Kudsiler yolunda ruh zehirlenmesi yaşayanlar

Kudsiler yolunda ruh zehirlenmesi yaşayanlar

Ruh zehirlenmesi ve başkalaşma üzerinden insanın uğrayabileceği kayıplar ve karşı karşıya olduğu tehditler ve tehlikeler konusuna bu yazıda da devam ediyoruz…

Kendi Helaklerine İmza Atan Talihsizler

Başkalaşma hastalığı, iyi niyetlerle yola çıkan ve belli bir mesafe ve yol almış olan insanlar hakkında söz konusudur. Hak cephesinde mücadele verirlerken, bir yerlerde birtakım şeylere takılmış, yollarda dökülüp kalmış, mahiyet değişikliği yaşamış ve kazanma kuşağında yer almalarına rağmen kaybedenlerden olmuşlardır:

“İnsanı başkalaşmaya iten faktörler farklı farklıdır. Kimileri makam ve mevkiin arkasından koşarken başkalaşır; kimileri popülarite ve şöhret elde etmeye çalışırken. Kimilerini başkalaştıran rahat ve rehavet duygusudur; kimilerini başkalaştıran da yeme-içme gibi dünyevi hazlar. Peygamberler yoluna baş koyan niceleri vardır ki, sonradan servetin kulu kölesi olduklarından veya dünyaya ait bir kısım maddî şeyleri putlaştırdıklarından ötürü girdikleri yolun bir faslından sonra Karunlaşmış, Sâmirîleşmişlerdir.

Bazıları ise işin başında belki iyi niyetlerle siyasi hayata girmiş, yönetime talip olmuşlar fakat bir süre sonra bu yolda güç zehirlenmesi yaşamışlardır. İşin başında oldukça mütevazı görünen ve sizinle birlikte başını yere koyup secde eden bu insanlar daha sonra birdenbire tiranlaşmışlar, bütün nizam ve kanunları kendi keyiflerine göre şekillendirmiş, herkesi kendilerine kul-köle haline getirmişlerdir.

Karunların, Firavunların, Sâmirîlerin, Bel’am İbn Bauraların tarihte yaşayıp gitmiş şahsiyetler olduğu zannedilmesin. Çağımızda da bunların dünya kadar emsalleri vardır. Bunlar, bitip tükenme bilmeyen tul-u emelleri ve tevehhüm-ü ebediyetleri yüzünden ardı arkası kesilmeyen değişimlere maruz kalmışlardır. “Din” ve “diyanet” diyerek çıktıkları yolda “dünya, dünya” demeye, hatta dinsizliğe dair bazı şeylere rıza göstermeye başlamışlardır. 

Bu tür insanlar her ne kadar sureten insan görünseler de sireten mesh olmuşlar demektir; tıpkı Kur’ân-ı Kerim’de bahsedilen bazı toplulukların mesh olması gibi. Ne var ki onlar bunun da farkına varamazlar. Aynaya yansıyan suretlerine aldanırlar. Bu yüzden de yürüdükleri yolda yürümeye, yaptıkları fenalıkları yapmaya devam ederler. Hata ve yanlışlarının söylenmesine de asla müsaade etmezler. Birileri buna cüret edecek olsa ona karşı ciddi tavır alır ve husumet beslemeye başlarlar. Ne var ki basiret sahibi insanlar bu gibilerin nasıl mahiyet değiştirdiğini görürler.” (Dünyevî Nimetler Karşısında Değişmeme) 

Maalesef bu değişime, ruh zehirlenmesine uğrayan insanlar düştükleri durumun farkında değillerdir. Bu yüzden doğru yolda olduklarını zannederler. Kendileri doğru ve hak yolda oldukları inancından dolayı da kendilerine karşı çıkan ve muhalefet edenlere asla hakkı hayat tanımazlar.

Bunlar kendilerini bilemedikleri gibi onları takip eden kuru kalabalıklar da onlardaki bu değişimin farkında değillerdir. Onları işe başlarken ki hallerinde devam ettiklerine inanır, onların sözleri ve bazı eylemleri ile meydana getirdikleri algıların vakumundan kurtulamazlar ve bunlara destek vererek onların yapmış olduğu zulümlere ortak olurlar ve eğer bir gün uyanmazlarsa zamanla tamamen onlara benzer ve onlar gibi olurlar.

Başkalaşma Hastalığının En çok Zarar Vereceği İnsanlar Kimlerdir?

Kendilerine önemli vazifeler ve konumlar verilen insanların mükellefiyetleri de (sorumlulukları ) diğerlerinden farklı olacaktır. M. Fethullah Gülen Hocaefendi bunu subjektif mükellefiyet kavramıyla ifade etmektedirler:

“Bu iki kelimenin ihtiva ettiği manalar açısından; “objektif yükümlülük”, usûlüddin mizanlarıyla sınırları belirlenen, dinin özündeki kolaylık prensibine dayanan ve herkes için geçerli olan vazife ve sorumlulukların; “subjektif mükellefiyet” ise, her ferdin, şahsî duyuş, hissediş, idrak ve değerlendirmeleri neticesinde kendi üzerine aldığı vazifelerin ve vicdanî ölçüler çerçevesinde kendisi için belirlediği mesuliyet çizgisinin unvanıdır.” (Subjektif Mükellefiyet) 

O yüzden mü’minlerin anneleri olan Allah Rasûlü’nün zevcelerine hem verilecek mükafatın hem de verilecek cezanın diğer insanların iki katı olacağı Kur’an’da haber verilmektedir.

Ruh zehirlenmesi, başkalaşma ve değişim hastalıkları herkes için çok büyük bir tehlikedir, ama herkesten daha çok Hizmet insanları için en büyük bir tehdit ve tehlike oluşturmaktadırlar. Çünkü onlar böyle bir hastalığa yakalanırlarsa bütün bir insanlığı ilgilendiren çok önemli işleri yerine getiremezler ki bu bütün bir insanlığın kaybı demektir:

“İnsanların heva ve hevesleri istikametinde savrulup gittikleri bir dönemde özellikle Kur’ân ve iman hizmetine gönül veren adanmışların başkalaşmama mevzuunda daha hassas olmaları, durdukları yerde daha sağlam durmaları gerekir. 

Onlar girmiş oldukları yola hangi felsefe, düşünce tarzı ve dünya görüşüyle girmişlerse, yolun sonuna kadar onu devam ettirmelidirler. Dünyaya veda ederken de başladıkları noktanın çok daha üstünde veda etmelidirler. Yürüdükleri yola ilk defa baş koyarken duydukları arzu ve iştiyakı işin sonuna kadar devam ettirmeli, ülfet ve ünsiyete yenik düşmemeli, sahip oldukları değerlerin renk atmasına ve solmasına müsaade etmemelidirler.

Başkaları dünyadan istifade ediyor, biz de edelim; başkaları bu bala parmak banıyor, biz de banalım.” şeklindeki düşünceler adanmışlar açısından bir başkalaşmadır…

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya geldikten sonra ciddi değişimler yaşamıştı. Miraçlara çıkmış ve geldiği noktada Cibrilleri dahi geride bırakmıştı. Bu değişimler, mânevî, uhrevî ve melekûtî olarak gelişmeyi, ileri gitmeyi ifade eden değişimlerdi. 

Bunları, dünyaya ve onun cazibedar güzelliklerine kapılma neticesinde hâsıl olan değişimlerle karıştırmamak gerekir. Yani bir insanı Allah’a, O’nun rıza ve rıdvanına, Cennet’e ve Cennet nimetlerine yaklaştıran değişimler vardır; bir de onu felaket ve helake sürükleyen değişimler. Uzak durulması gereken, bu sonuncusudur. Dünyaya nasıl geldiysek o şekilde çıkmaya çalışmaktır.” (Dünyevî Nimetler Karşısında Değişmeme) 

İnşallah sonraki yazıda ruh zehirlenmesinden korunmak mümkün mü ve eğer mümkünse bunun yolları konusu ile devam edelim…

YAZARIN SON YAZILARI