Tek çare kaldı, o da gecikmeden...

Okuma Süresi 2 dkYayınlanma Salı, Nisan 18 2017
Gazeteci Yavuz Baydar, referandum sonucunu değerlendirdiği yazısında önemli tespitler ve uyarılarda bulundu
Tek çare kaldı, o da gecikmeden...

Bu referandumun özü ve amacı belliydi: Türkiye'nin 1946'dan bu yana iyi-kötü işleyen, daha iyiye hep açık kalmış parlamenter sistemini bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde alaşağı etmek.

''Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti, haberiniz yok."

Böyle mi diyor 'Başkan' Erdoğan?

Aynen böyle diyor.

Size ters gelebilir ama söyleyeyim:

Yerden göğe kadar haklıdır.

İş bitmiştir.

Şimdi kopan CHP ve HDP kökenli yaygarayı da, kimse kusura bakmasın, hayretler içinde izliyorum.

Neymiş, mühürsüz oy pusulaları ve zarflar yüzünden bu referandum şaibeliymiş.

Neymiş, CHP açık sayım kuralı çiğnendiği için YSK'den referandumu iptal etmesini istemiş, eğer kabul edilmezse Anayasa Mahkemesi'ne, o da olmazsa AİHM'e başvuracakmış.

Vay canına.

Ve de hayırlı başarılar.

Ben bu kadar çok sayıda balık hafızalı insanın bir arada bulunduğu, idrak sorunu bariz bir ahali görmedim.

İzin verirseniz izah edeyim, hem de yanlış anlaşılmasın:

Bu referandumda bir yığın dalavere katakulli madrabazlık döndüğünden benim de zerre kadar kuşkum yok.

Referandumda medya diye bir şeyin olmadığını, kamusal tartışma denen elzem hadisenin esamesinin okunmadığını, Hayır cephesinin mağdur edildiğini de biliyorum.

AGİT'in bugün açıkladığı rapor da zaten ayan beyan herşeyi ortaya döküyor.

Bunlar ayrı.

Benim hayretim, başta CHP olmak üzere bir ton muhalefet mahfilinin sanki Erdoğan döneminde bunlar ilk kez oluyormuş gibi kendilerini ortaya atarak dövünmelerine ve aynı kum havuzunda kürek çalmalarına.

Bakın, hatırlayalım.<

Bu haberler de ilginizi çekebilir