[Harun Tokak] Çamurlu Çoraplar

Okuma Süresi 2 dkYayınlanma Pazar, Ekim 9 2022
Samanyoluhaber.com yazarı Harun Tokak Pazar yazısında bir göç hikayesini okuyucularına aktardı

HARUN TOKAK




Güz rüzgarları ayrılık senfonisi çalıyor. 
Bizi yeni gurbetimize götürecek olan arabaya eşyalarımızı yüklüyoruz. 
Yine yollardayız.
Gidiyorum demekle gidilmiyor ki...

Yol boyunca eşimle yalnız yaşayan yaşlı komşu kadını konuşuyoruz. Bir gün önce “bir müddet buralarda olmayacağız” dediğimizde ilk tepkisi “kısadır umarım” olmuştu. Belki biraz uzun olabilir deyince de “oh my god!” demişti. 

Bir sonbahar sabahı bembeyaz elleri ile her bir şeyi okşuyor. 
Bindiğimiz araba bizi yeni gurbetimize taşıyor. 
Yaşlı komşu kadın yine penceremizin önündeki balkona çıkmıştır.
 Penceremize doğru sonbahar hüznü gibi bakmıştır.
 Bizi göremeyince uçsuz-bucaksız bir deniz olan mavi gözlerine hazan hüznü dolmuştur. 
 Orada olsaydık, pencereyi açar “günaydın” derdik, o da bize sonbahar güneşi gibi gülümserdi. Biz ona Türk çayı ve pasta ikram ederdik, o da bize çikolata. 
Dedim ya gidiyorum demekle gidilmiyor. Geri de ne çok şey bırakıyor insan. Evi, çiçekleri, faturaları, anahtarı emanet edecek birlerini buluyorsunuz belki ama hatıralarınızı, anılarınızı emanet edecek birini bulamıyorsunuz.
Bu günlerde gurbet içre gurbet yaşıyoruz. 
Gurbet sarmalının güzelliği şu ki yeni dostlar ediniyoruz.

Yine bir akşam rüzgâr, karanlık atına binmiş dört nala koşarken Beyaz Zambaklar Ülkesindeki Feyza ve Bilal çiftinin kapısını çalıyoruz. 
Tarih öğretmeni Bilal Bey’i ve sosyolog Feyza Hanımı görünce hayalim 1970’li yıllara gid

Bu haberler de ilginizi çekebilir