Kara sevdalılar

Safvet Senih
Yayınlanma Perşembe, 25 Haziran 2026
“Her dönem ve çağa göre Hizmet eden kara sevdalılar vardır. Onların ortak vasıfları; Peygamberlerin yolunda yürümeleri ve Sahabe-i Kiramı adım adım takip etmeleridir. Kara Sevdalılar mevzuu, BABAYİĞİTLERİN DESTANI demektir. Esasen bu belki tabiri diğerle esas Peygamberler Yolunda yürüme demektir. Başka bir ifadeyle Sahabe-i Kiram Efendilerimizi adım adım takip etmektir. Allah bütün Ashab-ı Kiram’dan râzı olsun. Allah’ın salât ve selâmı Efendimiz, dayanağımız, günahlarımıza karşı şefaatçimiz ve her zaman elimizden tutan dostumuz Hz. Muhammed’in üzerine olsun…
“Hiçbir Sahabi Efendilerimiz, Hz. Ebu Bekir’in (R.A.) seviyesinde değildir. Birileri bundan rahatsız olsa bile, rahatsızlık duysa bile, Hz. Ömer seviyesinde, Hz. Osman seviyesinde, Hz. Ali Efendimizin seviyesinde değildir. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz var. Aşere-i Mübeşşereden diğerlerinin diğer altı insan var, dört halifenin dışında Dört Halife de Aşere-i Mübeşşere içinde Abdullah İbn-i Selam’ı da sayanlar var, onu da sayarak on bir diyorlar. aşere-i Mübeşşere, hayatta iken Cennet ile Müjdelenmişler… Efendimiz (S.A.S.) bir yerde otururken, kapı tıklatılıyor. Efendimiz (S.A.S.) ‘Aç kapıyı, Cennet’le müjdele!’ diyor, geliyor Hz. Ebu Bekir, arkadan Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali geliyor. Bu on kutlu, Hadislerde zikrediliyor; ezbere konuşulan bir şey değil, bu; semâların dilini, mâverâların dilini, dillendiren Zat Efendimiz (S.A.S.) buyuruyor. O dile canlarımız kurban olsun, dillendirdiği şeylerde lâl-ü Güher saçan sözler söylüyor. O lâl-u Güherlere canımız onlara kurban olsun. ‘Bu yol uzaktır, menzili çoktur, geçidi yoktur. Derin sular var.’ Yunus’un diliyle yol bazen geçitsiz yere uğruyordu, bazen derin sulara, bazen kandan irinden deryalara, bazen aşılmaz tepelere ve uçurumlara uğruyordu. Fakat onlar o şartlar altında urganlar ile halatlar ile o tepeleri aşmaya çalışıyorlar. Bir yönüyle geçilmez gibi olan köprülerden geçiyorlar, bazen o sulara dalıyorlar, kandan irinden deryalara dalıyor götürüyorlardı. Ayak oyuncularının, kündecilerin önünüzü kesip sizi devirmeye çalışmalarıyla karşı karşıya kaldığımız şu dönemde, ciddî bir gönül ızdırabıyla dua etmek lâm. Allah’ım, Peygamberler yolundaki bu Hizmeti, Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali yolundaki bu Hizmeti durdurmak isteyenlere fırsat verme. Allah’ım! Bizleri bu Hizmet’te sâbit kadem eyle diye ızdırapla içten dua etsek, Allah’ın izni ve inayetiyle o kandan irinden deryalar görmeden geçmeye vesile olacaktır. Allah’ın izni ve inayetiyle. Bin bârekallah, bu yolun yorulmaz yolcularına. Yuf olsun onların bu yoldan alıp koymak isteyen yarınsız bahtsızlara…
“Bilemezsiniz neler çektiğimi, gece uyuyamıyorum. Kalkıyorum Rabbime içimi döküyorum, hayatımın yarısı geceleri uyuyamadan hep deli gibi dolaşarak geçirmişimdir. Bir gecede fasılasız üç saat uyuduğum anlar çok enderdir. Bu da benim tabiatım. Tabiatımda olan bir şey. Bazı şeyler zıpkın gibi geliyor. Bir sürü rahatsızlığım var; fakat bunların, hiçbirisi Türkiye’den gelen rahatsızlıklar kadar büyük değil. Sarsılmamak da mümkün değil. Fakat meseleyi Cenab-ı Hakkı şikayet şekline de getirmemek lâzım. Bu dönemde yaşananlar, hiçbir dönemdeki yaşananlara benzemiyor. Sanki teraküm edip yığılmış, yığılmış da bu kadar ceberut adamlar, topraktan birden fırlayıvermişler. Benim ülkem neden bu kadar talihsiz. Asla yerimizde durmamalıyız, durunca, dökülme olur. Atomlardan, güneş sistemlerine kadar kâinatta durgunluğa yer yoktur. Düşmemek için sağlam bir yörüngede dönmemiz gerekiyor. Ben sizden sadece bir tek şey istiyorum o da sadece TAKVÂ… TAKVÂ… Dünyanın anahtarını, dünyanın hazinelerini değil ben sizden sadece TAKVÂ istiyorum. Kim bilir, siz; sizi pusuda bekleyen ne güzel süprizler var bunları da bilemiyoruz. Şafak çoktan söktü, ufukta ışık cümbüşü, zulmetler hırıltıda, bahar çok yakın. Bizim için gamlanma yok, gamı çekmek nasılmış görecekler… Hesaplarını da Allah’a verecekler. Nasıl olsa bu geceden sonra nehar (gündüz) olacak. Şimdi benim gönlüm durmuş günleri saymakta. Kış şiddetliyse baharda bereketiyle gelir. Yağan karla yerin altı su kaynaklarına döndü. Gelecek günler sizin için kâr içinde kâra büründü. ‘Âidiyet düşüncesiyle demiyorum’ yeryüzünde sizin kadar bahtiyar olan yok.
“Çağımızda Hizmete karşı; küfrün yaptırtmadığını, bazılarına yaptırtan da o; yani HASET denen marazdır. Şeytanın esasen kullandığı argümanlardan, enstrümanlardan birisidir. HASET Şeytan onunla felç ediyor duyguları, düşünceleri ve haset edenler; kâfirin yapmadığını yapıyorlar.”
(H. E’nin özel sohbetlerinden notlardan)
YAZARIN SON YAZILARI

Ek ifade vermişlerdi! Muhittin Böcek ve oğlu yine ...

Mahkemenin amacı ortaya çıktı! ABB davasında ara k...

Özel'den Erdoğan'a sert eleştiri: “Muhalefete huku...

Trump'ı Türkiye'ye uçarken canlı takip edenlerin s...

AKP kulisleri: CHP tartışmaları seçmeni etkilemiyo...


