ÖĞRENCİNİN BAHARLA VE DUYGULARIYLA İMTİHANI!

Bahar ayları çoğu şey için dirilişi ve uyanışı temsil eder
Tabii bu uyanış ve diriliş kimileri için güzel sonuçlar verirken öğrencilerin birçoğu adına beraberinde bir kısım olumsuzlukları da getirmektedir. Artık kışın dingin, durgun yüzü değişmiş, öğrenciyi hapseden, istemese de ders çalışmak için gerekli olan ortama mahkûm eden mevsimsel dönem kapanmış, bir başka ifadeyle düz yol yerini sarp ve aşılması zorlu bir yola bırakmıştır. Bahar mevsiminde günlerin uzaması, havaların ısınması ile öğrenci artık dışarıda daha fazla vakit geçirmek isteyecek, hava kararmadan ayakları onu eve götürmeyecektir. Özellikle sınava hazırlık sürecinde depar atmanın diğer yarışılan adaylarla fark oluşturma adına çok önemli olduğu bu dönemde bahara yenilen, güne-güneşe aldanan çok sayıda öğrencinin havlu attığına şahit olmaktayız. O nedenle bu baharı başka bahara erteleyerek, mevsimsel baharı bir kenara bırakıp hayatın baharında, geleceğe doğru zamanda doğru adımlarla ilerlemenin ne kadar önemli olduğunun farkında olmak şart. Mevsim sadece çalışma aktivitesini etkilemiyor. Beraberinde duyguları da tetikliyor. Zaten ergenliğin etkisiyle duygusal yakınlıklara meyilli olan gençler baharla birlikte katmerleşen bu duygularını gemlemede zorlanıyorlar. Gelen elektronik postalarda “Hocam, aşık oldum; konsantre olamıyorum, ders çalışamıyorum.” şikayetinde olan bir sürü öğrencinin olduğunu görüyorum. Zaten televizyonlardaki dizilerde bu tür unsurlar devamlı pompalanıyor. İster istemez gençler de bunun etkisinde kalabiliyor. Peki, bir gencin bu duyguları yaşama hakkı ya da lüksü yok mudur? Tabii ki belli ölçülerde ve doğru zamanda olmak şartıyla vardır denebilir, ama özellikle sınavlara hazırlık sürecinde bu duygulara kendini kaptırmış olan çoğu öğrenci derse konsantre olmakta zorlanabilir. Duygularına gem vuramayan gençlere bu sene en temel önceliğin üniversite kazanma aşkı olması gerektiğini hatırlatayım. Her ne kadar gönül ferman dinlemese de eğer başarılı olunmak isteniyorsa bu duygu baskı altına alınmak zorunda. Bu nasıl olabilir? Öncelikle duygusal yakınlık hissedilen kişiyi hatırlatan ne kadar materyal ve unsur varsa (fotoğraf, alınan hediye, mektup vb) göz önünden uzaklaştırılmalı, bu kişiyle iletişim asgari düzeye indirilmelidir. Bu sayede hayallerinizin, beyninizi ve ruhunuzu istila etmesine engel olabilirsiniz. Bir diğer tavsiyem de duyguları tetikleyen, bol acı soslu, insanı cûş u hurûşa getiren aşk şarkılarını bu dönemde çok fazla dinlememeniz. Bu sene aşık olacaksanız kitaplarınıza, testlerinize, girmek istediğiniz üniversiteye aşık olun. Aşık olacaksanız matematiğin türevine, integraline; kimyanın asitlerine, bazlarına; coğrafyanın yeryüzü şekillerine; tarihin Osmanlı’nın yükselişine, Cumhuriyet’in kuruluşuna; fiziğin F=m.a’sına, doğrusal hareketine; biyolojinin hücresine, kromozomlarına; felsefenin anlamına, Kant’ın ahlak felsefesine aşık olun! Öğrenci için aşık olunacak o kadar çok konu ve ders var ki! Hasılı kelam, her şey zamanında, yerinde doğru ve güzeldir. Daha hayatını kurmamış, geleceğine ilişkin önemli bir adımın arifesinde olan gençler için zamansız olsa gerek bu tür duygular. Bunu söylerken bazı öğrencilerin “Ama hocam elimde değil ki!” dediğini duyar gibi oluyorum. Bu öğrencilere söylenebilecek şey hayattaki önceliklerini yeniden gözden geçirmeleri ve o amaç dahilinde hareket etmeleridir. Duygular her zaman yaşanabilir, ama gelecek bugünden kurulur.

YAZARIN SON YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER