Zincirle bağlanan eller!
Üstad Hazretlerinin Kastamonu Kâtiplerinden Kurrâ Hafız Mehmed Tevfik Yakamercan, aslında Salih Efendi’nin torunu… Salih Efendi ise, Sultan Mahmud devrinde Yeniçeri Ağalığına kadar yükselmiş ve Sultan kendisine mükâfaat ve taltif olarak kendi elleriyle iki yakası mercanla kaplanmış bir hırka giydirmiştir. Zaten onun için de Mehmed Tevfik Efendi, kendisine Yakamercan soyadını almıştır. Ama güzel yazısı ile, Üstad Hazretlerine kâtip olarak Risale-i Nurları yazan bu zatın mübarek elleri 1943 Denizli Mahkemesi ve Hapsi için zincirlerle bağlanarak bir arabanın koltuk aralarında Kastamonu’dan Denizli’ye gönderilmiştir… Beraattan sonra İstanbul Müftülüğünde Mushafları Tetkik Heyeti Reisliğinde bulunmuştur. İbrahim Fakazlı Ağabeyimiz diyor ki: “Bizim mahkememiz devam ederken, zabit kâtiplerinden birisi Mahkeme Riyasetinde bulunan kitapları birer birer Hasan Feyzi Efendiye götürerek okutturmuş. Bu suretle mahrem ve gayri mahrem bütün mahkemedeki eserleri Hasan Feyzi Ağabeyimiz okumuş.
“Denizli hapsinde bir gün, ambalaj kağıdı şeklindeki bir mektubu bizim koğuşa dışarıdan getirdiler; Arapça bir mektuptu. Arapça bilen hocalarımızdan Seyyid Şefik Efendiye ‘Okuyun’ diye verdik. Mektubu okumaya başladı: ‘Esselâmü aleyküm yâ Müdriken li zâlike’z-zaman’ ibaresiyle başlamış olması bizim dikkatimizi çekti. Mektubun altında Hasan Feyzi imzası vardı. Bu ismi hiç duymamıştık. Bu saygı ve sevgi ve temennilerle dolu mektubun Üstad Hazretlerine yazıldığına hükmettik. Mektubu Üstad Hazretlerine ulaştırmak için gönderdik.
“Bu zat, mahkeme günlerinde yolda, cadde üzerinde bir kenarda durur ve bize selam verirdi. Her zaman, aynı zatı geçerken orada görürdük. Tahliyeden bir sene sonra, Temyiz Mahkemesi beraat kararını tasdik edip kitaplarımızın iadesine karar verince, İnebolu namına kitapları mahkemeden geri almak için kardeşler beni gönderdiler.
“Denizli’ye geldiğim gün çok şiddetli bir yağmur vardı. Delikli Çınar semtinde bir meydanlığın ortasında şemsiyesi elinde Mahkeme Reisi Ali Rıza Beyi görerek elini öptüm ve kendisine, ‘Hz. Üstad’a gideceğim bir emriniz var mı?’ dedim.
“Çok selamlarımı söyleyiniz, bize dua etsin derken gözlerinden yaşlar akıyordu. O akşam bir arkadaşa rastladım ve beni Hasan Feyzi Ağabeyin evine götürdü. O gece, Üstad Hazretleri için yazmış olduğu ‘Boyun bâlâ gözün şehlâ’ diye başlayan manzumeyi bir yığın kağıtlar arasından bulup çıkardığı bir lise defterinden okudu, bana yazdırdı. O gece sabaha kadar onları tesbit ettik ve mahkemeden kitapları alarak postane vasıtasıyla İnebolu’ya gönderdim. Ben de Hasan Feyzi Ağabeyin mektuplarını ve manzumesini alarak Emirdağ’ına müteveccihen hareket ettim. Üstad Hazretlerinin huzuruna vardım, emanetleri, Hasan Feyzi Ağabeyin ve Hakim Ali Rıza Beyin selamlarıyla beraber teslim ettim.”
Hasan Feyzi Ağabeyimiz şöyle diyordu:
Âb-ı ruy-u Habib-i Ekrem için,
Kerbelâ’da revan olan dem için,
Şeb-i firkatte ağlayan göz için,
Râh-ı aşkında sürünen yüz için,
Risale-i Nur’a ve Üstad’a ve İslâm’a
Zafer ver, yâ Rabbi! Amin.
Ey Risale-i Nur! Seni söndürmek isteyen bedbahtların necm-i istikbali sönsün. İzzet ve ikbâli, şan ve şerefi aksine dönsün. Sen sönmez ve ölmez bir nursun.
Boyun bâlâ, gözüm şehlâ, gören mecnun seni Leyla…
Sözün ferşte, gözün Arşta, gönül meftun sana cana…
Nikabın nur, nigâhın nur, kitabın nur senin ey nur
Bağın Nursî, huyun munis, özün İdris ferd-i yekta.
Açılmış gül, öter bülbül, yüzünde var zarif bir tül.
Yazılmış üstüne Nur’dan Kâbe kavseyni ed ednâ..
Sana cânın fedâ etmez mi senden hem görenler Hak,
Sözün hak, hem özün Hak, hem mesleğin Hak, hem makamın Kâbetü’l-Ulyâ
“Ağızlarıyla (üfleyerek) Allah’ın Nurunu söndürmek istiyorlar. Ama Allah, kâfirler hoşlanmasalar da Nurunu tamamlayacaktır ve mutlaka tamamlayacaktır.” (Saf Suresi, 61/8)
İnsanların ellerini zincire vurabilirsiniz ama dillerine ve kalblerine ne diyeceksiniz? Gönüllere ve yüreklere kelepçe takılamaz ki!...
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ORHAN KESKİN

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

'Fon Soruşturmasını Kurcalamayın' Mesajı Eşine Sor...

İstanbul'un göbeğinde işkence: 3 gün boyunca feci ...

Fatma Betül Sayan Kaya Hariç Herkes Orda! SPK Suç ...

Baltıklar'da Sabotaj Alarmı: Estonya Dron Fabrikas...

Borsa Vurgununda 200 Milyon Euroluk Sır: Zeynel Em...







