlendirir. Belki de bu yüzden
iyi, sevecen insanların gerçekten büyük kalpleri olduğunu söylenir.
Vücuttaki iltihaplanma; diyabet, kanser, kronik ağrı,
obezite ve migren gibi her türlü sağlık sorununa neden olur. 57-85 yaş arası
yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, iyilik yapmaya istekli
olmak, vücuttaki iltihaplanmaları azaltır. Çünkü oksitosin hormonu
iltihaplanmayı da azaltır. Aynı zamanda yaptığınız küçük iyilikler bile
opioidlerin salınımını arttırabilir. Opioidler ise doğal ağrı kesici olarak
görev yapar. Ağrıların azalması mevcut hastalıkların etkisini de azaltabilir.
Yaşlanmanın iki ana unsuru vardır.
Bunlar serbest radikaller (vücuttaki kimyasal atıklar) ve iltihaplanmalardır.
Oksitosin, vücuttaki serbest radikallerin ve iltihaplanmanın seviyesini
azaltır. Yine bu hormon sayesinde yaşlılık belirtileri geciktirilebilir. Genç
kalmak ve uzun yaşamak istiyorsanız yeni arkadaşlıklara açık olun.
Nezaketinizi, şefkatinizi çevrenizdekilere hissettirin.
İyilik yapmanın ve nazik olmanın vücudunuzdaki etkilerini
bilmek daha özenli davranışlar sergilemenize yardım edebilir. Her ne kadar
nazik olmak veya iyilik yapmak farklı kişiler için farklı anlamlara gelse de
aslında insanların birbirine verdiği değerdir. İyilik yapmanın sadece maddi karşılığı
olmaz. Zaman zaman mimiklerinizle, bazen kelimelerinizle bazen de davranışlarınızla
iyilik yapabilirsiniz.İyilik yapmak size iyi gelecek, yeter ki isteyin…
Yazıyı
dinlemek isterseniz:
https://open.spotify.com/episode/6hooEgUIzlc0mvBaxHusYe?si=itY0ueRgSo-989Dx1eTl2w
[email protected] X:@esrabc







