Gelecek Partisi’nden fesih kararı: Türkiye'nin ihtiyacı rövanş değil adaet!

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Cumartesi, Ağustos 22 2026
Paylaş
X Post
Gelecek Partisi, “Yarının Türkiye’si İçin” başlığıyla yayımladığı kapsamlı deklarasyonda parti siyasetinden çekilme ve siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldığını açıkladı. Kararın “teslimiyet” ya da “siyasetten vazgeçiş” olmadığı vurgulanan metinde, “Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır” denildi. Türkiye’nin 2028’e giderken kalıcı otoriterleşme ve rövanşist bir iktidar olmak üzere iki tehlikeli senaryoyla karşı karşıya olduğu savunuldu.
Gelecek Partisi’nden fesih kararı: Türkiye'nin ihtiyacı rövanş değil adaet!

Parti tarafından yayımlanan “Yarının Türkiye’si İçin” başlıklı uzun değerlendirmede, kararın gerekçeleri Türkiye’deki siyasi sistem, hukuk düzeni, ekonomik yapı, toplumsal kutuplaşma ve siyaset kurumundaki ahlak sorunları üzerinden anlatıldı. Metinde, mevcut siyasi mekanizmaların kendisini düzeltme kapasitesinin büyük ölçüde tükendiği savunularak, Türkiye’nin kapsamlı bir “ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimine” ihtiyaç duyduğu ifade edildi.


GELECEK PARTİSİ SİYASİ FAALİYETLERİNİ SONLANDIRIYOR

Deklarasyonun en kritik bölümü son bölümde yer aldı.


Partinin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan isimlerle yapılan istişarelerin ardından alınan karar şöyle duyuruldu:


“Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz.”


Parti, kararın siyasi mücadeleden tamamen çekilmek anlamına gelmediğini özellikle vurguladı.


“BU BİR TESLİMİYET KARARI DEĞİLDİR”

Açıklamada karar dört ayrı ifadeyle tanımlandı:


“Bu, bir teslimiyet kararı değildir.”


“Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır.”


“Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır.”


“Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır.”


Gelecek Partisi, bundan sonraki faaliyetlerini parti tüzel kişiliği üzerinden değil; düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma gibi alanlarda sürdürme mesajı verdi.


2028 İÇİN İKİ “KARANLIK SENARYO” UYARISI

Açıklamanın önemli bölümlerinden birinde 2028 seçimleri için iki temel risk sıralandı.


Bunlardan ilkinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı, denge ve denetim mekanizmalarının zayıflamasının sonucunda Türkiye’de kalıcı bir otoriter yapının ortaya çıkması olduğu savunuldu.


Gelecek Partisi, bu meselenin herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsız bir sistem sorunu olduğunu belirterek Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişin bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti.


İkinci risk olarak ise mevcut yönetime karşı biriken toplumsal tepkinin “rövanşist bir karşı iktidara” dönüşmesi gösterildi.


Metinde, ekonomik sorunlar ve adalete güven kaybı nedeniyle biriken tepkinin demokratik yenilenmenin yanı sıra sert bir hesaplaşmayı da beraberinde getirebileceği uyarısı yapıldı.


“TÜRKİYE’NİN İHTİYACI RÖVANŞ DEĞİL ADALET”

Gelecek Partisi, iktidar değişikliğinin tek başına Türkiye’nin sorunlarını çözemeyeceği görüşünü savundu.


Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:


“Biz, bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle; bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz.”


Ardından partinin yeni döneme ilişkin temel yaklaşımı şu cümleyle özetlendi:


“Türkiye’nin ihtiyacı rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barıştır.”


MİLLETVEKİLİ VE BELEDİYE BAŞKANI TRANSFERLERİNE SERT ELEŞTİRİ

Deklarasyonda Türkiye’deki siyasi ahlak tartışmalarına geniş yer ayrıldı.


Merkezi ve yerel yönetimlere yönelik yolsuzluk iddialarının sorunun tek bir siyasi kimlikle sınırlı olmadığını gösterdiği savunulurken, özellikle milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının normalleşmesine tepki gösterildi.


Parti, bu uygulamaların halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi anlamsızlaştırdığını ve “demokrasi ahlakına ve milli irade kavramına büyük bir darbe” vurduğunu belirtti.


Siyasetin kamu hizmeti ve toplumsal sorumluluk alanı olmaktan çıkıp kişisel kariyer ve makam hesaplarının alanına dönüşmesinin nitelikli insanları siyasetten uzaklaştırdığı da savunuldu.


“SİYASET KİRLENİYOR”

Açıklamada Türkiye’de siyaset kurumunun tarihinin en ciddi itibar kayıplarından birini yaşadığı değerlendirmesi yapıldı.


Yolsuzluk, kayırmacılık, hesap vermezlik, insan hakları ihlalleri, yargıya siyasi müdahale algısı ve liyakat sorunlarının hem devlet kurumlarına hem de toplumun siyasete duyduğu güvene zarar verdiği belirtildi.


Parti, ortaya çıkan tabloyu, “Siyaset kirlenmekte, ahlaklı insanların siyasette kalmasının maliyeti her geçen gün artmakta ve milletimizin geleceğe ilişkin karamsarlığı derinleşmektedir.” sözleriyle değerlendirdi.


AKP DÖNEMİNE DE ATIF YAPILDI

Gelecek Partisi’nin kuruluşuna giden sürecin de anlatıldığı açıklamada, parti kadrolarının AKP’de görev yaptıkları dönem dahil olmak üzere siyasi pusulalarının “ahlak, liyakat ve dürüstlük” olduğu belirtildi.


Eski partilerindeki çabaların sonuç vermemesi üzerine muhafazakâr siyasi geleneğin “yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla” anılmasının önüne geçmek amacıyla demokrat muhafazakâr bir alternatif oluşturmak için harekete geçildiği kaydedildi.