Her bir alışveriş bir risk

Alışveriş yapmak, hayatımızın en sıradan ve en tekrar eden
eylemlerinden biridir. Marketten ekmek almak, benzin istasyonunda durmak ya da
bir mağazadan ihtiyaç gidermek… Kasaya geldiğimizde ödemeyi yapar, fişi alır ve
yolumuza devam ederiz. Bu masum görünen alışkanlığın
arkasında yatan risk, kâğıdın yapısında kullanılan kimyasallarda saklıdır. Bir
dönem plastik endüstrisinin en tartışmalı maddesi olan Bisfenol A (BPA), bugün
en çok temas ettiğimiz yüzeylerden biri olan termal kâğıtlar aracılığıyla
yeniden hayatımızda…
Bir dönem biberonlar, plastik kaplar ve içecek şişeleriyle
gündeme gelen Bisfenol A (BPA), hormon sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle
yoğun biçimde tartışılmış ve pek çok üründen kaldırılmıştı. Isıya dayanıklı
yapısı ve düşük maliyeti sebebiyle BPA, bu kez termal kâğıt olarak bilinen kasa
fişlerinde karşımıza çıkmaya başladı. Yazının mürekkepsiz şekilde ortaya
çıkmasını sağlayan bu teknoloji, farkında olmadan kimyasal bir temas alanı
oluşturuyor.
Bugün “BPA’sız” ifadesi, birçok tüketici için bir
rahatlama sebebi gibi görülse de, termal kâğıtların tamamen güvenli olduğu
anlamına gelmiyor. Çünkü bu temas, yeme içme yoluyla değil, doğrudan cilt
üzerinden gerçekleşiyor. Bilimsel çalışmalar, cilt yoluyla alınan bazı
kimyasalların vücutta daha uzun süre etkili olabildiğini ortaya koyuyor.
Kasa fişleriyle ilgili asıl dikkat çekici nokta da burada
başlıyor. Gün içinde defalarca elimize aldığımız bu kâğıtlar, yalnızca bize
değil, alışveriş çantamızdaki ürünlere temas ederek etki alanını
genişletebiliyor. Bu nedenle konu, abartılı bir endişeden çok; gündelik
alışkanlıklarımızı yeniden düşünmeyi gerektiren bir farkındalık meselesi olarak
karşımıza çıkıyor. BPA'lı fişleri, mumsu hisleri ve
çizildiklerinde renk değiştirmeleri ile diğer fişlerden ayırt edebilirsiniz. Peki, avuçlarımızın içinde tuttuğumuz
bu gizli tehdit, sağlığımızı ne ölçüde riske atıyor ve bu görünmez tehlikeye
karşı nasıl bir farkındalık geliştirmeliyiz?
Bisfenol
A (BPA) etkisi nedir?
BPA kimyasalı vücudumuzda endokrin bozucudur, yani insan
vücudunda hormon üreten ve yöneten sistemi etkiler. Bu madde, östrojen ve
tiroid hormonu gibi hormonları taklit ederek vücudun normal işleyişini bozar.
Çalışmalar, BPA’ya maruz kalmanın meme kanseri, prostat kanseri, diyabet, kalp
damar hastalıkları, astım ve obezite gibi sayısız sağlık sorununa sebep
olduğunu gösterdi. Hatta Duke Üniversitesi’nde
yapılan bir araştırma, BPA’ya maruz kalmanın kemoterapinin etkinliğini
azaltabildiğini ortaya koyuyor. Bu çarpıcı bulguyla birlikte dikkat çekilen bir
başka gerçek ise şu: Tek bir termal kâğıt kasa fişinde bulunan BPA
miktarı, yıllar boyunca kullanılan bir polikarbonat su şişesinden sızabilecek
toplam BPA’dan daha fazla olabiliyor.
Ayrıca, BPA'nın cilt tarafından emilmesinin, beslenme ile
alınan emilime kıyasla daha uzun süre etkili olduğunu gösteren sonuçlar var.
(Yani, vücudunuz, fişi attıktan çok sonra bile kimyasalı emmeye devam ediyor).
Alışveriş
fişiyle temas
Kasa fişleriyle temasın neden bu kadar önemli olduğunu anlamak
için, BPA’nın vücuda hangi yollardan ve nasıl geçtiğini bilmek gerekir.
Araştırmalar, termal kâğıtlara dokunulduktan sonra kanda ölçülen BPA
miktarının, benzer bir miktarın ağız yoluyla alınmasına kıyasla daha yüksek
olabildiğini ortaya koyuyor. Bu fark, kimyasalın vücuda giriş şekliyle doğrudan
ilişkilidir.
Besinler aracılığıyla alınan BPA, sindirim sisteminden
geçerek karaciğere ulaşır. Karaciğer, zararlı maddeleri parçalama ve etkilerini
azaltma görevini üstlendiği için BPA burada çeşitli işlemlerden geçirilir ve
büyük ölçüde idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırılır. Buna karşılık, BPA içeren
kasa fişlerine temas edildiğinde kimyasal madde cilt yoluyla doğrudan dolaşıma
katılır. Bu süreçte karaciğerin ilk savunma mekanizması devreye giremediğinden,
BPA herhangi bir arındırma sürecinden geçmeden vücutta etkisini gösterebilir. Termal
kâğıtların yapısı da bu durumu pekiştirir. Mürekkepsiz baskı tekniği nedeniyle
BPA, kâğıda bağlı hâlde değil, serbest biçimde bulunur. Bu özellik, kimyasalın
temas ettiği yüzeylere kolaylıkla aktarılmasına neden olur. Fişin ele
değmesiyle başlayan geçiş, cüzdandaki paralara, kartlara ve alışveriş sırasında
taşınan ürünlere kadar uzanabilir. El kremi veya dezenfektan kullanıldıktan
hemen sonra fişlere dokunulması, maruziyeti artırabilen faktörler arasında yer
alır.
Ne
yapmak gerekir?
Termal
kağıtta kimyasallara tamamen maruz kalmaktan kaçınmak mümkün olmasa da,
sınırlamak için bazı noktalara dikkat edebilirsiniz:
-Basılı
fiş yerine imkân varsa e-posta veya kısa mesaj gibi dijital imkanlardan
yararlanın.
-Kağıt
bir fişi saklamak zorunda kalırsanız, ayrı bir zarfta saklayın.
-Kasa
fişine dokunduysanız özellikle yiyeceklere temas etmeden önce mutlaka
ellerinizi yıkayın.
-Alışveriş
sırasında elinizin nemli olmasından kaçının.
- Kasa
fişini yazılı kısmı içte olacak şekilde, dış tarafıyla alın.
Kasa fişleri, gündelik hayatın en sıradan ayrıntılarından biri gibi görünse de, temas ettiğimiz her nesnenin bedenimizle sürekli bir ilişki kurduğunu hatırlatır. Elbette günlük hayatın içinde yer alan her riskli kimyasaldan bütünüyle uzak durmak mümkün değildir. Ancak küçük değişikliklerle maruziyeti azaltmak ve bedenimize karşı daha özenli bir tutum geliştirmek bizim elimizdedir.
Yazıyı dinlemek isterseniz:
https://open.spotify.com/episode/5SWjcfRrRqnQE5RsRke0dO?si=CHZ9lRuDRkqi-cSBMbY5-g
[email protected] X:@esrabc
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN

ŞERİF ALİ TEKALAN
ESRA BÜYÜKCOMBAK







