Kemanın sesi

1569-1571 yılları arasında, Endonezya’nın Açe adasındaki insanlar, deniz korsanları tarafından devamlı rahatsız ediliyorlardı. Açeli yetkililer, bir yolunu bulup İstanbul’a gelirler ve zamanın idarecilerinden yardım isterler. O zaman sadrazam (başbakan yardımcısı gibi) olan Sokullu Mehmet Paşa’ya durumu anlatırlar. O da bir gemiye değişik silahları yükler, bu işi bilen insanları da bu gemilerle birlikte yola çıkarır. O zaman Süveyş kanalı olmadığı için, ekip, Mısır’ın İskenderiye şehrine gelir. Orada gemileri sökerler, develere yüklerler ve Basra Körfezi’ne gelip, orada tekrar gemileri inşa ederler ve Açe’ye ulaşırlar. Orada, korsanlara karşı mücadele ederler, silah yapma ve mücadele şekillerini de Açe’lilere öğreterek, gelen bu insanlar tekrar İstanbul’a dönerler.


Açe halkı yapılan bu iyiliği hiç unutmaz ve hala cuma namazlarında hutbede onlara dua ederler ve bir simge olarak cuma hutbelerinde imam, o dönemi temsil eden bir kılıçla hutbeyi okur. Nitekim biz de değişik vesilelerle ziyaret ettiğimiz Açe‘de bu yapılanları hem onlardan dinledik, hem de cuma namazında  hutbeyi okuyan imamın elinde bu kılıcı görmüştük.

2004 yılında Açe ve civarında büyük bir deprem olmuş, arkasından da tsunami gelişerek Açe’yi vurmuştu. Bu hadiseden hemen sonra, Türkiye’den Hizmet gönüllüleri, benim de içinde bulunduğum bir heyetle Açe’ye girmiştik. Deniz kenarında su içinde hala cesetler yüzüyordu. Büyük bir gemi, tsunami ile Açe’nin ortasına sürüklenmişti. Şehir halkı, elektriklerini bu gemiden alıyorlardı.

Heyetimizdeki iş adamları ve diğer arkadaşlarımız, ellerinden geldiği kadar Açe halkına yardımlarda bulundular. Ayrıca, hemen bir okul inşaatına başlayıp onu da kısa sürede hizmete geçirmişlerdi.

1922 de Lozan görüşmelerinde İsmet İnönü (Cumhurbaşkanı:1938-1950) de bulunur. Ne zaman Türkiye ile ilgili bir oylama yapılsa, İrlanda büyükelçisi hep Türkiye lehinde parmak kaldırır. İsmet İnönü, ara verildiğinde ona “Öncelikle ülkem adına teşekkür ediyorum, sonra da lehimize parmak kaldırmanızı merak ediyorum’’ diye sorar. O da, ‘’1845-1852 yıllarında İrlanda, büyük bir kıtlık yaşadı. O zaman, bunu duyan Osmanlı İmparatorluğu padişahı Abdülmecid, bize gemilerle yardım gönderdi, biz bunu asla unutmadık. İşte bunun için Türkiye lehine parmak kaldırıyorum’’ der. 

Yardımların indirildiği İrlanda’nın “Drogheda’’  şehrinin meydanında bununla ilgili tabela halen durmaktadır. Bu şehrin futbol takımının ambleminde de Türk bayrağındaki Ayyıldız vardır


Aradan yıllar geçti. 1990’lı  yıllarda, Fethullah Gülen Hocaefendi İstanbul Altunizade’de iken, Azerbaycan’ın meşhur ve saygıdeğer şairi Bahtiyar Vahapzade onu ziyarete gelmişti. Bu ziyaret esnasında ben de oradaydım. Aralarında değişik konuşmalar oldu. Fethullah Gülen Hocaefendi, bu meşhur şairi saygıyla karşıladı ve yanında nezaketle konuştu. Şair de, başta Azerbaycan olmak üzere dünyanın hemen her yerine gitmeye çalışan, hiçbir beklenti olmadan sadece Allah rızası için yapılan Hizmet Hareketi’nin gayretlerini ve bu insanları motive ve teşvik eden Hocaefendi’ye de takdir ve teşekkürlerini iletti.


Bir ara Vahapzade, Hocaefendiye; “Efendim sizin dünyanın her yerindeki insanlara, beklentisiz bir şekilde ve sadece Allah rızası için, dini, dili, rengi, milliyeti ne olursa olsun herkesle elinizdeki imkanları ve eğitim tecrübelerinizi paylaşma şeklindeki bu hizmetiniz neye benzer bilir misiniz?“ dedi. Hocaefendi de; “Efendim zat-ı haliniz daha iyi bilir“ dedi. Bahtiyar Vahapzade de  anlatmaya başladı; “Bir hırsız, gece yarısı bir dükkanın demir kepenklerini, demir testeresiyle keserken, mahallenin bekçisi hırsızı yakalamış ve “Ne yapıyorsun?’’ demiş. Hırsız da “Keman çalıyorum” demiş. Bekçi; “Ama bu kemanın sesi çıkmıyor“ deyince, hırsız da; “Bu kemanın sesi yarın sabah çıkar” demiş. 

Aynen bunun gibi, sizin Türkiye’nin her yerinden işadamları ve gençlerle, dünyanın her yerine götürmeye çalıştığınız beklentisiz, siyaset dışı, tamamen insani duygularla yapılan bu gayretlerinizin önemi ve değeri, kemanın sesinde olduğu gibi, bugün değil ama gelecekte herkes tarafından hayırla yâd edilecektir. Kaldı ki şimdiden bile insanlar, çocuklarının öncelikle kendi ülkeleri, daha sonra da bütün insanlık için gayret etme azmi ve gayreti içinde yetiştirildiklerini görmeye başladılar. Ben de bir insan olarak, başta size, sonra da birlikte gayret ettiğiniz arkadaşlarınıza teşekkürlerimi, dualarımı ve takdirlerimi sunuyorum” demişti.


Bu üç örnekte de görüldüğü ve yaşandığı gibi, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (sav) bir hadislerinde “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır” buyururlar. Gelecekte de insanlar tarafından bu ve benzeri gayret ve çalışmalar, takdirle yâd edilecektir. Bunun yanında da esas kalıcı alem olan öbür alem, yani ahirette de, Allah (cc), bu güzel işleri yapma gayretinde olan insanlara kim bilir ne gibi mükafatlar verecektir .


“Sen iyilik yap, denize at, balık bilmezse halik bilir” kaidesince, insanlık adına, beklentisiz bir şekilde yapılan iyilikler, daima başta Allah (cc) indinde olmak üzere, kullar tarafından da unutulmamıştır ve bundan sonra da unutulmayacaktır. 

Ümit edilir ki, geleceğin nesilleri yetiştirilirken, hem bu örnekler onlarla paylaşılmalı, hem de onların da bulundukları zaman ve mekanın anlayışıyla, bu insani faaliyetlerin daha güzellerini bulundukları yerlerde yapmaya ve devam ettirmeye teşvik edilmelidirler.


Özellikle içinde bulunduğumuz zaman diliminde insanlar, her şeyden daha çok tarihte gerçekleştirilmiş, şimdi de gittikçe arttırılan bu şekildeki güzel insani yaklaşımların benzerlerinin, yani keman seslerinin devam ettirilmesini istemekte ve beklemektedirler. 


Tabii ki hiçbir zaman, asla “Tarihte bizim de adımız geçsin, bizler de meşhur olalım’’ düşüncesi olmadan, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır“ hadisinde buyurulduğu gibi, biz de inşallah bu hayırlı insanlardan olma gayreti içinde bulunmaya çalışalım. 

Rabbimiz hepimizin yardımcısı olsun.

Ne dersiniz?


YAZARIN SON YAZILARI