“Yeniden yapılanma operasyonları”: Devlet eliyle işlenen hukuk siyaset ve insanlık suçu

Okuma Süresi 4 dkYayınlanma Çarşamba, Nisan 15 2026
Paylaş
X Post
Türkiye’de 15 Temmuz sonrası “F... ile mücadele” kapsamında yürütülen operasyonlar, 2026 yılı itibarıyla “yeniden yapılanma” başlığı altında devam ederken, bu süreç hukuk ve insan hakları açısından yeniden tartışma konusu oldu.
“Yeniden yapılanma operasyonları”: Devlet eliyle işlenen hukuk siyaset ve insanlık suçu

Avukat Mahmut Haldungil tarafından kaleme alınan değerlendirmede, söz konusu operasyonların güvenlik boyutunun ötesine geçtiği ve siyasal, toplumsal ve hukuki etkiler doğurduğu belirtildi.

Operasyonların sürekliliği tartışma konusu

Değerlendirmede, operasyonların devam etmesinin yalnızca güvenlik gerekçeleriyle açıklanamayacağı, bunun aynı zamanda siyasi bir strateji olarak da değerlendirildiği ifade edildi.

Bu çerçevede, kamuoyunda tehdit algısının canlı tutulmasının: Siyasi mobilizasyonu artırdığı, Ekonomik ve sosyal sorunların geri planda kalmasına yol açtığı, Toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği tespiti paylaşıldı.

Toplumsal etkiler ve “korku iklimi” vurgusu

Metinde, yürütülen süreçlerin toplumda otosansür ve çekinme davranışını artırdığı öne sürülerek, özellikle daha önce soruşturma geçiren kişilere yönelik uygulamaların hukuk güvenliği açısından sorunlu olduğu savunuldu.

Bazı uygulamaların:

Bireyler arasında mesafe oluşturduğu, Sosyal dayanışmayı zayıflattığı, Yardımlaşma faaliyetlerini bile riskli hale getirdiği dile getirildi.

Hukuki tartışmalar ve yüksek yargı kararları

Değerlendirmede, Yargıtay kararlarına atıf yapılarak, “örgüte yardım” suçunun oluşabilmesi için özel kast ve somut delil gerektiği vurgulandı.

Bu bağlamda: Sosyal ilişkiler, Finansal işlemler, İnsani yardımlar gibi unsurların tek başına suç delili sayılmasının hukuki tartışma yarattığı ifade edildi.

AİHM kararları ve uluslararası boyut

Metinde ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına dikkat çekilerek, Türkiye hakkında son yıllarda çok sayıda ihlal kararı verildiği hatırlatıldı.

Özellikle: Adil yargılanma hakkı, Özgürlük ve güvenlik hakkı, Kanunilik ilkesi, gibi başlıklarda ihlal tespitleri yapıldığı ve bu kararların iç hukukta yeterince uygulanmadığı belirtildi.

“Tehdit algısı” ve siyasal etkiler

Yazıda, toplumda “tehdit devam ediyor” algısının canlı tutulmasının: İktidarın siyasi alanını genişlettiği, Muhalefeti baskıladığı,Ekonomik ve idari kararlar için meşruiyet zemini oluşturduğu

yönünde değerlendirmeler yer aldı.

Uluslararası hukuk açısından değerlendirme

Metinde, süreçlerin Roma Statüsü kapsamında “insanlığa karşı suç” tanımı çerçevesinde tartışılabileceği ifade edildi.  Bu kapsamda: Sistematik uygulama tespiti, Belirli bir gruba yönelik işlemler
Temel hakların kısıtlanması gibi unsurların uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

Sonuç ve tartışma alanı

Değerlendirmede, mevcut uygulamaların: Hukuk devleti ilkesi, Yargı bağımsızlığı, Toplumsal barış üzerinde etkileri olduğu belirtilerek, sürecin hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk çerçevesinde yeniden ele alınması gerektiği ifade edildi.

Av. Mahmut Haldungil’in “Yeniden yapılanma operasyonları: Devlet gücüyle işlenen insanlığa karşı suç” yazısına bu linkten ulaşabilirsiniz.