Aday ama, bu seçim onun seçimi değil!

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

25 Mar 2024 15:34
  • Özellikle iktidarın, muhafazakarlık, fetret dönemi, fetih müjdesi, Türk Yüzyılı köpürtmelerinde garnitür olarak kullandığı İstanbul'un mevcut halini değiştirebilecek sihirli bir değneği olmadığı belli. 


    Aynı familyadan olan ve şimdilik iktidar ile ters düşen küçük ölçekli muhafazakar partiye, Saray beslemeleri “Ayasofya'nın açılmasını hatırlayın!” ikazını yineliyorlar. Ne demekse o? Acaba “Ayasofya'yı cami olarak açtık, bayrak bizde. Fetih Sancağı(!) altında birleşin!” demeye mi getiriyorlar ne? Dinin, muhafazakarlığın ve kurtuluşun indirgendiği basit, müzayede simsarlığına bir bakın! Ucuz muhafazakarlığın sığındığı son kale yine dini istismar oldu!


    Muhalefetin ise öyle ya da böyle mevcut iktidarın lüzumsuz projelerini geciktirme ya da elinden geliyorsa iptal etme gibi ikna edici teklifleri var. Seçim arefesinde ülke kaderi ile Asitane'nin aynı piyasada işlem görmesi Saray'ın dayatması. Her ikisini de berbat eden ve yaşanmaz hale getiren aynı adres değil mi?


    Yerel idarelerin kendi imkanları içinde idame-i hayat etme zorunluluğu bir yana merkezi iktidarın meşruiyet arayışlarına alet olmaması gerektiğini bir kez daha görüyoruz. Aday dayatmalarındaki acaiplik de buna dahil. İktidar ve Saray'a bağlılığın esas alındığı yeterlik sınavında ucuz makyaj gibi akan belediye başkan adaylarının hali içler acısı. Onlar da işi baştan kabul etmişler; “Saray olmasa bize eşlerimiz bile oy vermez!” itirafı olmadık zamanda başlarına talih kuşu konan beceriksiz ve renksiz tiplerden geliyor. İBB adayının durumunu görüp, hallerine bin kere şükretseler yeridir. Gözlerden ırak oldukları için perişaniyetleri kendi mahalli sınırları içinde kalıyor. Aday olupta başkasının seçimine girme ironisinde aynı çizgiyi paylaşıyorlar.


    Hasbelkader seçim bölgelerinde dolaşan kabine üyeleri de ne yaptığının farkında değil. İmardan sorumlu bakanın, hükümetin Gazze konusundaki tutarsızlığını proteste eden seçmenlere söyleyebildiği tek şey “Gazze'ye Saray kadar sahip çıkan kimse yok!” klişesi. Pankart ve protestolar öyle olmadığını ve iktidarın bu konuda da ayak sürüdüğünü haykırıyor. Bakan ya pankartları okuyamıyor ya da okuduğunu anlamıyor olmalı. Biz iktidarın neyi tutsa elinde kaldığı kanaatimizi değiştirecek bir işaret görmediğimiz için sınır ötesi işgüzarlıklarındaki saçmalıklara hiç prim vermedik.


    İktidarın İBB adayı hakkında yazarınızın kanaati değişmedi. Ortamın genel seçim havasına sokulup hilal-haç mücadelesine dökülmesine karşılık, iğreti adayın işi İstanbul ile sınırlı tutma gayreti boşa çıktı. Saray tercihi olarak öne çıkması ve seçim tarihi arasındaki dar zaman aralığında, değil Türkiye İstanbul halkı tarafından tanınma şansı çok düşüktü. Saray ve tetikçilerinin bütün zorlamalarına rağmen nezaket ve efendiliğinde ısrar etmesi şu an için işine yaramasa da ileriki siyasi hayatı için bir kazanç olabilir. Kimbilir belki de bu, farkında olmadan kendine yaptığı bir iyiliktir. Çünkü farz-ı muhal İstanbul 'a başkan olsa da Saray'ın hegemonyasından kurtulamayacak. Hele o Saray yalakalarının kakılmış ve itilmişi olmak da işin cabası. Ne kadar farkında bilmiyoruz ama iktidar adayı olarak girdiği bu yarışın kendi seçimi olmadığı çok aşikar. O da aynen diğer belediye başkan adayları gibi Saray'ın adına oy istemekten öte bir şey yapamayacak.


    2019 seçimlerinde iktidarın İstanbul'da aldığı iki yenilgi geçen beş yıl içerisinde kronik bir takıntıya dönüştü. Şimdiki seçim kampanyasında ağız birliği edip “Beş yılda bir şey yapılmamış!” ezberi ile fetret dönemi inşa etmek için uğraşıyorlar. Hükümet ve kabine tam kadro İBB Başkanı'nı saf dışı bırakmak için sarfettikleri gayreti 6 Şubat Depreminin haritadan sildiği bir düzine il için harcamayı hiç düşünmedi. Binlerce cana mal olan acı olay, iktidarın beş yıl önce mayalamaya başladığı kin, öfke ve nefreti dağıtmaya yetmedi. İstanbul'u yeniden fethetme saçmalığına sarılacaklarına harap olmuş şehirleri yeniden inşa etme projeleri teklif etseler de belki daha fazla sempati toplarlardı ama, nerede o iz'an! 


    İktidar ve Saray'ın ürettiği retorik ülke gerçekleri ile örtüşmediği gibi yerel idarelerin içinde bulunduğu bölgesel avantaj ya yetersizliklerle hiç mi hiç buluşmuyor. Erzurum'dan İstanbul'a oy istemenin ya da Rize'den İstanbul'da iş tutmuş hemşehri oylarını istemenin garipliği seçim havasında kaybolup gidecek. Bayram'a üç hafta kala bayram tatilinin ilanını seçim öncesine sıkıştırmayı ihmal etmeyen iktidarın, İstanbul'u almak için bütün imkanları nasıl seferber ettiğini görüyorsunuz. Olsun, Saray meşgul olup kendini önemli hissetsin de! 


    Ülkenin gözbebeği ve Ortadoğu'nun incisi Asitane'yi düşünürken görgüsüz iktidarın İstanbul'a yeniden çöreklenme hırsını garipsemiyorum. Düşük seviyeli egolarını tatmin etmek için ülkeyi feda ettiklerini hep birlikte izliyoruz. Yalan mı? Üzerine oturdukları ütopyaların tükenişi karşısında İstanbul'un kendilerine ab-ı hayat bahşedeceğine inanan akıl özürlü bir idareye katlanmak durumundayız.


    25 Mar 2024 15:34
    YAZARIN SON YAZILARI