İsm-i Âzam ile Mücellâ Nakş-ı Âzam

Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

28 May 2024 01:02
  •          Üstad  Bediüzzaman Hazretleri, Meyve  Risalesinde Yirmi Hakikatle özelliklerini saydığı Ahsen-i Takvim üzere en mükemmel kıvamda  en güzel biçimde yaratılmış insanın âhiretin varlığına ve tekrar dirilmenin hakikat olduğuna delil olduğunu ortaya koyuyor; diyor ki:

             “Madem gözümüzle görüyoruz ve aklımızla anlıyoruz ki:

             İnsan, şu kainat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi; (Evet bu kainat ağacının, yaprakları bitkiler; çiçekleri hayvanları; meyveleri  insanlardır. “Kainat ağacında her ne var ise Âdem’dedir; Âdem’de” denildiği gibi insan kainatın bir nüshası, bir fihristesi olarak 18 bin âlemden özellikleri kendisinde cem etmiş, içinde toplamış bir varlık.)

             “Ve kainat Kur’an’ının âyetü’l-kübrâsı;  (Kainat bir kitap, Rahman Suresinde ‘Rahman, Kur’an’ı talim etti. İnsanı yarattı buyuruyor.’  Kur’an elbette bütün kanunları itibariyle önce kainata tâlim edildi…  İnsan sonra yaratıldı. İnsan indirilen Kur’anî kanunlar, kainat ağacının süzülmüş, sağılmış meyvesinde de  geçerlidir. Kur’an’ın hiçbir kanunu ekolojiyi vs. ters değildir.)

             “Ve İsm-i Âzamı taşıyan Âyete’l-Kürsîsi;  (İnsanı, Allah’ın âyet ve mucizelerinden birisi olarak ele alacak olursak, o bir Âyete’l-Kursî özelliğini taşıyor. Onun bir motif ve bir nakış olarak düşünecek olursak, o bir NAKŞ-I  ÂZAM.)

             “Ve kainat sarayının en mükerrem (şerefli) misafiri; (Kâinatın nimetlerinin en değerlileri bu misafir olan insana ikram ediliyor. Yeme-içme, giyim-kuşam ve barınmada diğer canlılar ile insanlara mukayese edilince bu anlaşılır.)

             (İnsan, imtihan için önüne Cennete ve Cehenneme giden iki yol açılmış; hangisi daha iyi amel edecek diye ölüm ve hayat yaratılmış varlık.)

             “Çok geniş bir ubudiyetle mükellef, küllî bir kul; (İnsan, sadece tesbih ile mükellef değil; bedenî mâli  ve kalbi kullukları var.  Yani namaz, oruç, zekat ve hactan başka diliyle, kalbiyle, sır, hâfî ve ahfa duygusuyla yapacağı ubudiyet vazifeleri olan küllî bir abd, bir kul.)

             “Ve kâinat Sultanının İsm-i Âzamına mazhar ve bütün isimlerine en câmî (tecellilerini kendinde toplayan)  bir aynası; (Taşta kaç isim tecelli eder?  Bitki de kaç? Hayvanlarda kaç?  Ama insanda İsm-i Âzamda beraber bütün İlahî isimler tecelli eder.  Yani o büyük zenginliğin mazharı.)

             “Ve Cenab-ı Hakkın kitaplarına ve konuşmalarına en anlayışlı özel bir muhatabı;  (Cenab-ı Hakkın ey insanlar, ey kullarım, diye özel olarak hitap ettiği varlık.)

             “Ve kâinatın canlı varlıkları içinde en ziyade ihtiyaçlısı;  (Evet insan, ekonomi ilmine göre ihtiyaçlarını sonsuz; psikolojiye arzu ve istekleri sonsuz bir varlık)

             “Ve hadsiz fakirliği, muhtaçlığıyla ve âcizliğiyle beraber, hadsiz, maksadları ve arzuları, nihayetsiz düşmanları ve kendisini inciten zararlı şeyleri bulunan bir bîçâre canlısı;  (Üstad’ın yine Yirmi Dördüncü Söz’ün Birinci Dalında dediği gibi:  “İşte, nasıl eğer bir adam hem HOCA,  hem SUBAY, hem ADLİYE  KÂTİBİ,  hem MÜLKİYE  MÜFETTİŞİ  olsa,  onun her bir dairede birer nisbeti, birer vazifesi, birer hizmeti, birer maaşı, birer mesuliyeti, birer teraakiyatı  ve muvaffakiyetsizliğine sebep birer düşman ve rakipleri oluyor.  Ve padişaha karşı çok ünvanlarla görünüyor ve görür. Ve lisanlarla ondan medet ister. Ve âmirlerinin çok ünvanlarına müracaat eder. Düşmanlarının şerrinden kurtulmak için çok suretlerde yardımlarını talep eder. Öyle  de: Cenab-ı Hak çok isimlerine mazhar ve çok vazifelerle mükellef ve çok düşmanlara mübtelâ olan insan, münacaatında ve Allah’a sığınmasında çok isimleri zikreder. Nasıl Muhammed Aleyhisselam Cevşenü’l-Kebirdeki münacatında binbir  ismiyle dua ediyor, cehennemden Allah’a sığınıyor. İşte bu sırdandır ki,  Nâs Suresinde:  “De ki sığınırım: İnsanların RABBİNE, insanların MELİKİNE,  İnsanların İLÂHINA vesvese veren, sinsi şeytanın şerrinden diye RAB, MELİK,  İLAH  isimleriyle sığınmayı emrediyor ve Bismillahirrahmanirrahim’de ALLAH, RAHMAN  ve  RAHİM   isimleriyle yardım istemeyi gösteriyor.” (24. Söz)

             “İstidatça en zengini;  (Halife yaratıldığı için Cenab-ı Hakkın, şuunatının tecellisiyle çok zengin istidat ve kabiliyetlere mazhar bir varlık.)

             “Ve hayat lezzeti cihetinde en çok elem  çekeni ve lezzetleri dehşetli elemlerle bulaşmış;  (Şu imtihan dünyasında sabrı denenen, cemâlî tecellilerden çok celâlî tecellilerle makamı, konumunun dereceleri hızlı ve çok yükselen bir varlık olması cihetiyle elemleri de çok olan bir varlık insan.)

             “Ve  (İnsan) bekâya (sonsuzluğa)  en ziyade müştak ve muhtaç ve en çok lâyık ve müstehak; devamlı olmayı ve ebedî saadeti hadsiz dualarla isteyen, yalvaran ve bütün dünya lezzetleri verilse (insanın)  bekâya karşı arzusunu tatmin etmeyen;  ve kendisine ihsanlarda bulunan Zâtı perestiş derecesinde seven; ve sevdiren ve sevilen çok hârika İlahî Kudretin bir mucizesi ve yaratılış hayret ve hayranlık veren bir harikası; ve kainatı içine alan ve ebede gitmek için yaratıldığına, bütün insanî cihazları şâhitlik eden; böyle YİRMİ  KÜLLİ  HAKİKATLER ile Cenab-ı Hakkın HAK  ismine bağlanan; ve en küçük  canlı varlığın en cüzî ihtiyacını gören ve niyazını işiten ve fiilen cevap veren Hafiz-i Zülcelâlin, HAFÎZ  ismiyle mütemadiyen amelleri kaydedilen, ve kâinatı alâkadar edecek fiilleri  o ismin şerefli kâtipleriyle (kâtibin-i kiramlarıyla) yazılan ve her şeyden ziyade o ismin nazar-ı dikkatine mazhar bulunan bu insanlar elbette ve elbette ve herhalde ve hiçbir şüphe getirmez ki, bu YİRMİ  HAKİKATİN  hükmü ile, insanlar için bir HAŞİR  ve NEŞİR  olacak.”

             Sonsuzluk duygusu ile dolu yarattığı insanı, iştihâ ile açlık ve susuzluğu verdiğinden hemen yiyecek ve içecekleri en âlâ şekilde ihsan eden Cenab-ı Hak elbette sonsuz bir hayat vermeden bırakmayacaktır. Bütün isimleri bilhassa MERHAMET  ve HİKMETİ  böyle iktiza eder. Hikmet israf etmez;  sonsuzluk duygusunu israf olarak vermemek için sonsuzluğu yaratacak; sonsuzluk arzusu ile kıvrana kıvrana yok olmamak için İlahî  Merhamet harekete geçecek ve sonsuz hayatı saadetiyle beraber yaratacaktır.” 
    28 May 2024 01:02
    YAZARIN SON YAZILARI