İyi olmak iyileştirir

İyi olmak iyileştirir

 

Hadisi şerif kökenli altın bir kural vardır: Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız başkalarına da öyle davranın. Ramazan ayı, sadece oruç tutmak ve ibadetle meşgul olmakla sınırlı bir zaman değildir. Aynı zamanda insan ilişkilerinde hassasiyet, hoşgörü ve empatiyi derinlemesine deneyimleme fırsatıdır. Bu ayda, açlık ve susuzluğun verdiği farkındalık, insanın hem kendisine hem de çevresine karşı tutumunu sorgulamasına vesile olur.  Aç kalmanın ve ibadetle meşgul olmanın ötesinde, birbirimize karşı nazik, iyi ve saygılı olmak, orucun manevi değerini güçlendirir. İnsan, sadece kendisini değil, başkalarını da gözeterek davranışlarını şekillendirdiğinde, toplumda huzur ve denge tesis edilir.

Araştırmalar, çocukluktan itibaren biyolojik ve psikolojik olarak nazik olmaya ve iyilik yapmaya yatkın olarak yaratıldığımızı ispatlıyor. Yani insan, fıtratında merhamet, paylaşma ve yardımlaşma duygularını zaten taşır. Ancak zamanla hayatın koşuşturması, bencillik, rekabet ve kırgınlıklar bu temiz duyguların üzerini örtebilir. Ramazan ayı ise, insanın özündeki bu güzellikleri yeniden hatırlaması ve canlandırması için önemli bir fırsattır. Bu ayda yapılan her iyilik, söylenen her güzel söz ve gösterilen her anlayış, kalpleri birbirine daha da yakınlaştırır. Kırgınlıkların onarıldığı, gönüllerin yumuşadığı, paylaşmanın arttığı bir ortam oluşur. İnsan, kendisine gösterilmesini arzu ettiği saygıyı ve sevgiyi başkalarına da sunduğunda, hem iç huzurunu artırır hem de çevresine umut ve güven verir.

Birileri için güzel bir şey yaptığınızda, içinizde tarifsiz bir ferahlık, hafifleme ve derin bir huzur oluştuğunu hiç fark ettiniz mi? Sanki kalbiniz genişler, yüzünüze fark etmeden bir tebessüm yerleşir ve ruhunuz dinlenmiş gibi olur. İşte bu güzel his, rastgele ortaya çıkan geçici bir duygu değil; beynimizin iyilik ve nezaket karşısında verdiği doğal bir tepkidir. Nezaket ve iyilik, mutlulukla bağlantılı hormonların salgılanmasını artırır. İyilik yapmak, huzur ve sevinç duygularından sorumlu olan serotonin ve oksitosin seviyesini yükseltir. Aynı zamanda fedakârlık, rahatlamamıza katkı sağlayan endorfin hormonunun salgılanmasına da vesile olur. Yapılan araştırmalar, nazik ve yardımsever insanların daha yüksek öz saygıya ve güçlü bir öz yeterlilik duygusuna sahip olduğunu gösteriyor. Öyleyse çevrenizde ne kadar olumsuz hadise cereyan etse de iyilik yapmakta ısrarcı olun. İhtiyacı olan birine yardım etmek, beklemediği bir anda birinin tebessümüne sebep olmak ya da tanımadığınız birine ikramda bulunmak… Bu tarz davranışlarla birinin hayatına temas etmek sizin de çevrenizdekilerin de sağlığı ve mutluluğu için tahmin ettiğinizden daha önemlidir.

Stres ve Kaygıyı Azaltır

Maddi manevi sıkıntıların çok fazla olduğu günümüzde, sürekli olarak stresi azaltmanın yollarını arıyoruz. Elbette çok zorlanıyoruz. Peki bu durumun konumuzla ilgisi nedir diye düşünebilirsiniz. Şöyle ki başkalarına iyilik yaparak, kendi sıkıntılarınızın dışına çıkarsanız, kendi yaşamınızdaki stres faktörlerinden uzaklaşmış olursunuz. İyilik yapmak veya nazik davranmak mutlu hissetmek için gerekli olan endorfin, serotonin ve dopamin hormonlarının üretimini arttırır. Böylece sizi zor durumlarla başa çıkmak için daha donanımlı hale getirebilir.

Anksiyete de günümüzde oldukça yaygındır. Yapılan araştırmalar, başkalarına iyilik yapmanın kaygıyı azaltmada etkili bir yol olduğunu gösteriyor. University of British Columbia’da yapılan bir çalışmaya göre, olumlu sosyal davranışlar insanın huzur ve mutluluk düzeyini artırıyor. Bu nedenle kendinizi endişeli hissettiğinizde, birine gülümsemek, bir dostunuzu aramak ya da küçük bir iyilikte bulunmak hem ruhunuza hem bedeninize iyi gelecektir.

Kalbinize ve Hastalıklarınıza İyi Gelir

Başkalarına karşı iyi ve nazik davrandığınızda, bunun sadece içinizi ısıtan güzel bir his bırakmadığını; aynı zamanda kalbinizin sağlığını da olumlu yönde etkilediğini biliyor muydunuz? Nezaket ve iyilik, vücutta “sevgi ve bağlanma hormonu” olarak bilinen oksitosinin daha fazla salgılanmasına yardımcı olur. Çalışmalara göre, “oksitosin, kan damarlarında nitrik oksit adı verilen ve kan damarlarını genişleten kimyasalın salgılanmasına neden olur. Oksitosin hormonu, kan basıncını düşürerek kalbi koruduğu için "kardiyoprotektif" bir hormon olarak bilinir. Nezaket kalbinizi hem fiziksel hem de duygusal olarak güçlendirir. Belki de bu yüzden iyi, sevecen insanların gerçekten büyük kalpleri olduğunu söylenir. 

Vücuttaki iltihaplanma; diyabet, kanser, kronik ağrı, obezite ve migren gibi her türlü sağlık sorununa neden olur. 57-85 yaş arası yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, iyilik yapmaya istekli olmak, vücuttaki iltihaplanmaları azaltır. Çünkü oksitosin hormonu iltihaplanmayı da azaltır. Aynı zamanda yaptığınız küçük iyilikler bile opioidlerin salınımını arttırabilir. Opioidler ise doğal ağrı kesici olarak görev yapar. Ağrıların azalması mevcut hastalıkların etkisini de azaltabilir.

             Yaşlanmanın iki ana unsuru vardır. Bunlar serbest radikaller (vücuttaki kimyasal atıklar) ve iltihaplanmalardır. Oksitosin, vücuttaki serbest radikallerin ve iltihaplanmanın seviyesini azaltır. Yine bu hormon sayesinde yaşlılık belirtileri geciktirilebilir. Genç kalmak ve uzun yaşamak istiyorsanız yeni arkadaşlıklara açık olun. Nezaketinizi, şefkatinizi çevrenizdekilere hissettirin.

 

İyilik yapmanın ve nazik olmanın vücudunuzdaki etkilerini bilmek daha özenli davranışlar sergilemenize yardım edebilir. Her ne kadar nazik olmak veya iyilik yapmak farklı kişiler için farklı anlamlara gelse de aslında insanların birbirine verdiği değerdir. İyilik yapmanın sadece maddi karşılığı olmaz. Zaman zaman mimiklerinizle, bazen kelimelerinizle bazen de davranışlarınızla iyilik yapabilirsiniz.İyilik yapmak size iyi gelecek, yeter ki isteyin…

 

Yazıyı dinlemek isterseniz:

 

https://open.spotify.com/episode/6hooEgUIzlc0mvBaxHusYe?si=itY0ueRgSo-989Dx1eTl2w

 

[email protected] X:@esrabc

YAZARIN SON YAZILARI

İyi olmak iyileştirir