Ağaç kökü mü yiyecekler? On emekliden 9'u temel ihtayaçlarını karşılayamıyor!

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Çarşamba, Mayıs 13 2026
Paylaş
X Post
Forum Enstitüsü’nün Mayıs 2026’da yayımladığı araştırma, Türkiye’de emekliliğin geçim güvencesi olmaktan uzaklaştığını ortaya koydu. Araştırmaya göre emeklilik sonrası çalışanların yüzde 89,4’ü geçim zorunluluğu nedeniyle çalışıyor, emeklilerin yüzde 66’sı borçlu durumda. Katılımcıların yüzde 76’sı maddi yetersizlik nedeniyle sosyal etkinliklere katılamadığını, yüzde 78’i ise devletin emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamadığını belirtti. Veriler, emekli yoksulluğunun bireysel değil, giderek büyüyen yapısal bir sorun haline geldiğini gösterdi.
Ağaç kökü mü yiyecekler? On emekliden 9'u temel ihtayaçlarını karşılayamıyor!

Forum Enstitüsü’nün “Türkiye’de Emekli Yoksulluğu” araştırması, emeklilerin geçim krizini çarpıcı verilerle ortaya koydu. Araştırmaya göre emeklilik sonrası çalışanların yüzde 89,4’ü geçim zorunluluğu nedeniyle çalışıyor, emeklilerin yüzde 66’sı aktif borç taşıyor. Katılımcıların yüzde 76’sı maddi yetersizlik nedeniyle sosyal etkinliklere katılamadığını, yüzde 78’i ise devletin emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamadığını belirtti. Veriler, emekli yoksulluğunun artık bireysel değil, yapısal bir toplumsal sorun haline geldiğini gösteriyor. Araştırma, Türkiye’de emekliliğin çalışmadan sürdürülebilen bir dönem olmaktan uzaklaştığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 88,8’i ise “çalışmadan temel ihtiyaçlarımı karşılayamam” dedi.

Araştırma, 12 bölgeyi kapsayan 400 anket ve 40 emekliyle yapılan derinlemesine görüşmeye dayanıyor. Çalışma, emeklilerin yalnızca gelir kaybıyla değil; borçluluk, kayıt dışı çalışma, sağlık hizmetine erişim, barınma sorunu ve sosyal hayattan kopma gibi çok boyutlu bir yoksullukla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre emeklilik sonrası çalışanların yüzde 28’i haftada 46 ile 60 saat arasında çalışıyor. Yüzde 40’ı ise ayın neredeyse tamamında, yani 26 ila 30 gün çalışıyor. Çalışan emeklilerin yüzde 56,6’sı tam zamanlı çalışırken, yalnızca yüzde 38’inin sosyal güvencesi bulunuyor. Geriye kalan yüzde 62 ise sigortasız ve kayıt dışı koşullarda çalışıyor.
“Emekli maaşım 7 yılda buharlaştı”

Araştırma koordinatörü Doç. Dr. Derya Kömürcü, tabloyu şu sözlerle özetledi: “Emekli olmak artık çalışmaktan çıkmak anlamına gelmiyor. Çoğu durumda daha düşük gelirle, daha güvencesiz koşullarda ve daha ileri yaşlarda çalışmaya devam etme zorunluluğunu ifade ediyor.”

Araştırmada katılımcıların ortalama emekli aylığı yaklaşık 25 bin 600 TL, ortalama hane geliri ise yaklaşık 55 bin TL olarak hesaplandı. Bu tablo, emekli aylığının hane gelirinin yalnızca yarısını karşılayabildiğini gösterdi. Aylıkların önemli bölümü 19 bin 500 TL ile 21 bin 999 TL bandında yoğunlaştı. Emekli aylığı dışında kira, faiz ya da ikinci bir gelir kaynağına sahip olanların oranı ise yalnızca yüzde 27,3’te kaldı.

Görüşülen bir emekli, maaşlardaki alım gücü kaybını şu sözlerle anlattı: “Yedi sene önce emekli maaşımla iki tane cumhuriyet altını alıyordum. Şimdi bir tane bile almıyor. Cebimdeki iki tane cumhuriyet altından biri herhangi birinin eli cebime girmeden kayboldu. Çalındı da diyebilirsin, buharlaştı da diyebilirsin.”

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri borçluluk oldu. Katılımcıların yüzde 66’sının aktif borcu bulunuyor. Borcu olan emekliler arasında kredi kartı borcu bulunanların oranı yüzde 98,6’ya ulaştı. Kadın emeklilerde borçluluk oranı yüzde 74,2 ile erkeklerdeki yüzde 63,8’lik oranın üzerinde gerçekleşti.

Görüşülen bir emekli, borç döngüsünü şu sözlerle ifade etti: “Her ay kart borcunu ödemem gerekiyor. Onu ödüyorsun sonra yine borç oluyor. Yine onu ödüyorsun, bu döngü böyle gidiyor. Zaten borcun çoğu da kartlarla ilgili.”

Araştırmaya göre emekliler için borç, lüks harcamanın değil, zorunlu giderleri karşılamanın aracı haline geldi. Katılımcıların yüzde 47’si acil bir durumda bir ay içinde 20 bin TL bulamayacağını belirtti. Kararsız kalanlarla birlikte bu oran yüzde 56’ya yükseldi. Beklenmedik masrafları karşılayabileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 42,6’da kaldı. Kadınlarda bu oran yüzde 33,3’e, dul ve bekar emeklilerde ise yüzde 25’e kadar düştü.
Barınma giderleri ağır yük!



Emekli yoksulluğunun sosyal hayata etkisi de araştırmaya yansıdı. Katılımcıların yüzde 76’sı maddi yetersizlik nedeniyle sinema, misafirlik ya da çay bahçesi gibi sosyal etkinliklere katılamadığını söyledi. Kadın emeklilerde bu oran yüzde 84,9’a yükseldi. Barınma ve ısınma giderleri de emekliler için ağır bir yük haline geldi. Katılımcıların yüzde 30,5’i kiracı olduğunu belirtti. Kadın emeklilerde kiracılık oranı yüzde 42’ye çıkarken, boşanmış ya da bekar emeklilerde bu oran yüzde 55’in üzerine yükseldi. Kış aylarında ısınma giderlerini karşılamakta zorlanan ya da çok zorlananların oranı yüzde 76,2 oldu.

Araştırmaya göre emeklilerin yüzde 74’ü gelecek konusunda kaygılı. Katılımcıların yüzde 47,3’ü “genel olarak hayatımdan memnunum” ifadesine katılmadı. 65 yaş ve üzerindekilerde bu memnuniyetsizlik oranı yüzde 51,2’ye yükseldi. “Devlet emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamaktadır.” ifadesine katılmayanların oranı yüzde 78 olurken, devletin yeterli güvence sağladığını düşünenlerin oranı yalnızca yüzde 14’te kaldı.
Emekli yoksulluğu yapısal bir sorun haline geldi

Görüşülen bir emekli, emeklilik hakkına ilişkin tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Emeklilik hakkı anayasal bir haktır. Maaşımdan kesip alıyorsan, 25 yılı bitirip emekli olduğumda insanca yaşayacağım ücreti bana vermek zorundasın. Bu ülkenin kaynakları buna elverişli. Sadece bir paylaşım sorunu, verilen sözü yerine getirmeme sorunu.”

Araştırmanın sonuç bölümünde, emekli yoksulluğunun marjinal bir sorun değil, Türkiye’nin demografik dönüşümüyle birlikte kapsamı genişleyen yapısal bir toplumsal mesele olduğu vurgulandı. TÜİK verilerine göre 2025’te 65 yaş ve üzeri nüfus 9 milyon 583 bine ulaştı. Yaşlı nüfus son beş yılda yüzde 20,5 arttı. Resmi projeksiyonlara göre yaşlı nüfus oranının 2030’da yüzde 13,5’e, 2040’ta ise yüzde 17,9’a yükseleceği öngörülüyor.

Emekli yoksulluğunun çalışma hayatındaki ağır sonucu da verilere yansıdı. Dünya Sağlık Örgütü’nün 65 yaş ve üstünü yaşlı olarak kabul eden tanımına göre, 2025’ten bu yana geçen 15 ayda en az 145 yaşlı işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Bu tablo, emeklilik döneminin birçok kişi için dinlenme değil, geçim baskısı altında güvencesiz çalışma dönemi haline geldiğini ortaya koydu.

En Çok Okunanlar

Safvet Senih

SAFVET SENİH

Ertuğrul İncekul

ERTUĞRUL İNCEKUL

Arif Asalıoğlu

ARİF ASALIOĞLU

Abdullah Aymaz

ABDULLAH AYMAZ

Hüseyin Odabaşı

HÜSEYİN ODABAŞI

ÇOK OKUNAN HABERLER