İç piyasada nefes aldırmam!

Kadir Gürcan
Yayınlanma Pazartesi, 29 Aralık 2025
İktidarın olmadık zamanlardaki ahlak düşkünlüğü kendi cephesindeki numara erlerini de afallattı. Birkaç düşük kalibreli iktidar kalemi haricinde herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyor. İki on yıldır gündemi belirleme konusunda tekel borsasında iş gören iktidar, fazla değil son altı ay içinde aynı kategoride küme düşerek dördüncülüğe geriledi; Ana muhalefet, iktidar ortağı milliyetçi-radikal kanat, İmralı ve nihayet mevcut iktidar...
Milenyumun
ilk çeyreğinde mevcut iktidar tarafından başlatılan projelerin hemen hepsi
vaat edilenlerin öşrüne ulaşamadan buharlaştı. İyi yaptıklarını zannettikleri
işlerin bizzat kendi hayatlarında yıkılıp gittiğini görmek, iktidarın ekran
yüzlerini perişan ediyor olmalı. Suratlarından düşen bin parça mutsuzluğun asıl
sebebi bu. İtiraf etmekte zorlansalar bile, yıkılışın ayak seslerini çok
derinden duyduklarına eminiz. İktidar projesi olarak yatırım yaptıkları ütopik
neslin sesi Ayasofya Camii'nin şadırvanından değil, magazin dergilerinin
fashions ve moda sayfalarından yükseliyor.
Son yerel
seçimlerden sonra şapkadan beklenen tavşanı çıkaramayan iktidarın ciddi bir
güven kaybettiği artık sır değil. Tavşanlar şapkanın içinde ölmeye başladı.
Devlet imkanları ile başlatılan operasyonlar ya bir yere varmıyor ya da sessiz
sedasız bir başka bahara bırakılıyor. Son operasyonlara da beklenenin ötesinde
gizem yüklemeye çalışan dostlarını “Endişelenmeyin, bir şey çıkmaz!” diyerek
teselli eden yine yazarınız oldu.
Artık
iyice gün yüzüne çıkan çaresizliğin son versiyonunu Türkiye'nin Zenginler
Kulübü'ne yönelik operasyonda gördük. Çözüm sürecinin öne çıkan iki önemli
oyuncusunu (milliyetçi kanat ve İmralı) bir araya getiren sebep, “İlk görüşte
aşk!” ya da ikinci bahar romantizmi değildi. İki tarafın da maddi gelir kapısı
olarak cümle alemin bildiği uyuşturucu trafiği söylentileri yabana atılmayacak
kadar önemli. Milliyetçi-muhafazakar kanadın iki yıldır üstüne örtemeye
çalıştığı iç temizlik suikastının bu bahsettiğimiz para ve uyuşturucu trafiği
ile çok yakın alakalı olduğunu herkes biliyor ama, havaya bakmayı tercih
ediyorlar.
Kendilerini
iktidarın teorisyeni gibi pazarlayanların da kısa vadeli kehanetleri hep
çıktığı için, artık hadise gazeteci, yazar ya da düşünür tahmini olmaktan
ziyade kulaklarına fısıldandığı şüphelerini derinleştiriyor. Öyle ya, insanın
on tahmininden hepsi de isabet etmez ki! Değme kahinleri bile gözyaşları içinde
bırakacak bu denli isabet biraz fazla değil mi? Operasyon mağdurlarının
alacakları hukuki cezayı hakim ve savcılardan önce medya yüzleri söylüyor. Bu
durumda işin rengi, gazetecilik mesleğinden daha çok iktidar tetikçiliğine
dönüşüyor. Eğer meslekten kabul ediliyor olsalardı, medya esnafı için oldukça
prestijli sayılan, uluslararası Pulitzer Ödüllerini koyacak yer bulamazlardı,
öyle değil mi?
Çok değil,
usulsüz başlatılan hukuki uygulamaların son altı ay içinde ülkeye milyar
dolarlık zarara uğrattığını herkes biliyor. Yanlış bir alarmın Türkiye gibi
ülkelerde borsayı gün ortasında karanlığa sürüklediğini daha birkaç hafta önce
gördük. Kredi değerlendirme kuruluşlarının periyodik uyarıları da iktidarın
bütün neşesini alt-üst etmiyor mu?
Uzun süre
iktidarda kalmak sadece metal yorgunluğu ve tükenmişlik semptomlarını
beraberinde getirmekle kalmıyor, iktidar zaafını bütün netliği ile gözler önüne
seriyor. Teknolojik devrimlerin on yıllık periyotlara düştüğü bir çağda,
iktidarlardan gelen çatırtı ve patlama seslerini cümle alemin duyacağı frekansa
yükseltmesi gayet normal. Çok değil, otuz yıl önce “Kol kırılır, yen içinde
kalır!” konforu yerini günlük takip edilen nabız yoklamaları güncelliğine
bıraktı.
Türkiye'de
son günlerde trend olan uyuşturucu operasyonları da birkaç hafta içinde
olmuş-geçmiş kanıksaması ile unutulur. Bütün mesele iç piyasanın kime ait
olduğunu ve çözüm sürecinde girilen sıralama gafletini tamire yönelik ince
işler olarak görmek gerekiyor. İktidar ikinci bir bahar ümidi ile “Aşk'ta
kaybettik bari kumarda kaybetmeyelim!” diyerek devlet imkanlarını yine heba
edecek ve kendini hatırlatıp “İç piyasada size nefes aldırmam!” mesajı verecek.
Elektrik ve petrol gelirlerinden pay isteyen İmralı'nın hamlesi ne olacak,
şimdi onu görelim.
YAZARIN SON YAZILARI

Diploma davasında gerginlik: 'Bu diploma anamın sü...

Ankara'daki su tartışmasına Erdoğan da girdi: Özel...

'Fırat'ın batısından Halep'e insani koridor sekiz ...

Trump vazgeçince Hakan Fidan'dan İran'a operasyon ...

TUSİAD'ın yeni başkanı DİMES'in CEO'su oldu!


