ABD ve İsrail’in İran’a karşı operasyonun Rusya’ya bakan yönü

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak operasyonu ilk bakışta Moskova için olumsuz gibi görünebilir. Ancak jeopolitik açıdan bakıldığında bu çatışma Rusya’yı dört açıdan rahatlatıyor ve avantaj sağlıyor. Önce şu tespiti yapalım: ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan kapsamlı saldırısı Moskova’yı çok ama çok yakından ilgilendiriyor. Daha yakın zamanda Moskova ile Tahran arasında ekonomiden silah sanayiine kadar onlarca partnerlik anlaşması yapıldı. Yani iki ülke arasında stratejik ilişkiler son beş yıl ileri seviyeye taşındı. Bundan dolayı, Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını şiddetle kınayarak, bölgesel ve küresel güvenliğe yönelik tehdit olarak nitelendirdi.
Rusya, insani ve radyolojik felaket riskine karşı uyarıda bulunarak BM ve UAEA’yı olanları nesnel şekilde değerlendirmeye çağırdı. UAEA güvenceleri altındaki tesislere yapılan saldırı özel endişe yaratıyor ve nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini tehdit ediyor. Moskova’ya göre Washington ve Tel Aviv’in gerçek niyetleri silahların yayılmasını önleme görevlerinden uzak, attıkları adımlar diğer ülkeleri silahlanma yarışına itiyor. Bakanlık derhal diplomatik çözüme dönülmesi çağrısında bulundu ve Rusya’nın barışçıl adımlara katkıda bulunmaya hazır olduğunu teyit etti.
Ayrıca İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesi, bir BM üyesi ülkenin meşru liderinin hedef alınması uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı'na gönderdiği taziye mesajında olayı "tüm insanlık ahlakını ve uluslararası hukuk normlarını ihlal eden alaycı bir cinayet" olarak nitelendirdi. Önemli bir nokta olarak, Çin Dışişleri Bakanlığı da resmi açıklamasında "şiddetle protesto ettiklerini" ve yaşananları kınadıklarını duyurdu.
Dört açıdan Moskova rahatladı
1 ABD’nin ve Batının dikkatinin Ukrayna’dan Orta Doğu’ya kayması
Batı başkentlerinin dikkatleri Ukrayna konusundan şimdilik kopmuş vaziyette. Rusya açısından en önemli faktörlerden bir tanesi bu. Washington ve Batı askeri kaynakları nihayetinde sınırlı ve kapsamlı bir savaşın içine girmiş vaziyetteler. İran ile büyük bir kriz çıkınca ABD’nin askeri, diplomatik ve finansal odağı haliyle Orta Doğu’ya kaydı. Çatışma, ABD ve müttefiklerinin yapımı yıllar süren füze ve savunma sistemlerini tüketmesine yol açıyor. Sonuç olarak, ABD'nin İran operasyonu, Ukrayna'ya yapabileceği muhtemel askeri yardımı doğrudan etkileyecek. Ukrayna'ya yapılacak askeri yardımın, özellikle de uzun menzilli füzeler ve hava savunma sistemlerinin sevkiyatının genişletilmesi ihtimalini azaltıyor. Başka bir husus ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu'da harcadığı askeri malzeme, Kiev'in Batı'dan talep ettiği ancak bir türlü alamadığı silahların aynısı.
2 Enerji fiyatlarının yükselmesi
Geçmişte de olduğu gibi Orta Doğu’daki savaş riskleri genelde petrol ve gaz fiyatlarını hep yükseltti. İran-İsrail çatışması Hürmüz Boğazı ve Körfez petrolünü risk altına soktu. Bu da bölgeyle bağlantılı olarak petrol ve gaz fiyatlarını yukarı kaldırdı. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, küresel enerji piyasalarında şok dalgası yarattı. Avrupa'da doğalgaz fiyatları Ocak 2023'ten bu yana ilk kez 750 doların üzerine çıkarken, Brent petrol 90 dolara yaklaşarak Temmuz 2024'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Hindistan, olası tedarik kesintilerine karşı Rusya'dan petrol alımını artırmayı değerlendiriyor.
Avrupa doğalgaz piyasalarında fiyatlar keskin bir yükseliş yaşadı. Londra merkezli ICE borsasındaki verilere göre, Hollanda'daki TTF gaz hub'ında megavat saat başına fiyat 65 euroya ulaştı. Bu, bin metreküp doğalgaz için yaklaşık 750 dolara denk geliyor. Norveç Enerji Bakanı Terje Aasland, Avrupa Birliği'nin Rusya'dan doğalgaz ithalatını yasaklamaya yönelik tartışmaları yeniden açabileceğini söyledi. Aasland'ın açıklaması, Ortadoğu'daki krizin Avrupa'yı enerji arz güvenliği konusunda yeni arayışlara ittiğini gösteriyor.
Enerji fiyatlarındaki bu sert yükseliş, enflasyon endişelerini yeniden alevlendirerek Avrupa borsalarında satışlara neden oldu. Özellikle enerjiye bağımlı yoğun sektörler ve bankacılık hisseleri sert geriledi. Yani bu gelişmeler Rusya için, petrol ve gaz ihracatından daha fazla gelir manasına geliyor. Ayrıca Batı yaptırımlar konusunda tekrar düşünecektir.
3 Asya ve Orta Doğu ülkelerinin ABD’ye yaklaşımı değişecek
ABD ve İsrail’in İran’a saldırması, Asya ve Orta Doğu ülkelerinin ABD’ye yaklaşımını değiştirecek. Ve hatta Batı karşıtlığını artırabilecek. Haliyle ABD’nin bölgedeki diplomatik konumu zorlaşacak. Bu durum ise Rusya ve Çin’e yeni fırsatlar açacak. Küresel ”dengeleyici güç” arayışı artacak. Daha şimdiden Hindistan hükümeti, Ortadoğu'daki çatışmalar nedeniyle enerji tedarik yollarında yaşanabilecek aksamalara karşı harekete geçti. Hindistanlı yetkililer, Rusya'nın ülkenin enerji güvenliğinde yeniden kilit bir rol oynayabileceğini ve sevkiyata hazır ek petrol tankerlerinin kısa sürede yönlendirilebileceğini ifade etti. Bu gelişme, Rusya'nın Ortadoğu krizinden en büyük kazançlı çıkan ülkelerden biri olabileceği yorumlarını güçlendiriyor. Ayrıca bu hafta, Hindistan Savunma Bakanlığı, Rusya'dan dikey rampalı Ştil hava savunma sistemleri satın almak için 238 milyon doları aşan bir sözleşme imzaladı. Anlaşma, Hindistan Donanması'nın çok katmanlı hava savunma mimarisini güçlendirmeyi hedefliyor.
ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, Çin ile Rusya arasındaki stratejik yakınlaşmayı daha da güçlendiriyor. Çin’in deniz yoluyla ithal ettiği petrolün yaklaşık %13,4’ünü İran’dan sağlıyordu. Bu nedenle ABD’nin saldırıları, Çin’in enerji tedarik zinciri açısından ciddi riskler barındırıyor. Olası bir tırmanma, Çin ekonomisi için kritik önemdeki petrol akışını sekteye uğratacak. Gerginliğin artması üzerine Moskova ve Pekin’in eş zamanlı olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdığını görmek gerekir. BM Güvenlik Konseyi nezdindeki bu diplomatik hamle, iki ülkenin İran konusundaki koordinasyonunu ortaya koyuyor. Sonuç olarak iki dev ekonomi Çin ve Hindistan, enerji ihtiyacını yeni fiyatlarla Rusya’dan karşılamak durumunda olacaklar.
4 Rusya’nın rakipleri ABD ve AB, bu kriz ile zayıflayacak
Rusya, doğrudan savaşmadan ABD’nin ve AB’nin açılan başka bir cephede yıpranmasını izleyecek. Washington hem maliyetli çatışma ile hem de imaj kaybı ile jeopolitik zayıflama yaşayacak. AB ise ucuz enerji temini yapamadığı için enflasyon artışları görecek. Ayrıca küresel ticaretin düşme riski artmış oldu. ABD ve müttefikleri artık iki cepheli bir savaşın ortasında kalmış durumda. Bir yandan Ukrayna'ya destek vermeye çalışırken, diğer yandan İran'la doğrudan çatışmanın içindeler. Bu durum, Batı'nın kaynaklarını ve dikkatini bölerken, Rusya'ya eşsiz bir stratejik fırsat sunuyor.
Tahran yönetimi, gücü yettiğince savaşın maliyetinin sadece ABD ve İsrail için değil, onların bölgesel müttefikleri için de ne kadar ağır olabileceğini göstermek istiyor. Hedef, kişisel olarak Donald Trump ile de bağları olan Körfez ülkeleri liderlerinin, operasyonun durdurulması için Washington'a baskı yapmasını sağlamak. Enerji savaşının kızıştığı bir ortamda, Donald Trump'ın retoriği de giderek sertleşiyor. Trump, İran'ın misillemelerine rağmen operasyonun daha başlangıç aşamasında olduğunu ima ederek, "Büyük dalga yakında gelecek" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD'nin önümüzdeki günlerde İran'a yönelik çok daha kapsamlı bir askeri harekata girişebileceği şeklinde yorumlanıyor. İran'ın enerji altyapısına yönelik saldırıları, çatışmayı Ortadoğu sınırlarının çok ötesine taşıyarak küresel ekonomiyi tehdit eden bir enerji savaşına dönüştürme potansiyeli taşıyor.
Sonuç olarak, ABD ve müttefikleri, İran'a karşı Ukrayna'ya gönderilmesi planlanan kritik savunma sistemlerini kullanıyor. Washington'un odağı Kiev'den Tahran'a kayarken, Ukrayna ikinci plana düşme riskiyle karşı karşıya. Artan enerji fiyatları, Rusya'nın petrol ve gaz ihracatından elde ettiği geliri doğrudan artırıyor. Kriz, Çin ve Hindistan'ın Rusya'dan daha fazla alım yapmasına yol açıyor. Bu da hem küresel fiyatlardaki artıştan hem de Rus petrolüne uygulanan iskontonun azalmasından dolayı Moskova'nın daha fazla kazanması anlamına gelir. Piyasalardaki bu beklenti, Rus petrol şirketlerinin hisselerine de olumlu yansıdı. Rosneft'in hisseleri %9,5, Lukoil %6, Gazprom ise %3'e varan oranlarda değer kazandı.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

ABDULLAH AYMAZ

HÜSEYİN ODABAŞI

KADİR GÜRCAN













