Derviş Olmak

Safvet Senih

Safvet Senih

15 Ara 2021 11:00
  • M. Fethullah  Gülen Hocaefendi diyor ki:
    “Özel mânâda derviş olmak, bizim için çok önemlidir. Bu, tarikata girmek değil; kendi ruhuyla, mânâsıyla derviş olmaktır.  Ki, o da, İSL MIN  RÛHΠ HAYATI  demektir. İnsan, potansiyel insan olarak doğar ve terbiye ile HAKÎKΠ İNSAN olur. (…) 
    “Selçuklular dönemi Nizamü’l-Mülk’ün çalışma ve gayretleri takdire şâyandır. O, Nizâmiyeyi kurmuş. O dönemde Nizamiyede hoca olmak çok zordu. Bunun için çok iyi bir  fıkıh metodolijisi, tefsir, hadis, kelâm, felsefe, mantık bilmek gerekiyordu. Nizamü’l-Mülk bu işin başına önce Gazâlî’nin hocası Ebu’l-Maâlî’yi, daha sonra Gazâlî’yi getirdi. Bu dönemde en büyük problem Hasan Sabbah problemiydi. Hasan Sabbah’ın çok karizmatik bir şahsiyeti olduğu, felsefeyi, hermetik ve gnostik düşünceleri çok iyi bildiği anlaşılıyor. O, müridlerini bir şekilde efsunluyor, onlara haşhaş (afyon) veriyor, yalancı bir cennet gösteriyor; sonra da müridleri, ne savaşa girip ölmekten, ne de bağırlarına bir hançer saplayıp kendilerini öldürmekten çekiniyorlardı. Zamanla Hasan Sabbah’ın düşünceleri, Mısır’da Fatımîler adıyla devlet oluyor, oradan da Kuzey Afrika’ya yayılıyordu. Bugün ise o cereyanın uzantıları bilhassa İsmaîlîlik’le  devam ediyor.
    “Bu itibarla da bize, hiçbir beklentiye girmeden HİZMET etmek düşüyor. Burada ise daha başka bir yerde ise orada; dünyevî hiçbir beklentiye girmeden hizmet etmek… Ders okuyan arkadaşlara her zaman, ‘Dünyaya dağılın. Burs, maaş beklemeyin, taş kırın, temizlikçi, bulaşıkçı olun, geçiminizi çıkarın ve dininize, milletinize hizmet edin’  diyorum. Kabiliyetiniz varsa, yazı yazın, kitap te’lif edin; hatta çöpçülük yapın, fakat yaptıklarınız karşılığında hiçbir maddî beklentiye girmeyin. Yoksa ileride bu günleri (2000 yılı) arayacaksınız. Zira ileride çok farklı cereyanlar zuhur edecek. bu cereyanlara karşı, evet dünkü, bu günkü ve gelecekte doğacak bu cereyanlar karşısında İslâmın prensiplerini yeniden tesbit edip, yeniden ifadelendirmek icap edecek. Hem Z HİRÎLİĞE, hem de KATI  AKILCILIĞA  karşı İslâmın rûhî hayatını ortaya koymak ve anlatmak gerekecek. Ben inanıyorum ki, ileride rûhî sahada eskinin Abdülkadir Geylânîleri, Nakşibendileri, Muhyiddin İbn-i Arabîleri yeniden yetişecek ve geçmişte olduğu gibi, bu sahada yanlışlara dalalet yollarına düşmemek için, İSL MIN  RÛHΠ HAYATININ  da her yönüyle anlatılmasına ihtiyaç duyulacak ve yine inanıyorum ki, bu günkü nesiller tam anlamasa da çeyrek asır (25 sene)  sonra gelecek nesiller KALBİN  ZÜMRÜT  TEPELERİNİ  çok daha iyi anlayacak ve yaşayacaklardır.
    “Bütün bu değişik sahalardaki yazdıklarımızda esas aldığımız ve Kur’an düsturlarının bir defa daha tesbit ve takdimi adına yazılan SÖZLER  ve MEKTUBAT  çok önemli hizmet göreceklerdir. Bu konuda kaynağımız ve istinad noktamız BUNLARDIR. Allah bana ömür verse ve 60 sene daha yazsam, yine beslendiğim ve ölçü kabul ettiğim kurallar, KİTAP  ve  SÜNNET menşe’li bu KAYNAKLAR  olacaktır. Çünkü orada verilmesi gerekli herşey, bazen icmâlî bazen tafsîlî olarak KOMPRİMELER  halinde verilmiştir. Ömer Nesefî’nin  Akâidine şerh yazmış bir Hayalî vardır. Bu zât için: 
    ‘Hayâlî’nin hayaline heyal bulmaz muhayyiller
    Riyazeti bin yıl olsa, hayal eyler hayalîler’  beyti söylenmiştir. Bunun gibi, hayallerimiz ne kadar geniş ve derin olursa olsun, ‘Kur’an’ın Envarı’ hepsini dolduracak kapasitededir. Önemli olan onları çok iyi bilmek ve özümsemektir.” (İsmail (Ali)  Ünal, Fethullah Gülen’le Amerika’da Bir Ay) 

    15 Ara 2021 11:00
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR