Ankara Savaşları
Hizmet Hareketi olarak son 10 senede meydana gelen sıkıntılı durumu,
1402’de Timur'la Yıldırım Beyazıt’ın Ankara Savaşı’nda karşı karşıya gelip de
Osmanlının yaşadığı Fetret Devrine benzetebiliriz.
Ne olmuştu 1402’deki Ankara Savaşında? Timur (1336-1405) doğuya (Çin’e)
yapacağı saldırı ve fetihlerinden önce Batı tarafını güvenli hale getirmek için
Anadolu beyliklerinin de davetini değerlendirerek Osmanlı topraklarına
saldırdı. Anadolu Beyliklerini, Yıldırım
Beyazıt (1354-1403) yaptığı önceki savaşlarda
yenmiş ve Osmanlı topraklarına katmıştı. Fakat bu durumu Anadolu Beylikleri
henüz kabullenebilmiş değillerdi. Bu nedenle Anadolu Beylikleri Osmanlı
karşısında yaşadıkları mağlubiyet sonucunda Timur’dan yardım istediler.
1402’de Yıldırım’la Timur’un orduları karşı Ankara’da karşıya geldi ve
Osmanlı Ordusu darmadağın oldu. Çünkü bu savaşta Osmanlı ordusunda savaşan bazı
beylikler yer değiştirerek Timur’un safına geçtiler. Bu saf değiştirme
üzerinde ayrıca durmamız gerekir. Timur’ûn
Cürcani ve Taftazan gibi alimlerin meclislerinde bulunması, ulemaya olan
saygısı ve dini müessesler yaparak inşa ettiği dini kimliği, Anadolu’da yaptığı
bu savaşta Anadolu Beyliklerinin onun safına geçmesini kolaylaştıran önemli bir
etkendi. Alimlerin bir hükümdarın yanında olması Müslüman halk muhatapları
açısından önemli bir anlam taşır. Alimlerin ve entelektüellerin bir toplumdaki
etkisini düşünürsek Timur’un bu noktadan bir dezavantajının olmadığını görürüz.
Anadolu beyliklerinin de kuyruk acısı olunca savaş esnasında saf
değiştirmekte dinen ve vicdanen bir sakınca görmediler. Ve savaşın kaderini belirlediler.
Ankara Savaşı’ndan sonra Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt esir düştü. 11
yıllık Fetret dönemi başladı. İktidar olma adına Şehzadeler, aralarında amansız
bir şekilde mücadeleye başladılar. Zaafa uğrayan merkezi otorite sebebiyle
Anadolu beylikleri yeniden varlıklarına veya bağımsızlıklarına kavuştular.
Anadolu’da beylikler dönemi yeniden başladı. Yani Osmanlı, Anadolu’daki
kazanımlarının neredeyse tümünü kaybetti. Kala kala Osmanlı’nın elinde sadece
kuzey batı Anadolu’daki ve Balkanlardaki toprakları kaldı. Üstelik daha sonra Anadolu’da Şeyh
Bedrettin isyanı ile toplumsal çapta ilk defa bir kaos da meydana geldi.
Daha sonra mecburen Osmanlı, Fetret Döneminde varlığı daha çok Balkan
(Batı) topraklarında devam ettirmek zorunda kaldı. Eğer Osmanlının, Ankara
Savaş'ından sonra düşmanlarının ulaşıp da zarar veremeyecekleri bir coğrafya
olan Balkan topraklarına çekilme şansı ve imkânı olmasaydı, bugün Osmanlı
Medeniyetinden bahsediyor olamazdık. Daha sonra İstanbul’u fetheden Fatih Sultan,
ilk olarak Anadolu Beyliklerinin üzerine yürüdü. Gerçi Fatih’in İstanbul’u
alana dek Batı ile yapılan başarılı savaşlar toparlanmada en önemli
dinamiklerden biriydi. Doğuda Timur’la yapılan savaşta yenildiği gibi
Osmanlı, Batı yamaçlarında yapılan savaşlarda da yenilseydi belini
doğrultamazdı. 1444 Varna Zaferi ve 1448 İkinci Kosova Zaferi İstanbul’un
fethine giden yolu da açtı. Fakat Doğu Müslüman coğrafya ile savaş
tedirginliğini Osmanlı, Yavuz Sultanın Mercidabık ve Çaldıran zaferlerine kadar
üzerinden atamadı.
Neticeleri itibarıyla Ankara Savaşı’nda Timur'un yenmesi, onun için pek
de hayırlı olmadı. Timur 1405’te vefat etti ve ardından mülkü parçalandı. Bu
savaşta yenilen Beyazıt’ın devleti ise Fetret zaafını 11 sene gibi kısa bir
zamanda aşarak büyük bir imparatorluk haline geldi. Osmanlı Devleti'nin
teşkilat ve müesseselerinin güçlü olması, Yıldırım’ın yenilgi ve vefatına
rağmen cihan imparatorluğu olmasına mâni olmadı. Timur'un devlet gücü müesseselere değil de
şahsi karizmasına; tek adamlığına bağlı olduğundan onca zaferlerine rağmen
vefatından sonra devleti parçalandı ve zaafa uğradı.
Tüm bu etkenlerle beraber, Anadolu'yu Timur'la
yaptığı savaştan sonra kaybedip de Fetret Döneminde Devletin merkezini
Balkanlara taşıması, Osmanlının varlığını devam ettirmesinde stratejik en
önemli faktördür. Bu önemli
tespitin Halil İnalcık Hoca’da ise bir çırpıda ifadesini etkili bir şekilde
bulduğunu görürüz:
“Timur’un indirdiği darbenin ardından devletin ağırlık merkezinin
Balkanlara kaydığını da bu noktada kaydetmeliyiz. Nitekim İstanbul Fatihi diye
ün salacak II. Mehmed’in (1451-81) tahta çıkmasından önce Osmanlılar,
Balkanlardan hareketle, Batı ve Kuzey Anadolu üzerindeki egemenliklerini
yeniden kurdular.” (Osmanlı İmparatorluğu Ekonomik ve Sosyal Tarihi cilt 1, sf.
49)
Daha gerilere doğru gidersek, Fetret Dönemi bir Uhud’du Osmanlı için.
Anadolu beylikleri okçulara benziyordu. Gerçi Anadolu Beylikleri saf, okçular
da yer değiştirdi. Fıtrat kanunları bu ihmali affetmedi. Ordu bozguna uğradı.
Osmanlı Balkanlara, Efendimiz (sav) ise Uhud dağının düşmanın ulaşamayacağı
yüksekçe noktasına çekilmek zorunda kaldı. Fakat dirayet ve aktif sabırla
mağlubiyet, zamanla galibiyete dönüştü.
Osmanlı’nın Anadolu Beylikleri karşısında büyüyerek öne çıkması gibi
Anadolu cemaatlerinin en önüne çıkan Hizmet Hareketi de bugün ayrı bir fetret
yaşıyor. Haset duygusu iyice tahrik olan Anadolu cemaat ve tarikatları pek çoğu
itibarıyla kendilerine modern bir Timur bulmakta gecikmediler ve O’nun
arkasında saf bağlamakta tereddüt etmediler. İster günümüzün isterse tarihte
yerini alan Timurların ortak özelliği dindar gözükseler de menfaatlerine aykırı
durumlarda dinin kural ve prensiplerine kesinlikle uymamalarıdır. Günümüz dahil
dindar gözüken Timur tıynetli tüm zalimlerin onca yaptıkları zulümlerin, yalan
ve aldatmaların ve müminlerin canlarına, mallarına ve mülklerine bunca zarar
vermelerinin dinen bir açıklaması yoktur. Dindar gözüken günümüzün veya
tarihin Timurları, camiler de türbeler de yaptırsalar, menfaatleri ile
dinimizin prensipleri çeliştiğinde dünyalık menfaatlerini kolayca tercih
ederler.
Örneğin günümüzün Timurları, irşat ve tebliğ sahası olarak Batı
yamaçlarına yürümeye azmetmiş bu güzide topluluğa (Hizmet Hareketi’ne) iktidar
menfaatlerine uyarak “fırak ı dalle” namı taktılar ve hücum ettiler. Neticede
Anadolu cemaat ve tarikatlarının destek verdiği bu kavgada Hizmet Hareketi
Yıldırımvâri ağır bir mağlubiyet yaşadı.
Evet, Hizmet Hareketi’ne darbelerin en ağırını vurdular fakat Osmanlı
gibi zamanında Batıya açılmış olması en büyük avantajıdır. Osmanlı Fetret
dönemini Batı yamaçlarında geçirdi. Yaralarını sardı. Belini doğrulttu. Şehzade
kavgaları olsa da kısa zamanda Osmanlı fütuhat yapacak seviyeye ulaştı.
Anadolu'da zaafa uğrayan Hizmet Hareketi de sanki bugün Fetret Devri’ne benzer
bir süreç yaşıyor. Avrupası ve
Amerika'sına kadar zamanında açılım yapmış olan Hizmet Hareketi de kısa zamanda
yaralarını tedavi edecek ve belini doğrultacaktır inşallah. Hizmet’in Avrupa
sahasında zamanında müesseseleşmiş olması (tek adamla idare edilse bile ki
şimdi öyle değil), tek adam dayatmasına dayanmaması, bu tür badirelerin kolay
atlatılmasına ve geleceği kucaklamasına sebep olacaktır inşallah.
YAZARIN SON YAZILARI

İran'ın attığı füzeye Türkiye temkinli konuştu, NA...

Bloomberg analizi: İran-ABD savaşı Rusya’ya yarıyo...

Zaharova: 'Nükleer Tesislerin Vurulması Çernobil B...

Avrupa’da gaz fiyatları rekor seviyede: Rus gazı y...

Fatma Nur Çelik öğretmen son yolculuğuna uğurlandı



