2026 FİFA Dünya Kupası

Okuma Süresi 15 dkYayınlanma Salı, Temmuz 21 2026
Paylaş
X Post
2026 FİFA Dünya Kupası

2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili o zaman bir değerlendirme yazısı yazmıştım. O günkü görüşlerimi okuyucularla paylaşmıştım (12 Ara 2022).


2026 FİFA Dünya Kupası maçları da sona erdi ve İspanya milli takımı dünya şampiyonu oldu.


Bu kupa ile ilgili değerlendirmelerim, bir öncekinden biraz farklı. Türkiye milli takımı, maalesef bu şampiyonaya erken veda ettiğinden dolayı onunla ilgili fazla bir şey yazamıyorum.


Bu sefer, iki takım karşılaşması olduğunda, hangi ülke tarafını tutacağıma çok zor karar verdim veya hiçbir ülke tarafını tutamadım. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin, 1990’ların başlarından itibaren Türkiye’de edinilen eğitim tecrübelerini herkesle paylaşmak için o ülkelerde okullar açılması tavsiyesini tutan öğretmen ve idareciler yanında iş insanlarının da gitmesiyle dünyanın birçok ülkesine gidildi. Allah’a şükürler olsun ki artık şu anda günümüzde dünyanın her yerinde arkadaşlarımız var. Herkes bulunduğu ülkeyi sevdi, o ülkenin vatandaşı oldular. O ülkenin kültürel değerlerini öğrendiler, o ülkedeki insanlarla samimi dost oldular.


Bizler de oraları ziyaret ettiğimizde, bu güzel ve samimi dostlukları gördük ve genelde insanlık adına, özelde de bulunulan ülkeler adına çok sevindik.


Türkiye’de edinilen eğitimle ilgili tecrübeleri dünyanın başka ülkeleri ile de paylaşmak için o ülkelere giden genç öğretmen ve idareci arkadaşlarımıza o zaman Fethullah Gülen Hocaefendi aynen şöyle demişti: “O ülkeye girmeden önce şöyle dua edin; ya Rabbi bu ülkeyi ve insanlarını bana sevdir, bu ülkenin insanları da beni sevsinler.” Nitekim de dünyanın genelinde Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki bu atmosfer oluştu ve arkadaşlarımız o insanları, kültürel değerleri ile fıtratlarıyla ve diğer özellik ve güzellikleri ile sevdiler, dost oldular, kardeş oldular.


O ülkenin insanları da arkadaşlarımızla kardeş oldular, arkadaş oldular, dost oldular. Şahsen ben, her gittiğim ülkede bunları gördüm. Artık arkadaşlarımız o ülkeden daha sonra ayrılsalar bile, bu irtibatlar asla kopmadı ve aynen devam ettirildi, halen de devam ettiriliyor.


Bu ülkelerin hiçbir idari, siyasi işlerine karışmadan bir insan olarak oralarda bulundular, halen de bulunuyorlar. Eğitim ve diyalog faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Böylece geleceğin dünyasının kavgasız, savaşsız, daha başka bir düşünce ve kaygı olmadan barış, karşılıklı sevgi ve saygı, herkesi kendi konumunda kabul etme gibi insani değerlerin pratiklerinin yapıldığı bir yer haline geldiğini gördük, görüyoruz. İnşallah gelecekte de bu güzellikleri görmeye devam edeceğiz.


İşte bütün bunlardan dolayı, bu futbol şampiyonalarında ve diğer benzeri aktivitelerde, sadece ben değil ama herhalde bütün arkadaşlarımız, iki ülkeden birisini tutmada zorlanıyorlar. Çünkü artık neredeyse hemen hemen bütün ülkelerde yerli ve sonradan gelen arkadaşlarımız, kardeşlerimiz var. Böyle olunca artık hepimiz, en başarılı hangi tarafsa o şampiyon olsun diye temenni ediyoruz. Ben de bu şampiyona esnasında aynı duygular içindeydim.


Geleceğin nesilleri de inşallah bu güzel yaklaşım ve davranışlarla kurulan bu insanlık köprülerinden geçecekler ve bu köprüleri ilk inşa eden insanları hayırla yâd edecekler, etmeye de başladılar. Çünkü bu ülkelere giden insanların hiçbir siyasi menfaat ve daha başka bir düşünce olmadan gittiklerini, oralarda kaldıklarını, oraların vatandaşları olduklarını artık herkes gördü, görüyor ve bundan sonra da görecek inşallah.


Gerek bu kupa karşılaşmalarında oynayan futbolcular, gerek diğer spor dallarındaki tanınan meşhur kişiler ve toplumun diğer kesimlerinde bilinen ve tanınan değerli insanlar, sadece bu yarışma ve aktiviteler esnasında değil ama, artık bir ömür boyunca, centilmenlik ve gerçek insani değerler yönünden kendi üstlerine düşen sorumlulukların bilinci içinde olmalıdırlar. Yaptıkları aktivitelerden emekli olanlar, o işi bırakanlar ve benzeri durumlardaki diğer insanlar, hayatları boyunca kazanmış oldukları bu kredilerin, statülerin hakkını yerine getirip, örnek olmaya bir ömür boyu devam etmeleri hem kendileri, hem de yaşadıkları toplum ve dünya için çok büyük bir önem taşır. Dünyanın geleceğinin barış içinde olması da işte bu yaklaşımlara bağlıdır.


Böyle davranmanın bilinci içinde olurlarsa onlar da hem bu dünyada saygı görürler, hem de öbür alemde Allah indinde kim bilir ne gibi mükafatlara sahip olurlar. Yoksa tanınan bu insanların daha sonraki gayriinsani, gayriahlaki, gayrihukuki davranışları, onların edindikleri bu statüleri insanlar nazarında kaybettirir ve “kendilerine yazık ettiler” dedirtirler. Bu durum da bu insanlara en yakın arkadaşları başta olmak üzere, onlara kılavuzluk yapabilen insanların sorumluluğu içindedir. İşte bu sorumluluk yerine getirildiğinde de o zaman onlar da ömürleri boyunca güzel örnek olarak görülürler, örnek alınırlar. Bunun da karşılığını öbür alemde Allah tarafından gözlerin görmediği, kulakların duymadığı şekilde kazanmış olurlar.


Tabii ki bu durum sadece sporcular ve toplumun değişik alanlarında tanınan insanlar için değil ama, bütün herkes için her zaman, her yerde geçerlidir. Bir insan tek başına hiçbir zaman kendisine yetemez. İnsanların hepsinin, kendilerini yanıltmayacak samimi insanlar, yani kılavuzlar bulmasının da önemi burada açığa çıkar.


Bu şampiyonada dikkatimi çeken ilk tespit buydu.


İkinci tespit de maalesef iki takım karşılaştığında, bazen çok ciddi kırıcı, yaralayıcı davranışlar olabiliyor. Bu bir spordur. Sporda da her şeyden önce centilmenlik ön planda gelir, gelmelidir de. Dolayısıyla bundan sonraki dünya şampiyonalarında, bu durumun dikkate alınarak herkese, özellikle gençlere iyi ve güzel misal olunması açısından, kırıcı ve yaralayıcı davranış göstermeyen, centilmence hareket eden futbolcular da tespit edilip onlara da “centilmenlik ödülleri” veya başka bir adla ödüller konulmalı, bunlar da özel bir törenle onlara verilmelidir. Böyle bir yaklaşım, bütün sporcuların bu konuya ciddi önem vermelerini sağlar.


Herkesin görebildiği şekilde yapılan haksız ve kırıcı davranışlar, bunları seyreden herkesi rahatsız ediyor. Eğer bu durum ciddiye alınıp gerçekleştirilebilirse, hem şampiyona daha da değerli bir seviye kazanmış olacak, hem de dünya çapında tanınan bu sporcuların centilmenlik yönleri de özellikle gençlere çok ciddi örnek olacaktır.


İsviçre milli takımının antrenörü Murat Yanık, Türkiye kökenli, İsviçre’nin Basel şehrinde doğmuş ve uzun yıllar futbola emek vermiş birisidir. Başarılı bir takım oluşturmuş, karşılaşmalardaki sakin ve soğukkanlı duruşuyla da herkesin dikkatini çekmiştir. Kendisini tebrik ederim.


Dikkatimi çeken ve beni özel olarak sevindiren ayrı bir husus da, bu kupaya katılan hemen hemen bütün ülkelerin takımlarında, o ülkede doğmuş büyümüş olmalarına rağmen, Afrika ülkeleri başta olmak üzere hemen hemen dünyanın birçok ülkesinden birkaç nesil önce göçle o ülkeye gelmiş ailelerin çocuklarının olmasıydı. Küreselleşen dünyada bu durum da ayrı bir zenginliktir.


Türkiye'de eskiden anlatılırdı. Bir Türk, hayatında ilk defa Afrika kökenli birisini görür ve dikkatli ona bakar. O insan da Türkün bu dikkatli bakışı karşısında; "Boyayı mı beğenmedin, boyacıyı mı?" der.


Bu sene yapılan karşılaşmaların Amerika, Meksika, Kanada gibi üç ülkeye yayılarak yapılması da çok güzel bir düşünceydi. Bunu düşünenleri de tebrik ediyorum.


Bundan sonraki yarışmalar da bunun benzeri iki veya üç, hatta daha fazla komşu ülkelerde yapılabilir. Böylece daha çok insan bu aktiviteleri canlı izleyebilir.


Tabii ki bu Dünya Kupası çok büyük bir organizasyon. Bu organizasyonun üyelerini tebrik ederim.


Farklı dikkat edilmesi gereken bir durum da, maçlarda özellikle hakemler ve FIFA organizasyon heyeti yönüyle en küçük bir taraf tutma bile asla olmamalıdır. Bu konuda bir şaibe olursa, insanlar nazarında bu organizasyon da ciddi zarar görür. Kritik pozisyonlarda kullanılan “VAR” sistemi de hem insanlara izah edilmeli, hem de objektif olarak herkes için aynı şekilde uygulanmalıdır. Bu konularda hiçbir şaibeye fırsat verilmemelidir.


Bu organizasyonun örnek olması açısından ayrı bir özelliği de, sadece futbolda değil ama bilimsel yarışmalar, sosyal etkinlikler, kültürleri farklı da olsa değişik milletlerin birbirlerini sevebilmelerine vesile olabilecek hayatın değişik kesimlerinde, uluslararası benzeri organizasyonlar yapılabilir, yapılmalıdır da. Böylece insanlar aktif kalır, birbirlerinden değişik faydalı şeyler öğrenirler. Genel anlamda da dünyada bu konulara karşı da bir ilgi uyarılır, bu ilgi de geliştirilerek, faydalı olması açısından gelecek nesillere aktarılır.


Her türlü siyasi, gayriinsani ve menfaat bekleme düşüncelerinden uzak, insanlara faydalı olabilecek, dünyanın barış adacıklarından oluşabilmesine vesile olacak her alandaki uluslararası aktiviteler teşvik edilmeli, canlandırılmalı ve insanlar daima aktif tutulmalıdır, tutulabilir de. Böyle bir yaklaşım, insanların hem bedenen hem de ruhen sağlıklı kalmalarına yardımcı olur.


Halihazır nesillere ilaveten, özellikle genç nesillere, gelecekte bu çerçevelerde yapılması gereken işler ve aktiviteler yönüyle çok büyük sorumluluklar düşmektedir.


Böyle bir uluslararası aktivitenin bana düşündürdükleri ve hatırlattıkları bazı değerlendirmeleri paylaşmıştım. Bu değerlendirmelerimi FİFA yöneticilerine, özellikle de FİFA Başkanı Sayın Giovanni INFATINO’ya da göndereceğim.


Rabbim hayırlara vesile kılsın.