'AfD yasaklansın'! Alman siyasetçileri bölen tartışma!

Almanya’nın en popüler iki siyasetçisi Boris Pistorius ile Cem Özdemir, aşırı sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) bazı eyalet teşkilatlarının yasaklanması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru sürecinin başlatılması çağrısı yaptı.
Sosyal Demokrat Partili (SPD) Savunma Bakanı Boris Pistorius ile Yeşiller Partili Baden-Württemberg Başbakanı Cem Özdemir, geniş yankı uyandıran bu çağrıyı cuma günü Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinde yayımlanan makale ile yaptı.
Çağrının, 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak ve anketlerin aşırı sağcı AfD’nin tek başına iktidara gelebileceğine işaret ettiği seçim öncesinde yapılması dikkat çekti.
NAZİ DÖNEMİNE ATIF YAPTILAR
İki siyasetçinin makalesi, “Hitler ve NSDAP 1933’te iktidara gelmemiş olsaydı, 20. yüzyılın tarihi nasıl şekillenirdi? 1930’da Nazilerin, Weimar Cumhuriyeti’ni yıkma niyetini belgelemekle kalmayıp, yasaklanmaları için dava açılması için ısrar eden hukukçu Robert Kempner’in önderliğindeki bir grup Prusyalı memurun sözlerine kulak verilseydi ne olurdu? Peki ya Heinrich Brüning başkanlığındaki İmparatorluk Hükümeti, ‘henüz nihai bir tutum alamayacağız’ diyerek Nazilerin yasaklanması sürecini reddetmemiş olsaydı ne olurdu?” soruları ile başlıyor.
Bu soruların hemen ardından “Bütün bunlar, diktatörlüğü, savaşı ve Yahudi Soykırımı’nı engeller miydi bilmiyoruz” ifadelerine yer veren iki siyasetçi, sözlerini “Ama şunu biliyoruz: Denenmemiş yol bırakılmamalıydı” diye sürdürüyor.
AfD ile NPD’NİN BENZERLİKLERİ
Günümüzde de Almanya demokrasisinin aşırı sağ tehdidi ile karşı karşıya bulunduğunu belirterek, aşırı sağcı AfD’nin bazı eyaletlerdeki teşkilatlarının iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken iki siyasetçi, 2017 yılında Federal Anayasa Mahkemesi’nin aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti’yi (NPD), “Nasyonal Sosyalizm ile özünde benzer olan ve insan onurunu hiçe sayan bir parti” olması nedeniyle Anayasaya aykırı bir parti olarak sınıflandırdığını anımsatıyor.
“NPD’nin yasaklanmamasının tek nedeni vardı: Hedeflerine ulaşamayacak kadar önemsiz bir siyasi parti olması” ifadelerini kullanan Pistorius ve Özdemir, AfD için bu argümanın geçerli olmadığını kaydediyor.
Anayasa Mahkemesi’nin NPD hakkındaki kararının yeniden dikkatle okunması gerektiğini savunan iki siyasetçi, “Bu kararda, Höcke (AfD’nin önde gelen siyasetçilerinden, partinin Thürinden Eyalet Örgüt Eş Başkanı Björn Höcke) kanadının ideolojisinden hiçbir şekilde farklı olmayan bir milliyetçi ideoloji tanımlanıyor” vurgusunu yapıyor ve NPD’den farklı olarak AfD’nin “hiç de önemsiz bir parti olmadığının” altını çiziyor.
Makalede, 2017 yılında NPD’yi kurtaran argümanın, yani söz konusu partinin “hedeflerine ulaşamayacak kadar önemsiz olmasının” günümüzde AfD için geçerli olmadığı belirtilirken bunun AfD’nin Federal Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi için güçlü bir gerekçe oluşturduğu ifade ediliyor.
YETERLİ VE SOMUT KANITLAR MEVCUT
AfD’nin farklı eyalet teşkilatlarının söylem ve vaatlerinin mercek altına alındığı yazıda, ırkçı ve ayrımcı söylemleri ile insanlık onurunu hedef alan, toplumu ‘biz gerçek Almanlar’, ‘biz gerçek halk’ retoriği ile bölen milliyetçi kanadın ideolojisinin özgürlükçü demokratik Anayasal düzene oluşturduğu tehditler sıralanıyor.
Bu kanadın demokrasiyi hor gördüğüne ve Anayasal düzeni tehdit ettiğine işaret eden Pistorius ile Özdemir, Björn Höcke ve çevresindekilerin bu ideolojiyi benimsediğine dair yeterli ve somut kanıtların mevcut olduğunu belirtiyor.
DEMOKRASİNİN KENDİNİ SAVUNMASI BİR ZORUNLULUK
Anayasayı kaleme alanların, özgürlükçü ve demokratik düzenin yıkılmasını önlemek amacıyla siyasi partilerin yasaklanmasına imkân tanıdıklarına dikkat çeken iki siyasetçi, partilerin yasaklanmasının istisnai bir durum teşkil ettiğini vurgulamakla birlikte, bunun demokrasinin kendisini savunması için hayati öneme sahip hukuki bir araç olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor.
“Demokrasimizin varlığını sorgulayan ve tehdit eden bir siyasi partinin Anayasaya uygunluğunun hukuki olarak incelenmesi bir zorunluluktur” görüşünü savunan iki siyasetçi, bu hukuki süreci başlatma sorumluluğunun Federal Hükümete, Federal Meclise veya Federal Konseye ait olduğunu ve başlatılması için de mecliste nitelikli çoğunluk gerektiğini hatırlatıyor.
MAZERETİMİZ YOK; NELER OLABİLECEĞİNİ BİLİYORUZ
En kısa zamanda, AfD’nin Thüringen, Saksonya, Saksonya-Anhalt ve Brandenburg eyalet teşkilatlarındaki ırkçı-milliyetçi yapılara odaklanılarak bir yasaklama sürecinin başlatılması çağrısını yapan Pistorius ve Özdemir, “Bu adım hukuken mümkündür, kanıtlarla desteklenmektedir ve Anayasanın da bir gereğidir” dedi.
“Ülkemizi seviyoruz. Onu var gücümüzle savunalım!” cümlesi ile biten makalede iki siyasetçi şu çarpıcı ifadelere de yer veriyor:
“1920’lerin sonundaki seleflerimiz, nelerin yaşanacağını, Nazilerin Almanya’yı ve tüm dünyayı nasıl bir felakete sürükleyeceğini ve kaç milyon masum insanın öldürülüp katledileceğini bilemezlerdi. Bizim ise böyle bir mazeretimiz yok. Nelerin yaşanabileceğini biliyoruz. ‘Bir daha asla’ diye söz verdik. Özgürlüğümüz, demokrasimiz ve hukuk devletimiz için sorumluluk taşıyoruz.”
Almanya’da, önde gelen siyasilerin halk nezdindeki popülaritesini belirlemek için düzenli aralıklarla yapılan kamuoyu araştırmasına göre güncel olarak Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ilk sırada, Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Cem Özdemir ise ikinci sırada yer alıyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

NUMAN YILMAZ YİĞİT

ERTUĞRUL İNCEKUL

HÜSEYİN ODABAŞI

Nebati'nin gözlerindeki ışıltının kaynağı KKM sıfı...

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: ABD ile diplomasiyi ...

Üniversite hastanesinde 15 milyon liralık ilaç çal...

Aşırı sıcakların ardından Fransa fırtınaya teslim:...

İmamoğlu'ndan, Akın Gürlek'in sorusuna yanıt: Yüre...






