[Harun Tokak] Ben yoruldum hayat

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazar, Mart 13 2022
Yine kuzey ülkelerinin karlı-buzlu yollarındayız. Mart soğukları başımızı, bağrımızı hırpalıyor.

HARUN TOKAK



Yine kuzey ülkelerinin karlı-buzlu yollarındayız. Mart soğukları başımızı, bağrımızı hırpalıyor. Süt beyaz aydınlık, gözleri sürmeli geceye çok güzel yakışıyor. Tarihi binaları aydınlatan sarı loş ışıklarla, duvarlara asılı duran fenerlerle, mehtabın oluşturduğu ışıklı gölgelerle şehir, Binbir Gece Masalları’ndan çıkmış gibi.
Camlarından sarı ışıkların sızdığı evleri bir bir geçerek Nihal ve Nedim çiftinin evlerine varıyoruz. Nedim bey de öyle ama yaşadıklarının Nihal hanımı daha çok hırpaladığı hemen anlaşılıyor. Yüzünde çok uzun süren bir acıdan kurtulmanın rahatlığı olsa da korkunun, karanlığın, horlanmanın, yalnızlığın, dışlanmışlığın bütün izleri görünüyor gözlerinde.  Gözlerindeki acıların içinde kayboluyoruz. Nihal hanıma “Sizi Bold Medya’dan ‘Çok yoruldum’ başlıklı açık mektubunuzdan tanıyoruz.” diyorum. “Kadınlar sesini duyurmalı.” diyor. 8 Mart Kadınlar Günü vesilesi ile Danimarkalı kadınların dünyanın en çok turist alan yerlerinden biri olan efsanevi Deniz Kızı’nın yanında hem Türkiye’deki tutsak kadınların hem de başta Ukrayna olmak üzere tüm dünya kadınlarının mağduriyetleri için seslerini yükseltmeleri içimdeki umudu yeşertti.

İyi bir ilahiyatçı ve aynı zamanda sosyal bilimci olan Nihal hanım, “Bir medeniyeti yok etmenin üç aşaması vardır.” diye başlıyor hayat hikayesini anlatmaya. “Birincisi, aileyi yok etmektir. Anneyi itibarsız hale getirmektir. İkincisi, öğretmenleri itibarsızlaştırmak. Öğrencilerin hakaret edebilecekleri bir hale getirmek. Üçüncüsü, rol-model insanları yok etmek. Hitler, toplumun sözünü dinlediği Alman mütefekkirleri itibarsız hale getirmişti. Bugün ülkemizde bunun üçü de yaşanıyor.

Bu haberler de ilginizi çekebilir